Gemileri yaktık, geri dönüş yok!

0
190

Alper Şeyhoğlu*

Şimdi yeniden ayağa kalkmanın zamanı, yeniden evrensel madencilik kurallarını da değerlendirip zam ve ikramiye talebini gündeme taşıyarak şartları hep birlikte en başından konuşma zamanı!
Dayanışma güzeldir, birlikte emek mücadelesi vermek daha güzeldir. İşçi, haklarını mücadele vererek öğrenir. Yapılan grevlerde işçilerin işten atılma kaygısı olabilir, bu konuda işçiyi suçlamamak gerekir. İşçinin evine ekmek götürememesi gibi bir korkusu vardır. İşte bu noktada işçinin bu zayıflığını patron kısmı haysiyetsizce kullanır. Bir insanı ekmeğiyle tehdit etmek kadar aciz davranış yoktur. Daha önce de değindiğimiz bir noktayı hatırlatmakta fayda var. Cengiz Holding Murgul’da ki insanların iş ihtiyacı olduğu için fabrikayı işletmiyor. Kar marjı yüksek olan iş kolunda sermayesine sermaye katmak için fabrikayı işletiyor. Yani fabrikayı kapatacağını söylemesi stratejik bir taktikti. Her ne kadar haysiyetsiz bir davranış olsa da bu sermayenin hiç umurunda olmaz. Onların tek derdi kazanacağı paradır. Bu yüzden artık işçi sınıfının böyle boş tehditlere boyun eğmemesi gerekir.
 İşçilerin istediği maaş ve ikramiye talebi dünya standartlarında ki bir maden işçisinin maaşının çok çok altındadır. Cengiz Holding’in derdi ise kuru bir blöf ile işçileri korkutup bu grevlere bir son vermekti. Zaten üretimin düşük olduğu aylarda fabrikayı bir hafta ya da 10 gün kapatmak Cengiz Holding’e hiç bir şey kaybettirmeyecekti. Aslında grevin ne zaman yapılacağı da Murgul maden işçisi için bir tecrübe oldu.
Son grevi özetleyecek olursak, Eti Bakır A.Ş işçileri zam ve ikramiye talebi için bir grev başlattılar. Sonrasında şirket, işçilerle ortak bir zam talebinde uzlaştıktan sonra fabrikayı kapattığını açıkladı. Şirketin bu tutarsızlığının sebebi, mevsim şartlarını ve üretimin düşük olmasını değerlendirerek her yıl yapılan grevlere son vermek için işçiye ders vermekti. Nihayetinde fabrikayı süresiz kapattığı açıklayan Cengiz Holding bir yandan da zam pazarlığı yaparak tutarsızlıklarına devam ediyordu. İşçiyi küçük düşürüyor, alay ediyordu. Ekonomik şartları da ele alacak olursak işçilerin bir bölümü yanılgıya düşerek grev kırıcı oldular. Burada işçileri kesinlikle suçlamıyoruz. Belki doğru bilgilendirilmediler, gerekli güvenceyi alamadıkları için böyle bir yanılgıya düştüler. Bu tarz grevlerin yaşanması işçiye müthiş bir tecrübe kazandırıyor. En azından işçi bu grevle ilgili kazandığı bir tecrübe de Cengiz Holding veya herhangi bir şirketin sermayeden asla vazgeçemeyeceğiydi. Cengiz Holding, bizim de en başından söylediğimiz gibi asla sermayeden vazgeçip fabrikayı kapatamazdı.
İstenilen zammı alamayan işçi ufakta olsa bir zam aldı. İşin can alıcı noktası ise Cengiz Holding’in yöneticilerinin tabiri ile ‘’sivrilen’’ 35 işçi işe geri alınmadı. Aslında değerlendirmemiz gereken grevin can alıcı noktası burası. İşçinin koyması gereken tavır bu noktada çok önemli.  Murgul maden işçisinin kazandığı tecrübeyi de eklersek artık işçi sınıfının, Cengiz Holding’in asla Murgul’dan vazgeçemeyeceğini anlaması gerekiyor. Burada işçinin koyacağı tavır fabrikada gerekli önlemler alındıktan sonra 35 emekçi arkadaşının yanında durmaktır. Her ne olursa olsun kazanan Murgul maden işçileri olacaktır. Artık işçi sınıfının yaptıkları eylemin sonuna kadar arkasında durması gerektiğini anlamış olması gerekir.
Şimdi yeniden ayağa kalkmanın zamanı, yeniden evrensel madencilik kurallarını da değerlendirip zam ve ikramiye talebini gündeme taşıyarak şartları hep birlikte ve en başından konuşma zamanı! Birlikte hareket ederek nelerin kazanılabileceğini iyi bilen Murgul maden işçileri, artık böyle tutarsız oyuna gelmeyecek emekçi kardeşlerinin yanında omuz omuza mücadele edecektir. Asıl değerli olanın birlikte emek mücadelesi vermek olduğunu, yapılan grevlerle de kazanılan tecrübeler ile sermayenin basit, ucuz blöflerini yemeyeceğini Murgul işçi sınıfı çoktan anlamıştır. Haydi Murgul ayağa kalk!
*Murgul Siyanüre Hayır Platformu Üyesi