Hopa’da aday adayı yarışı: fırsat ve risk

0
195

Doğa Yenigün

 

Geçtiğimiz hafta Artvin’de CHP, bütün ilçelerdeki (Borçka hariç) belediye başkanlığı aday adaylarını açıkladı. Hopa, aday adayı bolluğu ile dikkat çekti. Hatta sosyal medyada eleştiri konusu oldu. Aslında bu kadar çok adayın olması bence sevindirici bir şey. Her yurttaş yönetmeye talip olmalı, bu medeni cesareti göstermelidir. Bu açıdan aday adayı bolluğunu sorun olarak görmemek lazım.

Hopa’da seçimlerde solun zaferle çıkması önünde başka sorunlar var bence. Bu yazıda elimden geldiğince açık bir şekilde bunlara dikkat çekmek istiyorum.

Hopa’nın Türkiye sol kamuoyu açısından simgesel bir değeri olduğunu herkes biliyor. Bu nedenle bir önceki yerel seçimde AKP’nin kıl payı da olsa belediye başkanlık koltuğuna oturması hem hayal kırıklığına hem de tepkiye neden oldu. Hatırlanacağı gibi, Sol partiler kendi aralarında birlik sağlayamadıkları için üç farklı adayla seçime girilmişti. Bu seçimde AKP’nin oyu 4.546 (yüzde 40,35) iken, CHP, HDP ve ÖDP-Halkevleri’nin desteklediği bağımsız aday olmak üzere 3 adayın toplam oyu 5983 (yüzde 53)’tü. Ama sonuçta 23 oy farkla AKP birinci olmuştu. Yani aslında sol birlik halinde çoğunluk olmasına rağmen seçimde yenilmişti.

24 Haziran seçimleri de tablonun pek değişmediğini göstermektedir. Bu seçimde belediye sınırları dahilindeki oy dağılımı şöyle: AKP 3712, MHP 939, HDP 1415, CHP 4886 ve İyi Parti 1085. Bu verilere bakıldığında, Cumhur İttifakı ile CHP oylarının birbirine çok yakın olduğu görülmektedir. Bu nedenle hem Cumhur İttifakı hem de CHP’nin ekstradan oy kazanmanın yollarını aramak zorunda olduğu açık. Bu durumda da HDP ve İyi Parti kilit duruma gelmektedir.

Yani, bu tabloya baktığımızda, sol açısından CHP’nin aday adaylarının çok olmasından daha öncelikli bir konu/sorun olduğuna dikkatinizi çekmek istiyorum.

Bu tabloya göre CHP’nin tek başına seçimleri kazanamayacağı gayet net. Bunu CHP kurmaylarının da gördüğüne eminim. Nitekim Hopa CHP yönetimi, Hopa’daki sol parti ve demokratik kurumları ziyaret ederek bu konuda ilk adımı attı. Bu çerçevede CHP ilçe yönetiminin ilk kez HDP’yi ziyaret etmesi özellikle önemli. Ziyaretlerde ne konuşulduğunu bilmiyoruz elbette ama bu ziyaretlerin solda bir birlik için atılmış bir adım olarak yorumlayabiliriz. Solda birlik sağlandığında yerel seçimlerin de, eğer herhangi bir hileye kurban gitmezse, solun başarısıyla sonuçlanması fırsatı yarattığı açık.

Asıl konuşulması, üzerinde düşünülmesi gereken konu da bu. Solda birlik nasıl sağlanacak? CHP’de aday adaylar arasında bir yarış var. Ama hem CHP’nin adayını nasıl belirleyeceği konusunda belirsizlikler var, hem de CHP’nin adayının HDP, ÖDP gibi diğer sol-sosyalist partiler tarafından kabul edilip edilmeyeceği konusunda.

Aslında HDP ve ÖDP’nin bu konuda ne düşündüğünü kestirebiliriz. HDP Hopa İlçe Eşbaşkanı Cemil Aksu, 24 Haziran seçimlerinden hemen sonra artvinden.com’da yayınlanan Karanlığa karşı demokrasi kalesi: Demokratik Bir Hopa başlıklı yazısında görüşlerini açıklamış oldu. Aksu, yazısında seçimlerde hile yapmanın kural haline geldiğine değinerek, adaylık meselesine hiç girmeden öncelikle “Demokrasi güçleri, örgütler, partiler, sendikalar, dernekler, kolektifler, gruplar kendi içlerinde ve aralarındaki demokratik bağları kuvvetlendirme”si için “Halk Meclis” kurulmasını öneriyor. Diğer bütün meselelerin –dolayısıyla aday meselesinin de- bu Halk Meclis’inde konuşularak hep birlikte karar verilmesi gerektiğini savunuyor.

Geçtiğimiz günlerde ÖDP de bir bildiri yayımlayarak, “Bir partinin merkezinden atanan bir aday değil doğrudan halk tarafından seçilmiş bir adayla seçimlere hep beraber katılalım” diyerek, “Yerel Yönetim Meclisleri” çağrısı yaptı.

Bu açıklamalardan anlaşılacağı gibi, HDP ve ÖDP’nin CHP’ye “açık çek vermek” niyetinde olmadığı açık. Böyle bir şey siyaseten de savunulacak şey değil zaten. Herkes AKP’den Hopa’yı kurtarmak istiyor ama bunun nasıl yapılacağı konusunda bir ortaklık sağlanamadığı belli. Dolayısıyla öncelikle bu engelin aşılması gerekir. Bu konuda CHP ne düşünüyor, nasıl bir yol-yöntem öneriyor belli değil. CHP bu konuda muhataplarına ya da kamuoyuna bir açıklama yapmamış bildiğim kadarıyla.

CHP elbette kendi iç hukukunu işleterek kendi adayını belirleme hakkına sahip. Fakat eğer kendisi dışındaki sol-sosyalistlerle ittifak kurmak istiyorsa ittifakın programının ne olacağı, adayın kim olacağı, nasıl belirleneceği, belediye meclis üyeleri gibi konularda da bu güçlerle beraber karar verilmesi gerekirdi. Belli ilkeler ve iç hukuk çerçevesinde bir ittifak gerçekleşir. Bu ilkeler ve hukuk partilerin yetkili organları, görevli heyetleri arasında görüşülerek bağıt altına alınır. Elbette sol partilerin bu süreci gizli kapılar arkasında değil, demokratik sol kamuoyuna açık olarak, katılımcı yol ve yöntemlerle yapması da işin doğası gereğidir.

Bu açıdan düşünüldüğünde yerel seçimlerde sol ittifakın adayının kim olacağı meselesi, sadece CHP’nin iç sorunu olmaktan çıkıyor. Elbette ittifakın adayı bir CHP’li de olabilir, HDP’li, ÖDP’li ya da bağımsız sol-demokrat bir Hopalı da. Sol siyasette adaydan çok programa önem verilir. Ama adayın kim olacağı da önemlidir. İttifak adayının bütün sol-ittifak güçlerine liderlik yapacak kapsayıcılıkta bir politik kültüre sahip olması bu açıdan çok önemli. Aynı zamanda da halkla ilişkileri, halkın gözündeki itibarı da çok önemlidir.

Bu açıdan bakıldığında CHP’nin aday adaylarının da sol-sosyalist gruplardan kolaylıkla “açık çek” alacak bir profile sahip olmadığını söylemem lazım. Bazı aday adaylar geçmişlerinde zaten sol-sosyalist gruplar tarafından “kırmızı kart” yemiş kişiler. Bazılarını ise Hopalılar tanımıyor. Bazıları için ise CHP’den aday seçilmediğinde başka partilere geçeceği söyleniyor. Yani işler epey karışık.

Bence CHP ilçe yönetimi bu konuda eksik davranmış oldu. Önce ittifak meselesini çözüp daha sonra bu ittifakla beraber yerel yönetim programını oluşturmalı, halka açık bir süreç işleterek de aday adaylık yarışını başlatması gerekirdi. CHP, “Akp karşıtlığı” üzerinden diğer sol-sosyalistlerin kendisini mecburen destekleyeceğini düşünüyorsa, yanıldığı açık. Yukarıya aktardığım HDP ve ÖDP’nin açıklamaları bunu gösteriyor. Dolayısıyla bir an önce ittifak meselesinin çözülmesi gerekir. Aksi durumda 2014’ün bir tekrarı yaşanabilir.