ÇAYKUR Nasıl Batırılıyor?

0
794

Murat Çepni*

Çay, Karadenizlinin psikolojisine en iyi gelen ilaçlardan biri… Şaka değil, demli bir çayın verdiği keyiften de bahsetmiyorum.

Çay, Karadenizli için “senet” işlevi görüyor. Küçük kasabalarını dolaşırken, beyaz eşya dükkânlarının camında “çay parasına satışlarımız vardır” tabelalarına rastlayabilirsiniz. Kuraklık, don, aşırı yağış, gibi doğal etkenler bir buğday ya da domates üretimini etkilediği gibi çayı etkilemez. Üretici, çaydan elde edeceği geliri, üç aşağı beş yukarı önceden kestirebilir. İnsanın, hele ki şu kriz günlerinde, geçimine yetmeyecek olsa da, eline birkaç kuruşun geçeceğini bilmesinin ne demek olduğunu, sanırım herkes bilir. 

Fakat son açıklanan Sayıştay raporları Karadenizlilerin, zaten ekonomik krizden dolayı moralleri bozuk olan çay üreticilerinin keyfini hepten kaçıracak cinsten bilgilerle dolu.

Sayıştay, devletin hangi kurumunun ne yaptığını, bütçesini neye kullandığını, kar mı zarar mı ettiğini, kurum hesaplarında bir yolsuzluk, usulsüzlük yapılmış mı, bütün bunları denetlemekle mükellef bir kurum. 

Bu Sayıştay ÇAYKUR’la ilgili 2016 raporunu açıkladı. 2017 raporu henüz açıklanmadı. Neden açıklanmadı bilmiyoruz.

Sayıştay raporlarında ÇAYKUR’un büyük bir borç yükünün altına sokulduğu verileriyle anlatılıyor. ÇAYKUR her yılki bilançoda kendini kar etmiş gösteriyor ama yıldan yıla aktarılan borç Kaçkarları aşmış. Sayıştay raporuna göre 2016 yılı itibariyle ÇAYKUR’un birikmiş borcu 309,2 milyon TL. Bağımsız Denetim Şirketi tarafından yapılan denetim raporuna göre ise ÇAYKUR, 31 Aralık 2017 tarihinde sona eren yılda toplam 524.407.072 TL net zarar etmiş.

Ve ÇAYKUR, üreticiden aldığı yaş çay bedellerini hazineden ve bankalardan alınan spot krediler ile ödeyebilmektedir.

Sayıştay raporuna göre, ÇAYKUR’un zarar etmesinin temel sebebi, satışların düşük, stokların ise yıldan yıla artması. Yani ÇAYKUR’un çayı satılamıyor.

Bilemiyorum, aranızda çay içmeyen sevmeyen var mı? Çay içenler bilir ki, bugün Türkiye piyasasında ÇAYKUR’un çayı üstüne çay yoktur. Bir sürü özel çay markası var ama hiçbiri ÇAYKUR kalitesinde çay üretemez, üretmemiştir de.

Bu da gayet normal… Çünkü ÇAYKUR, hala özelleştirilmeyen nadir kamu iktisadi kuruluşlarından biri. Yani bir kamu kuruluşu. Dolayısıyla en kaliteli çayı onlar yapıyorlar.  Ama satamıyorlar.

Peki neden satamıyor? Millet çayın kalitesinden anlamıyor mu? Yok. Sorun başka. ÇAYKUR kamu kuruluşu ama satış kısmı özelleştirilmiş. Evet, satış işi, yani reklam, satış vb. bütün pazarlama kısmı birkaç bayinin eline verilmiş. Bayiler de bir araya gelmiş, ÇAYKUR’u da yüzde 10 gibi bir hisseyle ortak ederek, ÇAYTAŞ adında bir şirket kurmuşlar. 2010 yılında da ÇAYKUR yönetim kurulu reklam, bayilik pazarlama bütün işleri bu şirketin eline bırakmış.

Sayıştay 2015’te ÇAYKUR ile ÇAYTAŞ arasındaki “iştirakin iştiraki” ilişkisinin yanlış olduğunu, ÇAYKUR’u zarara uğrattığını, KİT’lerin çerçeve yasal mevzuatını oluşturan temel düzenleme olan 233 sayılı KHK’ya aykırı olduğunu bildirmiş ama ÇAYKUR Genel Müdürlüğü bunu reddetmiş.

Oysa ÇAYKUR’un görev alanını belirleyen Ana Statüsünün ilgili maddesi nettir: ÇAYKUR “ürettiği veya ithal ettiği kuru çayların iç ve dış Pazar isteklerine uygun olarak harmanlanmasını, paketlenmesini ve pazarlamasını sağlamak”la doğrudan mükelleftir.

Fakat ÇAYKUR yönetimi ne yapmış, bütün ürünlerini satma işini yapacak bir tekel yaratmıştır. Kendi ürettiği çayı satarak elde edeceği geliri birkaç kişinin ve şirketin kasasına bağışlamıştır. 

Fakat bu ÇAYTAŞ da ÇAYKURun çaylarını satamamış. Stoklar almış başını gitmiş. Üstelik 2016 yılında 298, 564 bin tl reklam harcaması yapılmasına rağmen. Tabi ödenen primler de cabası…

ÇAYTAŞ ilgili söyleyeceklerimiz bitmedi maalesef. ÇAYKUR Genel Müdürlüğü ve AKP iktidarı döneminde Çevre Bakanlığı da yapan İmdat Sütlüoğlu bir yeğenini kuruma bağlı ÇAYTAŞ’a genel müdür yaptı. Diğer yeğenini Rize-Artvin Bayii yöneticiliğine atamıştı.  İmdat Sütlüoğlu, 26 Nisan 2018da ÇAYKUR Genel Müdürlüğü görevinden istifa etti. Ardından ÇAYTAŞ genel müdürü olan yeğeni de görevden alındı.

Peki borçlar ne oldu? ÇAYKUR’un bu kadar borçlandırılması bir tek Sütlüoğlu’nun suçu mu? Bütün sorumluluğu bir müdürün sırtına yükleyip hükümetin sorumluluğunu üstünden atmasına müsaade edemeyiz, etmeyeceğiz de.

ÇAYKUR, binlerce çay üreticisinin alınteri ile bugünlere gelmiştir. Ama 12 Eylülden beri yürürlüğe sokulan liberal piyasacı politikalar yüzünden günden güne güçten düşürülmüş, eski tabirle iktidarların arpalığı olarak kullanılmış, zarar ettirilmiştir.

ÇAYKUR’un ülkenin en kaliteli çayını ürettiği halde çayını satamamasının temel nedeni de bu liberal kafadır.

Evet ÇAYKUR çayını satamıyor. Niye mi? Çünkü karadenizdeki çay üreticileri ÇAYKUR çayı içemiyor. Evet Karadenizliler ÇAYKUR çayı içemiyor. Bunu biliyor muydunuz? Niye peki Karadenizli ÇAYKUR çayı içemiyor. Çok pahalı olmasından mı, hayır.

Başka bir nedenden dolayı. Hani çay sektörü özel şirketlere açıldı ya, o özel şirketler büyüsün, palazlansın diye ÇAYKUR’a kota kondu ya, işte bu yüzden.

2017 yılı itibariyle toplanan yaş çayın %42’si ÇAYKUR, % 58’i ise özel sektör tarafından işleniyor. Yani yıllardır uygulan kota sayesinde özel sektör ÇAYKUR’u solladı.

Özel sektör, köylüden yaş çay yaprağını alıyor ama parasını vermiyor. Para yerine ne veriyor. Ürettiği kuru çayı. Ve marketteki fiyattan. Çay üreticisi köylü ÇAYKUR’un almadığı yaş çay yaprağını özel şirkete satıyor. Üstelik ÇAYKUR’un belirlediği taban fiyatın da altında. Sonra bu şirket, üreticiye dönüyor, senden 1 ton yaş çay aldım, bunun bedelinin yarısını kuru çay olarak vereceğim diyor. Üreticinin eli mahkum.

İşte bu nedenle Karadenizli yaş çay üreticisi köylüler ÇAYKUR çayı içemiyor. Pahalı, kalitesiz özel sektörün çayını içmek zorunda kalıyor.

Ve bugün tablo, stokları almış başını gitmiş 524.407.072 TL net zarar etmiş bir ÇAYKUR’u gösteriyor. Çay üreticilerinin özel şirketlerin elinde “ver kurtulcu” duruma düşüren politikalar, ÇAYKUR’un elini kolunu bağlayan kota ve kontejan sistemi dönüp dolaşıp ÇAYKUR’u da “ver kurtulcu” yaptı.

*HDP Milletvekili