Anılarımızdaki Hopa – Hasan Azaklı

0
290

Hasan Azaklı*

Çocukluğunu yaşadığımız, kültürlendiğimiz, sevdalandığımız Hopa’mızın geçmiş yaşantısını anlatmak, yazmak en doyumsuz çalışmalardan birisi benim için.

Hopa’nın sinemaları

1960’lı yıllarda yaz aylarında ailecek toplanan çayları o dönemde sadece bir kaç alım yerinden biri olan, şimdinin  çay deposu olarak kullanılan yerin üzerinde bulunan Hopa Çay atölyesindeki yere verdikten sonra gece yazlık İpek Sineması’nda elimizde dondurmalarla film seyretmek, Sundura Yeni Mahalledeki Lostar Sineması’nda kovboy filmlerini izlemek, Hükümet Konağı yanındaki Yıldız Sineması’nda yeşilçam yapımlarını seyrederken çekirdek çıtlatmak…

1970’li yıllarda Termik Sineması’nda termiği inşaa eden Almanlar, termikte çalışan ve Türkiye’nin her yerinden gelen güzel insanlarla birlikte doyumsuz filim izlemek Hopa’daki sinema kültürünün unutulmaz anılardan birisidir.

Eski iskele ve Peromacılar

Eski iskele tahta kalaslarla yapılı olup daha sonra 1950’li yılların sonunda şimdiki betonarme olarak inşa edilen Hopa iskelesine Osmanlı döneminden  beri yanaşan vapurlara Kars ve Ardahan’dan getirilen büyükbaş ve küçük baş hayvanların o yıllarda  yapılaşmamış Sundura düzünde arazi kiralanarak günlerce  konuşlandırıldıktan sonra sırası gelen sürülerin mavnacılar kanalı ile bindirilmesi, kömür getiren gemilerle askere gidenlerin uğurlanması, posta gemileri ile postalık eşyaların Peromacılar(kayıkçılar)tarafından indirilip bindirilmesi ayrı bir güzellikti.

O yıllarda taşımacılıkta en güzeli Hopa’ya gelen yolcu vapuruna İstanbul’a, Samsun’a, Zonguldak’a gidecek yolcuların gurbete uğurlanması veya gurbetten gelen yolcuların yine Peromacılar tarafından eşyaları ile birlikte vapurdan iskeleye indirilip bindirilmesi ayrı bir şenlikti.

Hopa’nın cefakar şoförleri

Bu ulaşım hareketliliği organizasyonunda o dönemde Hopa’da Peromacılar(kayıkçılar) ve mavnacılar cemiyeti kurumsal olarak çok önemli görevler üstlenmiş durumdaydı. Hopa’da köylerden şehir merkezine ulaşımda eski Kemalpaşa-Sarp yolunun  kıvrımlı virajlarında ve de stabilize yollarında, Sarp’tan Hopa’ya  yolcu taşıyan minibüsçü Ahmet ve otobüsçü Miraç ile Makriyal’dan (Kemalpaşa) yolcusunu alıp Hopa’ya getiren ve öğleden sonra tekrar en geç saat 13.00’te Hopa’dan dönüş yolculuğunu başlatan Kurtuluş İdris o yılların emektar ve unutulmaz simalarındandı. Hele Kurtuluş İdris’in yol boyu vatandaşlardan aldığı siparişleri yazmadan sadece aklında tutarak eksiksiz olarak alıp sahiplerine ulaştırması hiç unutulmayacak bir anıdır.

Hopa’da şehir içi ulaşım hizmeti veren o yıllardaki tek taksi durağı olan Hudut Taksi durağını ve bu durağın cefakar şoförleri Vahit Ataselim, Seyfi Kapucu, Cengiz Sezer, Atila Tamer, Cant İlhan, Neşet Mısırlı’yı anmamak geçmek olmaz.

Hopa’dan yaylaya türkülerle yolculuk

Hopa deyip Hopa’da yayla kültürüne değinmemek ve anmamak Hopa’ya büyük haksızlık olacaktır. Ta nisan ayı başlarından küçük baş hayvanların kara yolunu takip ederek yaylaya yayan getirilmeye başlanması ve sürü sahiplerinin gündelik eşyalarının ve çadırlarının at sırtında kendilerinin  bir kişi önde bir kişi arkada çoban köpekleri ile birlikte sürülerini konaklaya konaklaya, otlata otlata temmuz ayında yaylada olacak şekilde  yola revan olmaları ayrı bir güzellikti. Bunun dışında yaylaya kamyon üzerinde Büyük baş hayvanları, sobaları, günlük kullanacakları kap ve kacakları, yatak ve yorganları ile birlikte çoluk çocuk ailecek yayla yollarına düşmek ve gidilen yol boyunca;

Nanni nanni aman aman,
giden gemi duru mi?
Nanni Nani yar
Dursa liman bulur mi?

Ayağunda çoraplar,
kuzi yunindan midur?
elundaki çiçekler,
Artvin gülindan midur?

gibi türküleri karşılıklı söyleyerek yayla yolarını tüketirdiler.

Çaydan önce Hopa

Hopa’da çay tarımı gelmeden önce, ekilen mısır tarlalarında mısırların arasında saklambaç oynamak, yerel demir elmalarını kışın sobada fırında pişirerek yemek, toplanan siyah üzümlerden pekmez ve kümeler yapmak, mandalina ve portakallarla kışın ağzımızı tatlandırmak, ekilen ve hasat edilen pirinçleri dibeklerde ayrıştırarak yiyeceğe hazır hale getirmek..

Toplanan mısırları kurutmak ve ayıklamak, tohumlukları gelecek yıla saklayıp, kalan mısırı o dönemlerde bolca olan su değirmeninde öğütüp un yapmak önemli tarımsal faaliyetlerdendi.

Özellikle mısır tarlalarını belleme ve kazıma zamanlarında imece ile türkülerle tarlaları belleyip kazımak dostluğun ve yardımlaşmanın en güzel haliydi. Mısırın yanı sıra fındığın da ayrı bir ekonomik değeri bulunmaktaydı. Fındık toplamadan önce altını temizlemek, fındığı toplamak, toplanan fındıkları evlerde akşamları imece ile yemekli içmeli ve atma türkülerle seçmek ayrı bir etkinlikti.

Hopa’da zengin sinema kültürü yanı sıra, şimdilerde dede ve nine olmuş insanların  gençliklerinde nişan ve düğünlerinde Bizimkiler Orkestrası’nın çaldığı parçalarla mutluluklarını yaşamalarını unutamayız.

Hopa’da müzik ve spor

Hopa’da müzik alanında o yıllarda emek veren müzik emekçilerinden Özer Kasımoğlu, Tuncer Güven, Naim Kapucu, Ercan Kapucu, Aydın Yazıcı, Kazım Abay, Ertuğrul Kapucu, Mehmet Yıldırım, Turan Şentürk ve adını hatırlayamadığımız diğer abilerimizi de unutmamak ve onları yad etmek üzerimizde bir borç olarak durmaktadır.

Sportif faaliyetlerde de 1930’lu ve 1940’lı yıllarda Hopa’dan İstanbul’a kürek yarışmasına gidip madalya ile dönen Ortahopalı ve Bucaklı gençlerin oluşturduğu kürek takımını, ayrıca futbol takımını, boksta ve güreşte Avrupa  ve Balkan şampiyonalarında boy göstermiş gençlerimizi hatırlatmak tarihsel bir görev olarak önümüzde durmaktadır.

*Emekli İlköretim Müfettişi, Eğitimci Yazar