Artvin’de “Yaşam Alanlarımızı Savunalım” çalıştayı: İnsanın da doğanın da sömürüsüyle mücadele

0
555

ÖDP Artvin İl Örgütü’nün düzenlediği “Yaşam Alanlarımızı Savunalım” çalıştayına ilgi yoğun oldu. Çalıştayda bölgedeki doğa talanı hem hukuki hem siyasi hem de ekolojik olarak ele alındı.

Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Artvin İl Örgütü’nün Baro Sosyal Tesislerinde düzenlediği “Yaşam Alanlarımızı Savunalım” çalıştayı büyük bir ilgiyle gerçekleşti.

ÖDP Artvin İl Örgütü’nün “Yaşam Alanlarımızı Savunalım” çağrısıyla düzenlediği çalıştay Artvin’de Mevcut Durum ve Bekleyen Tehlikeler, Ekolojik Yıkımla Mücadele ve Yaşam Alanlarımızın Savunulmasına dönük Yerel Deneyimler başlıklı 3 ayrı oturumla sona erdi.

ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş’ın açılış konuşmasını yaptığı çalıştayda, TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi Cemallettin Küçük, TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Cevahir Efe Akçelik, ÖDP Artvin İl Başkanı Mahmut Zeytinci, Avukat Halis Yıldırım ve Prof.Dr. Aykut Çoban konuşma yaptı. Ayrıca CHP İl Başkanı Uğur Yücel Kurt, Halkevleri, Yeşil Artvin Derneği, Eğitim-Sen, TMMOB, Şavşat Derelerin Savunması Platformu, Ardanuç Derelerin Savunması Platformu, Karadeniz İsyandadır Platformu da çalıştaya katılım gösterdi.

Açılış konuşması yapan Alper Taş, çalıştayı Artvin’e ihanet edenlerin karşısında, ihanet etmeyenlerin temsilcilerinin bir buluşması olarak nitelendirdi. Söz edilen ihanet kavramının Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ait olduğunu belirten Taş, Erdoğan’ın geçen aylarda İstanbul’da yaptığı bir konuşmasında “Kentlere ihanet ettik” söylemini hatırlattı.

Kentleri yaşanmaz hale getirdiler
Taş şöyle devam etti; “Yirmi üç yıldır kentleri yönetiyorlar, İstanbul’u yönetiyorlar, İstanbul’a 23 yıldır ihanet ettik sözünü kullandı, tabi bu söz deniz bittiği için, kullanacak lafları ve anlatacak hikâyeleri kalmadığı için yeni bir hikâye yazmak istedikleri için kullanıldı. Kentleri yaşanılmaz hale getirdiler. İstanbul göç alan bir kentken şimdi göç veren bir kent oldu. Artık insanlar İstanbul’dan kaçmaya başladı.”

Taş sözlerini şöyle noktaladı: “21. yüzyılın devrimciliği sosyalizmi ve insanlığı doğanın sömürüsüne karşı da mücadeleyi içeriyor, içermek zorundadır. Şimdi devrimcilik ve sosyalistlik hem insanı hem de doğayı özgürleştirmektir. Bu çalıştayımızın amaçlarından biri de bu mücadelelerde birikimlerimiz ortaya koyup hem insanın hem doğanın sömürülmesine karşı mücadeleyi nasıl yürüteceğimize dair bir yaklaşımı ortaya koyabilmektir.”

‘Artvin’i bekleyen tehlike ve ekolojik dönüşüm’ başlıklı sunumunu yapan Cemalettin küçük konuşmasına mühendisliğin toplumsal olaylardaki önemini anlatarak başladı ve Artvin’i bekleyen tehlikelerin hem siyasal hem de fiziksel yönlerinin sundu. Rize’de görülen Cerattepe davasında mahkemeye karşı bunun bir siyasi dava olduğunu ifade ettiğini söyleyen Küçük, “Artvin’in merkezi ve bütün ilçeleri dahil olmak üzere bütün Artvin ilinin Türkiye siyasal haritasından koparılıp fiziksel olarak yönetiminin bir şirkete verilme davasıdır ve bunu burada net yaşamaya başladınız bundan sonra da çok sert yaşayacaksınız” dedi.

Turizm adı altında doğa talanı
‘Artvin-Kafkasör-Atabarı Bölgesi Uygulama İmar Planları’ hakkında sunum yapan Cevahir Efe Akçelik, Doğu Karadeniz’de ekolojik yıkımın HES, baraj inşaatları, madencilik, Karadeniz sahil yolu, deniz dolgu alanları, yayla yolları gibi inşaat faaliyetleriyle sürdüğünü söyledi. Sson 3-4 yıldır da turizm adı altında yapılan projelerle talanın yeni bir boyut kazandığını ifade eden Akçelik ’turizm’ adı altında yapılacak olan bu projelerin Artvin’e ne gibi bir etkisi olacağını anlattı.

Bölgeye turist gelmesine karşı olmadıklarını ifade eden Akçelik konuşmasını şöyle sonlandırdı: “Dünyanın hiçbir yerinde yaylalara, dağa çıkan insanlar oradaki 5 yıldızlı otellerde konaklama ihtiyacı duymuyor ya da ‘Yaylada bir AVM’ye gideyim’ demiyor. İnsanlar buralarda çadır kurmak, daha sessiz ve sakin kalmak istiyor. Eğer turist gelecekse Artvin’in mevcut doğa güzelliğinin görmeye gelsin.”

Akçelik’in ardından Mahmut Zeytinci de ‘Plansız Kentleşme ve Artvin’ başlığıyla sunum yaptı. Artvin halkı olarak doğanın getirdiği kurallara uyum sağladıklarını ve meraların sadece otlak olarak kullanıldığını belirten Zeytinci, “Yaylaları otel yapmak için kullanmıyoruz, vadilerimizi yalnız sebze meyve yetiştirmek için kullanıyoruz, oralara baraj yapmak için değil. Şehirlerimizi karnımızı doyuracak şekilde bahçeli evlerle oluşturmuşuz geçmişte, apartman yapmak için değil” dedi.

“Artvin’deki madeni işletmek, paraya döndürmek hırsına karşı yapacağımız iki şey var ya buna razı olacağız ya da itiraz edeceğiz” diyen Zeytinci, “Kurtuluşumuz yaşadığımız çevreye sahip çıkmakta” diyerek sözlerini bitirdi.

Dünya sinyal verecek hale geldi
‘Yaşam Alanlarımızın Savunulmasında Hukuk Mücadelesi’ başlığıyla sunum yapan Avukat Halis Yıldırım ise 4.5 milyar yıl olarak değerlendirilen dünyanın var olma süreci içinde birkaç jeolojik devrin geçtiğini ve 18. Yy’daki Sanayi Devriminden sonra 300 yıl içerisinde fevkalade bir hızla büyüme, hızla gelişme adı altında perişan edildiğini ve bu üç yüz yılın son elli yılında dünyanın sinyal verecek hale getirildiğini dile getirdi.

80. Madde şirketleri koruyor
Su gibi doğadaki her şeye meta gözüyle bakan ve fiyatlandıran egemen kapitalist sermaye için doğa, bitki, hayvan, insan, canlı ve cansız tüm varlıkların parasal değerinin dışında hiçbir anlamının olmadığını, bazen çevre bilinci gelişmiş halkların basıncıyla temel hak ve özgürlükler alanındaki toplumsal kültürel birikimin kapitalizmin uygulamalarında ton farkı olarak kendini hissettirdiğini ifade eden Yıldırım torba yasayla getirilen 80. Madde konusuna değindi. “80. Madde, Bakanlık tarafından uygun görüldüğü zaman stratejik ve gereklilik adı altında bütün projelerin yapılabilmesi ve bunların ÇED süreçlerinden muaf tutulmasıdır” diyen Yıldırım “Şirketlerin yararı için kamu mallarını, binlerce yıllık tarihi olan olguları kendisinin istediği gibi tasarrufta bulunabileceği bir şekle dönüştürüyor” sözlerini kaydetti.

Artvin’in ilçelerinde yapılmak istenen HES’lerin davalarına ilişkin konuşan Yıldırım, ‘Şavşat HES’ ile ilgili 2012 yılında açtıkları dava sürecinden bahsetti. Dava süresince halk tarafından bir sahiplenme olduğunu ve bu sahiplenmeden en azından bilirkişileri etkilendiğini söyleyen Yıldırım diğer dava süreçlerini de anlattı.

Yıldırım’ın ardından Doğanın Talanı ve Ekoloji Mücadelesi’ adı sunumu yapan Aykut Çoban, doğaya kimin zarar verdiğinin ve doğaya verilen zarardan en çok kimin etkilendiğinin düşünülmesi gerektiğini söyledi. Çoban, “Doğaya zarar veren sorumlular kimdir ve biz bunları nasıl işaretleyeceğiz? İnsanlık söylemiyle buradan bir çıkış noktası bulamıyoruz, O yüzden de bu sorunu ekolojik problemini, sınıfsallaştırmak zorundayız” dedi.

***

Yerel deneyimler de anlatıldı

Çalıştayın ‘Yaşam Alanlarımızın Savunulmasına Dönük Yerel Deneyimler’ bölümünde söz alan Yeşil Artvin Derneği Avukatı Bedrettin Kalın Cerattepe mücadelesi süresinde yaşanılanları anlattı. Kalın, “Yeşil Artvin Derneği mücadelesi doğru bir mücadele biçimidir, bu dönemde hukuksal anlamda çok zorlanıyoruz, fakat uygarlık mücadelesi bir adalet mücadelesi olmuş bin yıllardır. Geldiğimiz noktada bunun böyle olmasının sebebi hukuk bir yapı kurumu, yani sınıfların kendi aralarındaki mücadelede güç ne kadarsa sizin hukukunuz da ancak o kadar olur” dedi.

Bedrettin Kalın’ın ardından Şavşat Derelerin Kardeşliği Platformu adına Erkan Evbaşi konuşarak Şavşat’ta yaşanan mücadeleyi anlattı. Evbaşi, Çağlayan HES’de halkın mücadelesinin ardından kazanılan dava sonucunda HES çalışmalarının durduğunu örnek verdi.

Erkan Evbaşi’nin ardından söz alan Ardanuç Derelerin Kardeşli Platformu’ndan Elyese Uygun ise “Biz alana ilk çıktığımızda iktidarın uygulayıcılarının ve hatta yereldeki yöneticilerin bizi kandırdıklarını söylüyor ve bir karşılık buluyorduk” dedi.

Foruma da ilgi yoğundu

Çalıştayın forum bölümünde söz alan Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Demirhan Elçin yaptığı konuşmada Cerattepe Mücadelesi döneminde esnafların kepenk kapatma direnişine değindi.

Eğitim-Sen Başkanı Köksal Gümüş ise kendi iş kolunda yaşadıkları problemleri dile getirdi ve “Ciddi sıkıntı yaşıyoruz. OHAL insanların üzerine karabasan gibi çökmüş durumda” dedi.

Ardanuç ÖDP İlçe Örgütü’nden Kamile Kaya da yaptıkları kooperatif çalışmalarından bahsetti ve “Hopa’da Çay Kooperatifi kuruldu, Ardanuç’ta kurulan tarım kooperatifi ile fasulye ürettik. Bizim sıkıntımız bu çalışmalarımızı daha nasıl yayabiliriz, bununla ilgili neler yapılabilir bunları öğrenmektir” dedi.

Dilan Şahinbaş / BirGün