Cerattepe: Hiç Durmadan – Cemil Aksu

0
157

Cemil Aksu

 

Atasözünde dendiği gibi, “yiğit düştüğü yerden kalkmalıdır”… Ve kalkabiliriz. İki yıl önceki zaferleriyle mağrurlanan şirketi, bütün pislikleriyle beraber Artvin’den söküp atabiliriz.

Fakat nasıl?

Bazı malum kişiler diyor ki, “iş işten geçti artık, şirketle anlaşalım, bari Artvinliler de kazansın”! Bunu diyenler zaten baştan beri şirket için çalışmışlar, kazanacaklarını kazanmışlar. Kim bunlar, Artvinlileri şirkete satan Ali Yücel Kurt, baştan beri şirketin borazanlığını yapan Tolga Gül ve bunlar gibi düşünen çoktan kredi ile kamyon alan birkaç kişi. İşte bu bir avuç kişi “bu iş bitti” diyor ve geriye kalan 200 bin Artvinlinin de dediklerine inanmasını istiyor ve bekliyorlar!

“İçimizde”, “bu iş bitti” diye düşünenler bir gerçeği unutuyorlar: Doğa mücadelesi, son ağaç kesilinceye, son canlı ölünceye kadar bitmez! Mücadele, doğaya, canlı yaşama, insanların hak, adalet ve barış içinde yaşamına zarar veren son şirket de yeryüzünden silininceye kadar devam eder. Çünkü doğa kendini yeniden onarabilir, yabanlaştırabilir.

Cerattepe’de ise, şirket henüz tam olarak faaliyete bile başlayamamıştır. Şirketin maden çıkarmak istediği sahayı gözünüzde canlandırırsanız ve yapılmak istenen faaliyetin yoğunluğunu düşünürseniz, evet, gerçekten de Artvin’i başka yere taşımadan tam faaliyete başlamaları teknik olarak da imkânsızdır. Bilirkişi raporları laf olsun diye Ya Artvin Ya Maden dememiştir.

Şirket de, düşünün, arkasındaki iktidar desteğiyle her türlü hukuki engelden kurtulmuş olmasına rağmen Cerattepe’de tam bir faaliyete girişememektedir. Çünkü onlar da biliyor ki, “süngüyle iktidar olabilirsiniz ama süngünün üstüne oturamazsınız!” Şirketin “ücretli köleleri”ne üç kuruşluk zammı çok görüp Murgul ve Cerattepe’de “lokavt” ilan etmesi onların cephesinde de işlerin iyi gitmediğinin göstergesi. Yandaş derneklerinin kaç paralık adam olduklarına da hep beraber şahit olduk. Şirket, ÇED raporunda üstlendiği “kapalı işletme” ve “teleferik sistemi ile taşıma” gibi koşullar ise karlılığı düşürdüğünden başka çareler aranmaktadır.

Aslında bugün Cerattepe’deki durum, memleketimizdeki bu durumun bir yansımasıdır.

Yargı ve polis erkiyle muhalefete her türlü baskının yapılmasına, medyada sansüre ve yandaş medya aracılığıyla manipülasyona, her açıdan bir parti-devlet kurulmasına rağmen, iktidar, muhalefeti bastıramamakta, hak, adalet ve barış arayışını durduramamaktadır. Baskı ve hukuksuzluk yoluyla elde ettikleri “zafer”ler, ülkemizin karşı karşıya kaldığı ekonomik, siyasi iç ve dış sorunları çözmeye elvermemektedir. Geldikleri mevkileri, zenginlikleri bu iktidarın hukuksuzluklarına, adaletsizliğine bağlı olanlar da, iktidar gibi, geleceklerini garanti görmüyorlar.

“Süngü zoruyla” Cerattepe’ye çıkan şirket de “geldiği gibi gideceği” gerçeğini bildiği için henüz tam faaliyete başlayamadı. Şirket de aslında iki yıldır, Artvinlilere karşı psikolojik savaş yürütüyor: Kesintisiz “sıkıyönetim” ile her türlü eylem ve etkinlik yapılması il çapında yasaklanarak Artvinlilerin acısının ve öfkesinin küllenmesini murat ettiler. Üç kuruşa kiraladıkları adamlarla Artvinlilerin bilinci zehirlemeye, “bu işin bittiğine” Artvinlileri inandırmaya çalışıyorlar.

Fakat muhalefet açısından Artvin’deki durumun memleketin genelinden daha avantajlı olduğunun altını çizmek gerekiyor.

En başta, Yücel Kurt gibi birkaç zengin tüccarın şirketle işbirliği yapmasına karşın küçük esnaf ve halk şirkete ve yandaşlarına olan tavrını hala korumaktadır. Yeşil Artvin Derneği’nin son imza kampanyasının açığa çıkardığı gibi, Artvinliler Artvin’den vazgeçmiş değiller. Barış Atay’ın “Sadece Diktatör” oyunun yasaklanmasına karşı geliştirilen sokak etkinliği de, korku kadar cesaretin de bulaşıcı olduğunu gösterdi.

Peki, eksik nerede?
“Ya Artvin Ya Maden” diyenlerin kafasının karışık olması!
Çare: Bu mücadelenin başından beri dile getirilen tek gerçek olan “Ya Artvin Ya Maden” ilkesini cesaretle sahiplenen, haklılığını ve meşruluğunu berhava edilen yasalarda, bürokrasi koridorlarında değil, halkın içinde arayan, kendine ve halkına güvenen yeni bir duruş ve örgütlenme seferberliği.

Düne kadar Cerattepe üzerinden siyasi rant devşirmeye, milletvekilliğine, belediye başkanlığına oynayanlara elinin tersiyle cevap vermek. Artvin’i şirketin ve işbirlikçilerinin elinden kurtarmak için demokratik muhalefetin kimseye ihtiyacı yok. Kendi içindeki urları temizlesin, onlardan boşalacak yeri, iki yıl önce Cerattepe yolunda son ana kadar barikat barikat direnen gençlerin enerjisi, kararlılığı doldursun. O zaman Artvin yeniden memleketin ümidi olacak, bütün memleket Cerattepe için seferber olacaktır.

Çünkü Cerattepe meselesi memleket meselesidir.