Bir ölü köy: Damar

0
79

Maden çıkmadan önce yemyeşil doğası, tütün, üzüm, pamuk gibi tarım, arıcılık faaliyetleri olan Murgul, Damar maden faaliyeti sonrası yarattığı istihdamla ilk yıllar ciddi gelişme sağladı. 63 yıllık maden faaliyeti sonrası ise tablo “Rezerv bitmeye yaklaştı” cümleleriyle terk edilmiş bir köy, dinamitle çatlamış evler ile Cengiz İnşaat’ın 750 işçisiyle bakır madenciliğine devam etmesi. Artık ne temiz hava var, ne içme suyu hatta ne de sokaklarda insan… Burası Cerattepe’nin kaderinin benzememesini istediği maden köyü Damar. Artvin Kafkasör Yaylası’na 60 kilometre mesafedeki Murgul’un adını bile bakır madeninin topraktaki yayılma halinden alan Damar köyündeyiz.

10 yılda büyük zarar
Bölgede madenciliğe 1952 yılında devlet tarafından başlandı. Önce Eti Bank ardından özelleştirme ile Karadeniz Bakır İşletmesi faaliyete geçti. 2006’dan bu yana ise Cengiz İnşaat maden faaliyetine devam ediyor. Devlet döneminde de özel sektör döneminde de toplam 27 yıl bu madende laboratuvar teknisyeni olarak çalışan Atih Bolkvazoğlu bölgenin geçirdiği süreci şöyle anlatıyor, “Burada devlet döneminde 2 bin insan çalışıyordu. Doğa talan oldu ancak istihdam sağlandı. Ancak biz tahribatı şu anda anlıyoruz. Yaşanacak hali kalmadı buranın. Ben de artık burada oturamıyorum. Cengiz inşaat Cerattepe’yi alırken ihaleye burada (Damar) yaptığı faaliyeti öne sürdü. Kırma tesisinden, filatosuna kadar her şey burada var. Orada altını çıkaracak ama buraya da bakırı gönderip, hazırlayacaklar. Öte yandan burada yeni oluşturulan atık su arıtma havuzunda arıtma yapılıyor. Ancak Cerattepe’deki altın faaliyeti sonrası bu havuzların siyanür havuzları haline getirileceği de söyleniyor. Sonuç olarak devletin 50 yılda verdiği zararı, Cengiz inşaat 10 yılda verdi buraya.”

Maden çıkartmak için atılan dinamitlerin evlerin duvarlarını çatlattığı görülüyor. Kimi ev sahibine hasarından dolayı tazminat ödenmişken kimi hanelerin mahkeme süreci devam ediyor.

Madenden başkası zor
1800 kişilik nüfusuyla 2014 yılında köy olan bölgenin ilk muhtarı Mehmet Aslan da mevcut duruma ilişkin şunları kaydediyor:

“Madencilikten dolayı burada yaşam standardı çok yüksekti. Ama zararı da fabrikayla gördük. Gençliğimde elimde peçete ile gezerdim gaz kokusundan. Şimdi fabrika kapandı ama insan da yok. ‘Artık kalmadı rezerv’ dediler 3 bin, 4 bin insan gitti. Biz neredeyse maden çıkarın der hale geldik. Çünkü burada bu saatten sonra madencilikten başka hiçbir şey yapılmaz.”

Arılar kaçtı
88 yaşındaki Ahmet Bıyıklı, Damar’ın ilk belediye başkanı ve bölgenin en yaşlısı. Madenciliğin bıraktığı tahribatı şöyle özetliyor: “Biz de aşağı mahallede ikamet ederdik. Gazdan oturulamayacak hale gelindi buraya çıktık. Fabrika dumanından arılar kaçtı. 2 senedir 1 tane meyve yiyemedik. 50’lerden önce tütüncülük vardı, artık o da yok. Devlet ürünümüzü almadığımızda ödemesini yapıyordu ama firmanın umrunda değil. Değirmenleri döndüren sularımız da artık yok.”

Sokakta ne bir insan ne de bir hayvan var
Cengiz İnşaat’a kadar olan süreçte bölgenin sosyal anlamda da güçlü olduğu vurgulanıyor. 4 sinema, tiyatro, gazino, sosyal tesis, kahvehaneler ve lokantaların bulunduğu bölgede şu an sadece 1 tane 4 masalı bir kahve var. 3 ilkokul, 1 lise var iken şu anda sadece 1 tane ilkokul mevcut. Sokaklarda ne bir insan ne bir ağaç ne de bir hayvan var. Vakit geçirdiğimiz saatlerde sokakta gördüğümüz tek çocuk babası madende çalışan 10 yaşındaki Erhan Tosya. Bisiklet süren Tosya’ya arkadaşları olup olmadığını soruyoruz, “Biraz” diyor.

Damla Yur / Cumhuriyet