Batık Korsan şehri Port Royal

0
213

İrden Yazıcı

Günümüz Türkiyesinde Karadeniz illeri, ilginç bir şekilde vardiyalı görev yapıyor gibi, sırayla, bir sel travması geçiriyor (Hopa, Borçka ya da Ordu gibi). Sellerin ve doğal afetlerin nedenini kesin olarak söylemek zor olsa da rant ve kâr odaklı, doğayı yok sayan bir anlayışın neden olduğu ortadadır. Ki zaten doğa Roma’nın üstüne yürüyen barbarlar misali ondan gasp ettiğimizi faiziyle geri alıyor. Ordu’da, Karadeniz sahil yolunda, Trabzon, Rize, Hopa ve Borçka’da hatta denize sınırı olmayan Ankara’da ve ekonomik başkenti İstanbul şehrinde yaşanan felaketlerin neden kaynaklandığı kabak gibi ortada. O zaman neden devam ediyor bu rant odaklı doğa-tarih soykırımı? Halbuki herkesin ders olarak alması gereken bir olay bundan yaklaşık 300 yıl önce yaşandı. İçinde çok büyük paraların döndüğü, çoğu Avrupa başkentinden daha zengin olan bir yeni dünya (Avrupa’daki sömürgeci ülkelerin Latin Amerika için kullandığı söz) şehri bugün üçte ikisi su altında kalan, suya batmamış kısmında balıkçılık ve turizmden başkaca da geçimi olmayan bir şehir PORT ROYAL.

Basit bir karakoldan hızla kalkınan bir şehre

Port Royal ilk kez kurulduğu zaman şehir değil İngiltere’nin Karayipler’de sömürgeleştirdiği Jamaika adasındaki Kingston Limanı’nı koruyan küçük bir karakoldur. Ancak 1585-1604 İngiliz-İspanyol savaşının başlamasıyla Port Royal’ın da kaderi değişir. İngiliz sömürgesi olan Jamaika, Küba, Meksika, Orta Amerika gibi İspanyol sömürgelerince çevrelenir. Bu durumda koca adayı kendi başına koruyamayacağını anlayan İngiliz hükümeti Karayiplerin ünlü korsanlarının yardımına başvurur. Korsanlarla bir anlaşma yapılır. Anlaşmada İngiltere korsan yağmalarının çeyreğini alacak, karşılığında ise korsanlar stratejik öneme sahip Port Royal isimli İngiliz karakoluna yerleşeceklerdi. Port Royal’ın seçilme sebebi ise İspanyol ticaret rotalarının merkezinde olmasından kaynaklı stratejik konumudur. İspanya, Küba adasındaki Havana Limanı gibi önemli Karayip limanlarına yapacağı yolculuk için Port Royal’den geçmek zorundadır. Bu durum bir zebra sürüsünün otlak alana ulaşabilmeleri için timsah dolu bir nehirden geçmesi gibidir. Bu sayede Port Royal hem yeni dünyanın en hızlı kalkınan şehrine hem de dünya korsancılığının başkentine döner. Öyle ki limandan açılan ilk filolar 75 milyon dolarlık servet getirir.   

Karayiplerdeki turuncu renkli alan İspanyol, mor İngiliz, mavi Fransız bölgesi

Temel geçim ve altın çağı

Port Royal’ın temel geçimi tahmin edilebileceği üzere çalınan İspanyol hazineleriydi. Bu hazineler korsanları, vatandaşları ve yerel ticari merkezleri zenginleştiriyordu. Port Royal işte bu nedenle kurulmuştu. Uygunsuz zemin nedeniyle batana kadar da bu düzeni devam ettirmişti. Öyle ki şehir artık Karayip denizinin ticaretinin dizginlerini elinde tutuyordu. Bir sürü tüccar çabuk zengin olmak için İngiliz limanlarından gemiyle buraya geliyordu. Nasiplenecek bu kadar mal olunca bazıları bir gecede milyonerlere denk hale geliyordu. Ancak şehrin adı kısa süre sonra kötüye çıkacaktı.

Port Royal şehrinin 17. yüzyıl sonlarındaki haritası

Peki Port Royal dünyanın en günahkar şehri mi ?

Bu sorunun cevabı kısmen evet şeklinde açıklanabilir. Çünkü tarihi kayıtlardan ve kazı çalışmalarından anlaşıldığı kadarıyla şehirde 17. Yüzyıl Londra’sından daha fazla bar ve taverna bulunuyordu. 8000 nüfuslu yarımadada her 10 sakinine 1 tane bar-taverna düşmekteydi. Fuhuş ise hiç olmadığı kadar artmıştı. Port Royal şehrine giden Avrupalı insanlar dönüşlerinde buraya “bu şehri medenileştirmek imkansız” ya da “orası her türlü sefahat ve günah ile tıka basa dolu, günahın kokusunu millerce öteden bile alabilirsiniz” gibi sözlerle zengin olmak için gittikleri şehre acımasızca sövüyorlardı.

Denizde gömülü su altı şehri Port Royal

Karayiplerin ticari merkezinin dünyadaki en iyi korunmuş su altı şehirlerinden olması

Port Royal şehrinin tek bir depremle su altına gömüldüğü gün sıradan bir gün gibi başlar. Kiliselerde günlük ibadetler yapılır, gün doğumunda ticaret başlar, ticari gemiler ile korsan gemileri o gün alıp çaldıkları mallarını boşaltmak için limanı doldurur. Tam o anda saat öğleden hemen önceyi gösterirken tüm Jamaika adasını 7.0 şiddetinde büyük bir deprem vurur. Depremin etkisi ile kumda sıvılaşma meydana gelir. Sert kum yüzeyi bulamaç haline getirerek bataklığa döner ve yanında şehrin üçte ikisini beraberinde götürür. Ardından gelen tsunamiyle de şehrin batmayan kısmı harabeye döner. En sonunda toplam 2000 insan yani şehrin dörtte biri can verir. 

Port Royal batarken

Şehrin üçte ikisi nasıl battı?

Şehrin kurulduğu bölge kumluk bir araziye sahiptir. Ve Jamaika tam olarak Kuzey Amerika fay hattı ile Karayip fay hattının ortasında bulunur ve iki levhada sürekli hareket halindedir. Bu Karayiplerin en büyük 3. Adasını dünyanın en tehlikeli deprem bölgelerinden biri haline getirir. Buna ek olarak şehir 3 ila 4 katlı konutlardan ve oldukça dar yol ve sokaklardan oluşuyordu. Bu da bir depremde şehirde sığınak olabilecek hiçbir yerin olmaması anlamına gelmekteydi. Dışarı çıkmak ile evde kalmak arasındaki seçimi tam anlamıyla kumara dönüştürüyordu.

Jamaika’daki 1907 depreminde 4 metre kuma batan ve sersemletici ev olarak bilinen kulübe

Rize Port Royal olabilir mi?

Karadeniz Bölgesi’nde marifetmişçesine dolgu şehirler, dolgu yollar, limanlar, havalimanları inşa ediliyor. Bu duruma dair verebileceğimiz en çarpıcı örnek Rize şehridir. 1960’lı yıllardan itibaren Rize’nin 350 bin metrekarelik alanı taş, kum, moloz ve toprakla doldurulmuştur ve bu alanlarda 70.000 insan yaşamaktadır. Rize İnşaat Mühendisleri Odası tarafından hazırlanan raporda, güçlendirilerek revize edilebilecek üç beş bina dışındaki binlerce binanın, tesisin, yerleşim yerinin yıkılma tehlikesi olduğunu ve acilen boşaltılması gerektiğini vurgulasa da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı uyarılara hiç kulak asmadı. Bakanlığın bu talebe yanıtı, oradaki apartmanların yeniden yapılandırılamayacağı, tek çarenin yeni bir bölgeye, yeni yerleşim yerleri inşa etmek, yeni yüksek katlı apartmanlar dikmek şeklinde oldu. Bugün Rize’nin 1/3’ünde yaşayan 70 bine yakın insan 10-15 yıl içinde yıkılması olasılık dahilinde olan geniş bir alanda yaşamaya devam ediyor.

Rize’de dolgu yapılarak imara açılan bölgenin küçük bir kısmı

* Artvin Kazım Karabekir lisesi 2. sınıf öğrencisi