İstismara susmuyoruz, hesap soruyoruz!

0
46

Hopa Kadın Platformu’nun çağrısıyla toplanan yüzlerce insan  “İstismara Susma, Hesap Sor” pankartı arkasında toplanarak bir yürüyüş gerçekleştirdi. Eylemde çocuk istismarcılarını, onları koruyan mahkemeleri, polisi, verdiği fetvalarla istismara meşruiyet kazandırmaya çalışan Diyanet’i, gerici dernek, vakıf, tarikatları lanetleyen sloganlar atıldı.

Platform adına basın açıklamasını okuyan Sercan Altınkaya şu görüşlere yer verdi:

Artvinden paylaştı: 4 Temmuz 2018 Çarşamba

“İSTİSMARA SUSMUYORUZ, HESAP SORUYORUZ!
Neredeyse her gün bir çocuğun cinsel istismara uğrayarak öldürüldüğü bir ülkede yaşamaktan utanç ve öfke duyuyoruz. Çocukları koruyamayan adaletsizlikten hukuksuzluktan utanç ve öfke duyuyoruz..
İstismara uğrayan, katledilen Leyla için, Eylül için tüm çocuklarımız için herkesi ses çıkarmaya çağırıyoruz…
Çocuklarımızın düşlerini karanlığa teslim etmeyeceğiz…Onlar bizim karanlıklar giyip sessizce ölmemizi istiyorlar. Teslim olmayacağız, hesap soracağız…
Çocuklarımız istismar edilirken seyretmeyeceğiz…
Her gün, bir yurttan, okuldan, kurstan, hastaneden, yuvadan, mahalleden çocuk istismarı haberleri geliyor. Yüzlerce çocuk erken yaşta evlendiriliyor. Bu evlilik sonucunda kendileri daha çocukken doğum sıralarında ölüyorlar. Devlet kayıtlarında yüzlerce çocuk annenin listesi varken, bunları açığa çıkaranlar sürgün ediliyor.
Çocuklarımız da susmayacak, susmayı öğretmeyeceğiz, biz de susmayacağız…
Bu utanç tablosunu örtbas etmeye çalışanlar, çocuk istismarının meşrulaşmasından sorumlu olanlar hesap verecek. Biz çocuklarımızın bedenlerini karanlık ellere teslim etmeyeceğiz. Hiçbir KHK çocuklarımıza sahip çıkmamamıza engel olamayacak. Bulunduğumuz her yerde tepki verelim, ortak sesimizi yükseltelim… Kadınlara, çocuklara, hayvanlara yönelik saldırılar, katliamlar son bulsun…
Çocuk istismarının engellenmesine ilişkin politika üretmeyen, aksine bunu fetvalarla besleyen, AKP iktidarı çoktan sınıfta kalmıştır. Bir gün tarihin karanlık çöplüğünde yerini alacaktır. Bizlerin umudu ve geleceği olan çocuklarımızı sizlerin karanlık dünyalarına hapsettirmeyeceğiz.
Cinsel istismar suçları AKP’nin iktidara gelmesinden sonra yüzde 434 arttı. Sadece 2017 yılında 409 kadın öldürülmüş, 389 çocuk istismara uğramıştır. Önlemeyi, önlem almayı bırakalım 2016 yılında bu ülkenin meclisine tecavüz yasası getirilmeye çalışıldı.
Kadın ve çocuk düşmanı AKP iktidarı bizleri durduramayacaktır.
İstismarın neden olduğu utanç, suçluluk gibi tepkilerden dolayı cinsel istismar çoğu kez gizlenmekte, aile içinde sır olarak saklanmaktadır. Bu nedenle gerçek istatistiksel verilere ulaşmak zordur. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre kadınların yüzde 20’si, erkeklerin yüzde 10’u hayatının bir döneminde cinsel istismara uğruyor.
Çocuğa yönelik cinsel istismar erkek egemen sistemin ortaya çıkardığı ve meşrulaştırdığı bir şiddet türüdür. Peki meşrulaştırdığı bir şiddet türüdür derken ne demek istiyoruz?

Gerek Diyanet fetvaları, gerek kendisini Diyanet yerine koyan ilahiyatçıların “9 yaşında, 12 yaşında kız çocukları evlenebilir” açıklamaları… Lise çağında evliliğin önünü açan düzenlemeler… Neredeyse 15 yaş ve altındaki istismarları “çocuğun rızası vardı” gerekçeleriyle cezasız bırakan yargı kararları…“Küçüğün de rızası var, aileler mağdur oluyor” diye çocukları istismarcılarla evlendirmeye çalışan önergeler… İstismar önergelerini reddeden Meclis… “Bir kereden bir şey olmaz“ diyerek Ensar Vakfı’ndaki çocukların tecavüzünü maruz gören Aile Bakanı… Topluma nispet yapar gibi sahip çıktıkları Ensar Vakfı’nın yeni yeni şubelerini açan iktidar… Takım elbise giyen tecavüz suçlularına iyi hal indirimi veren hâkim… Altı yaşındaki kız çocuklarıyla evlenilir diyen imama cezai yaptırım uygulanmaması… Çocuk yaşta evliliklerin önünü açacak olan, müftülüklere resmi nikâh yetkisinin, bir gecede “isteseniz de istemeseniz de” denilerek yürürlüğe girmesi… Çocukların eğitim hayatına cinsiyetçi söylemlerle başlaması… Kız çocukları kocaya itaat etmeli, evlenene kadar iffetini korumasının evliliklerin fıtratında olduğu gibi konuların müfredatta işlenmesi… Sübyan mekteplerinde çocukların öteki dünya ve her şeyi gören bilen yaratıcı kavramlarıyla hayatlarının kabusa çevrilmesi… MEB’in sorumlu olduğu kreşlerin çocukları çocuk olarak görmeyen Diyanet’in eline bırakılması, yoksul ailelerin çocuklarını, istismar vakalarını çokça izlediğimiz tarikat ve cemaat yurtlarına göndermek zorunda bırakılması… Kız çocuklarına ses çıkarmayı değil susmayı öğreten ikiyüzlü toplum…
Meselenin korkunç bir boyutu daha var; o da çocuk istismarını “yetişkinler arasındaki ilişkinin DİNİ kıstaslarıyla ele alınması.” Yani çocuk istismarı, çocuklara karşı işlenen bir suç olduğu için değil, arada “nikâh” olmadan yaşanan bir cinsel birliktelik olduğu için bir suça indirgeniyor! Yani çocuklarla ilişkiye girmek serbest de mesele nikâh!
AKP İktidarı, en temel kadın ve çocuk haklarını pervasızca çiğneyip, dini dayanaklarla, yeni bir toplum yapısı dayatmaya çalışarak, İslam böyle emreder diye diye erken yaşta evlilikleri, aile içi cinsel suçları, tacizleri, istismarları aklayan yasalar çıkarmak için elinden gelen tüm çabayı sarf etti.
Bu yüzden, sorumlu politik sistemdir, sizlersiniz! Peşinizi bırakmayacağız! Ve bu dünyadaki bütün çocuklar adına UTANIN diyoruz.

Hopa halkı çocuk istismarına karşı sokakta

Artvinden paylaştı: 4 Temmuz 2018 Çarşamba

Çocuklara cinsel istismar gündem olduğunda hissettiğimiz duyguların başında öfke ve çaresizlik geliyor. Cinsel istismarla ilgili Türkiye’deki temel mesele istismarın örtbas edilmesi. Kimi zaman aile içinde, kimi zaman bizzat devlet eliyle… Leyla ve Eylül ün acısıyla dalda dalga yayılan “idam çığlıkları” cinsel istismarların ciddi boyutlardaki artışının sebeplerini konuşmaktan bizi uzaklaştırıyor. Dünyada idamın ceza olarak uygulandığı ve tecavüzün en yaygın olduğu ülkelerin başında, birinci grupta, ortalama her 100 bin kadından 60’ının tecavüze uğradığı Afganistan, Hindistan, Pakistan, Suudi Arabistan, Yemen, Irak, Suriye, Ürdün, İran, Sudan ve diğer Afrika ülkeleri var. Başka bir deyişle idam cezası tecavüzün önüne bu ülkelerde geçemedi.
Suça mahal veren zihniyeti değiştirmedikçe, yahut diğer bir deyişle insan hakları bilincini toplumun en küçük birimine kadar sıkı sıkıya yerleştirmedikçe, bu suçlar işlenmeye ve hatta faillerin sayıları daha da artmaya devam edecektir. İdam bir insanın ölümünü istemektir, ceza değildir. İktidarın, toplumun duygularını kullanarak uygulamaya sokmaya çalıştığı, toplumu da bu cinayete ortak edeceği bir yöntemdir. İdam bir insanlık suçudur ceza değildir asla faydası caydırıcılığı kanıtlanmamıştır. İdam cezasına karşı olmamızın en büyük sebebi; bu cezanın esasında bir “cinayet” olduğu, Neticede, bir şekilde insan öldürülüyor ve bizim onlardan ne farkımız kalıyor fikridir.

Burada bizim için önemli ve kesinlikle daha faydalı olan idam değil, yargıyı tam bağımsız hale getirerek en adil yargılamayı yapmak ve faile kanunda açıklanan cezayı üst sınırdan vermektir. Devletin görevi çocukların cinsel istismara maruz kaldığı şartları ortadan kaldırmak ve koruyucu, önleyici hizmetleri kurumsallaştırmaktır. İstismarla mücadelede adalet çok önemli bir yer tutuyor. İstismara uğrayanın iyileşmesi için de adalet sağlandığı duygusu önemli. Uzun yargılama süreçleriyle çocukları yıldıran ve istismarı yapana indirimler sunan adalet sistemi mutlaka değişmeli. Her alanda çocuğun haklarının, çocuğun üstün yararının odak alındığı; çocukların yaşama-gelişme, eğitim, sağlık, korunma ve katılım haklarının öncelik olarak belirlendiği; ailelerin ve toplumun da çocuk hakları ve istismar konusunda bu yaklaşımla sürekli bilgilendirildiği bir sistem oluşturulmalı.
Çocukları çocuk olarak görmeyen, çocuk istismarı uygulamalarına karşı tek bir kelime etmeyen, her fırsatta çocukların istismar edilmesini meşrulaştırmaya çalışan DİYANET KAPATILMALI…
Bu memleket gericilikten, dini ya da erkek egemen politikalardan beslenenlerin değildir.
Bu memleket kadınların, çocukların, eşit, özgür, adil bir dünya isteyenlerindir.

Umutsuzluğa alışmayacağız, unutmayacağız, hesap soracağız sevgiyle kalın…”

.