Değişim şart değil – Ateş İlyas Başsoy

0
56

Ateş İlyas Başsoy

Son birkaç haftayı değişmeden yerinde kalmak isteyen İzmir Belediye Başkanı’nın finanse ettiği “değişim şart” sözüyle harcadık.

Ne seçimin, ne kurultay talebinin, ne de şiar belletilmeye çalışılan bu sözün sakin analizleri yapılamadı. Türkiye’nin sağ yanı kendi çürük ideolojisini kökleştirmeye frensiz devam ederken, Türkiye’nin (varsa) sol yanı bir kez daha harala gürele içinde, yayık ayranı gibi çalkalandı.

Değişim şart değildir. Değişim mutlaktır. “Şart” olması gerekendir, “mutlak” ise zaten olan.

Hiçbir nesne ve hiçbir “şey” değişmeden duramaz. Şu yazıyı okumaya başladığınızdan beri hem dünya değişti, hem de siz.

Değişim şart sözünün hiçbir felsefi derinliği yok.

Öte yandan her değişim hayırlı olacak diye de bir “şart” yok.

Örneğin nezlenin zatürreye dönüşmesi şüphesiz bir değişim ama hayırlı bir değişim mi?

Doğmak bir değişim olduğu gibi, ölmek de bir değişim.

Çarın yerine Lenin’in, Lenin’in yerine Stalin’in gelmesi de değişim.

Erken genel seçim açıklandığında Kemal Kılıçdaroğlu bir dizi karar aldı: CHP seçmeni İyi Parti, Saadet ve İşçi Partisi için imza toplamaya çağrıldı, İyi Parti grup kursun diye vekil transferi dahi yapıldı. HDP ile açık bir ittifaka girilmedi ama bu durumu HDP yönetimi bile doğru buldu. Son olarak en büyük hamleyle, Kılıçdaroğlu Muharrem İnce’yi aday gösterdi.

CHP’de “değişim şart” diyen arkadaşlar KK’nin bu kararlarını mı eleştiriyorlar? Yani KK nerede yanlış yaptı? Nerede delegelere ve seçmene rağmen yanlış bir karar aldı? Bu kararları aldığı için ona hangi partili itiraz etti?

Bu kararların nesi değişmeli? Örneğin imzacılara göre, KK’nin seçim sürecinde verdiği en önemli karar olan İnce’nin aday gösterilmesi hatalı mıydı? İtirazın ve “değişim şart” sözünün temelinde bu itiraz mı var? İmzacılar İnce karşıtları mı?

KK geçmişte kuşkusuz hatalar yaptı: Ekmeleddin’in adaylığı, 17/25 tavrı, haziran seçimlerinden sonra oltaya gelinmesi vs vs..

Ama birçok doğru şey de yaptı ve erken seçim sürecinde aldığı tüm kararlar bu “doğrular” listesinde olmalı, en azından CHP seçmeni ve delegeleri özelinde.

O halde kuzum, daha seçimin bilançosu bile çıkmamışken ve 1400 bölgede yerel seçime aylar kalmışken bir grup insan niye “değişim şart” feryadına başladı?

Bu insanlar en büyük güçlerini İnce’nin oyundan alıyorlar. Ama aynı görev örneğin Abdüllatif Şener’e veya İlhan Kesici’ye veya Selin Sayek Böke’ye verilseydi sonuç ne olurdu kimse analiz etmiyor.

CB seçimine AKP adayı ile AKP arasında da büyük oy farkı oldu. Herkes iki seçim sonucu arasındaki bu farkı doğal buldu.

Bir önceki CB seçiminde Atatürk’ün annesine hakaret eden Derin Tarih Dergisi danışma kurulu başkanı aday gösterildi ve milyonlarca CHP seçmeni sandığa gitmediği halde RTE daha az oy oranı yakalayabildi. Daha bu tuhaf durumun bile sağlıklı analizi yapılmadı.

Ortalıkta analiz yok, durum değerlendirmesi yok.

Bize göre çok daha çalkantısız seçimler yaşayan İngiltere, Almanya, ABD gibi ülkelerde seçim analizleri, performans ölçümleri seçimden sonra bir yıl boyunca devam eder.

Peki biz yaz sıcağında neyi tartışıyoruz? Okumuş milyonların ister istemez oy verdiği bir parti neden uygarca analizler yapmıyor da, troller üzerinden linç ve hakaret kampanyaları, sayılar üzerinden tuhaf bir yarış, Sirkeci’deki tombalacıları anımsatan laf çevirmeler filan her yere hakim? Bu insanlar birbirlerine niye hakaret ediyorlar?

Değişim mutlak. Türkiye değişti, CHP de değişmek zorunda.

Örneğin tüm sinyaller gösteriyor ki son 20 yılın temel çelişkisi olan “laiklik” elden gitmii… Veya gitse bile artık pr değeri yok. Türkiye’ye has çarpık “laiklik” artık AKP’nin sorunu değil, aksine iktidar aygıtı.

İnsanların gündelik hayatları yeni fikirlerin kanaat haline dönüşmesiyle değişiyor. Tüm dünya hızla değişen bu dünyayı anlamaya çalışıyor.

Bilgiyi elinde tutan dar gruplar iktidarı hiç bırakmayacakmış gibi sahipleniyorlar.

Öte yandan cinsiyet eşitsizliği, sömürü, doğanın yok olması, borç sarmalı ve modern kölelik kavramları dağ gibi dikilmeye devam ediyor.

CHP geleceğin Türkiye’sinde bir aktör olarak kalabilecek mi? Kendi seçmenine ve bir avuç delegesine değil tüm ülkeye hatta bölgeye ilişkin yapıcı çözümcü söylemler üretebilecek mi?

Geçtim. CHP herhangi bir süreci sağlıkla analiz edebilecek mi?

Bunları nasıl yapacak? 10.000’lik yedek pil alıp sabahtan akşama kadar delege ikna etmeye çalışarak mı? Gücü bir şekilde edinmiş vasıfsız kişilere borçlanarak mı? Önem ve değer hiyerarşisini ters yüz ederek mi?

Aziz Bey’in veya Önder Bey’in “değişimden” ne anladıklarını öğrenebilir miyim? Geçenlerde bir sokak röportajında cami çıkışı insanlara Kelime-i şehadetin anlamını sordular, kimse bilemedi… CHP’nin imzacı delegeleri hangi ideolojik ayrım nedeniyle değişim istiyorlar, CHP sokaklarına dolaşacak bir sokak röportajcısı yok mu?

Değişim nasıl olacak? Bir kişi değişecek ve dünya mı değişecek? Her iki taraf da birbirini bire bir aynı cümlelerle (“delegelere neler teklif etmişler”) vurmaya çabalayarak mı değişim getirecekler?

CHP böyle mi değişir, yoksa yüzünü gençliğe, eğitime, en yoksullara, en çaresizlere dönüp elele ve sahiden çalışarak mı?

Atatürk’ün bir vecizesi genellikle unutulur: “Tek bir şeye ihtiyacımız var, çalışkan olmak”

Değişim şart değil ama gelişim şart dostlar.

Bunun yolu da delege pazarına tellal çıkarmaktan veya trol ordularıyla “mini AKPcilik” oynamaktan geçmiyor neyse ki.