Laz şair Xelimişi Xasani – Meryem Özçep

0
98

Meryem Özçep

 

“Ckimis kule coxockimi skidasen”

Kafkas film günlerinde sevgili Elif Ergezen’in Xelimişi Xasan’ı anlatan belgeseli “Şairişi Ğura”da (Şairin Ölümü), Xelimişi’nin kendi sesinden şiirler, şarkılar dinledim. Yıllar öncesinden gelen o ses yüreğime kazındı. Belgeseli izlerken “neden bir şey istemeyen bir adam olmuştum böyle? Ne lazımdı bana, ne istiyordum. Ya ben ne istiyordum bu dünyadan? Bu kadar acıyı niçin çekmiştim? Evet, ben istiyordum ki her şeyi göreyim, her türlü zorluğu yaşayayım ve bunları yazayım” satırlarının karşılığını buluyordum. Xelimişi hayatını anlatıyordu… Kendi hayatıyla hem o yılları, hem de o yılların acımasızca nasıl üzerinden geçtiğini anlatıyordu. Bu anlatı aynı zamanda özlemini kurduğu dünyaya, Lazlar’a ve Lazca’ya dairdi. Bir Laz olarak dünyaya gelmiş, annesinden Lazca ninniler dinlemiş, mısır imecelerinde Lazca söylenen türküler kulağında çınlamıştı. Lazca’nm yok olmaması için yazmış, Lazca söylediği türküleri, şiirleri, derlemeleri ses bantlarına kaydetmişti. İşte bu sayede biz bugün onun sesinden Lazca şiirlerini, türküleri dinleyebiliyorduk. Tıpkı şiirinde söylediği gibi ardından geriye türküler ve Xelimişi Xasan adını bırakmıştı.

Dobğuraşi biraba doskidasen (Ölünce türküler kalacak) Çkimiş kule coxoçkimi skidasen (Benden sonra ismim yaşayacak)

Helimişi, 1907 yılında Ortahopa’da portakal bahçesi içindeki iki katlı tuğla bir evde, ailenin tek çocuğu olarak doğar. Doğduğu bu evi hiç unutmamıştır. Xopure’pes adlı şiiri Xelimişi’nin hem Hopa’ya özlemini anlatır hem de Hopa’lılarm onu tanımalarını ve anlamalarını ister.

Nanaçkimi ek mibiru on3elis (Annem bana beşikte orada ninni söyledi)

E calimi dixas gacintu belis (O balçıklı toprağa belle bastırıyordu)

E oxoris kva gejobdvit temelis (O evin temeline taş koyduk) Xopurepes aya uçkinan mtelis (Hopalılarm hepsi bunu biliyor)

1915’te henüz küçük bir çocuk iken Hopa’dan Çarşamba’ya muhacirlik görür. Zorlu geçen muhacirlik yüzünden yatalak kalır ve üç yıl okula gidemez. 1925’li yıllarda komünist fikirlerle tanışır ve 1932’de Sovyet ülkesine gider. Xelimişi Leningrad’da bulunan Ulusal Azınlıklar Enstitüsü’ne gönderilir. Burada dans, müzik, tiyatro ve folklor konularında dersler alır. 1935 yılında geçirdiği kaza sonucu sağ ayağından olur ve Batum’a geri döner. Xelimişi başın a gelenlerden kimseyi sorumlu tutmaz, yalnız Salkuçxoni şiirinde olduğu gibi kinayeli bir şekilde kendini sorumlu tutar.

Salk’uçxoni ma Xasani fuk’ara (Ben sal ayaklı fukara Haşan)

Na monç’unpe destanite dop’ç’ara (Yaşadıklarımdan destanlar yazayım)

Na mağodu ma p’i do mis vamgara (Başıma gelenleri ben yaptım kime ağlayayım)

E da çkimi tamo mik’iri yara (Benim yaralarımı yavaşça bağla)

1938 yılında hiçbir gerekçe gösterilmeden hapse atılır.

Batum ve Tiflis hapishanelerinde iki buçuk yıl hapis hayatı yaşar. “Gürcistan SSCB’de, 1937 ile birlikte Lazların “Etnik grup” statüsü “Etnografik grup” statüsüne indirgenmiş, Laz okulları kapatılmış, Laz okullarının direktörü ve Lazca okuma kitaplarının yazarı İskender C’itaşi ortadan kaldırılmıştır. Yine bu yıllarda Sarp köyünde yaşayan Lazların ad ve soyadları Gürcü ad ve soyadları ile değiştirilmiştir. Bu uygulamalardan Xasan Xelimişi’nin de nasibini aldığı görülmektedir. Dolayısıyla Helimişi’nin “yanlışlıkla hapse atılma sebebi de ortaya çıkmaktadır.”(İsmail Avcı Bucaklişi” Sürgün”)

İki dünya savaşı görmüş, sürgün yemiş, sağ bacağından olmuş, ailesi dağılmıştı. Ama Xelimişi gür sesi ile anlatmaya, inatla var olmaya çalışıyordu. Kendi hikayesini anlatırken, ideallerini, sahip olduğu dünya görüşünü, bir dili ve bir halkın hikayesini de anlatıyordu. Sesinde dirayet, inat ve umut vardı. Tüm yaşadıklarına, hayal kırıklıklarıyla dolu hayatına rağmen yarınlardan umutluydu. Xelimişi yazdıklarının, makara bantlara okuduğu kayıtların bir gün gelip dilden dile söyleneceğini ve hak ettiği değeri bulacağından emindir. Bugün Xelimişi’nin derlediği, bestelediği şarkıların dilden dile söyleniyor olması fikirlerinde ne kadar haklı olduğunun ispatıdır.

Türkçe yazdığı şiirlerinde “Sassız Aşık”, Lazca yazdığı şiirlerinde Xelimişi Xasani imzasını kullanır. Xelimişi yaşadığı her şeyi şiirlerine konu etmiştir. Bu anlamıyla şiirlerinde, gerçekçi ve toplumcu bir bakış açısı hakimdir. Sovyetlere, Lenin’e şiirler yazmış, Komünist parti için marş bestelemiştir.

Yunanlı tarihçi Ksenephon (İ.Ö. 4.yy) Lazlar’ın savaşırken bile şarkı söylediklerini, dans ettiklerini yazar. (T. Mikeladze “Ksenephon’un Anabasisi”) Lazlar iş yaparken de, bahçe bellerken de, balık avlamaya çıkarken de, mısır kazırken de, çay toplarken de şarkı söylerler… (Olasıdır ki savaşırken de şarkı söylememiz.) İmecilerle yapılan bu işlere eşlik eden türküler, bahçeleri şenlik yerine çevirir. Xelimişi’nin bu imecelere yazdığı şiirlerden biri de Çaişi Birapa’dır;

Ran3’k’alas birapa skani rak’anis mat’as
(Çınlasın şarkın tepeye vursun)

Handğa ekini k’ala kva do ncakti ibiras
(Bugün bizimle beraber taş ve ağaçta şarkı söylesin)

Ezdas ixit ha birapa mendraşak iğas
(Alsın rüzgar şarkıları uzağa götürsün)

Ağne lazuri birapa kianak ognas
(Yeni Lazca şarkıyı dünya duysun)

Xelimişi yaşadığı savaş yıllarının, politik, kültürel ve sosyal ağırlığına rağmen idealleri için yaşamış, inandığı şeyler için üretmiştir. Sadece şiirler, şarkılar değil, yağlı boya tablolar yapmıştır. Tabloları şiirlerindeki satırların karşılığı olan, Laz halk kültürünün günlük yaşamını anlatan, günlük hayatın parçalarından oluşan tablolardır ve doğayla sürekli bir mücadele söz konusudur. Xelimişi, Karadeniz’in hırçın dalgalarıyla boğuşan balıkçıları, kadınları, avcı Laz erkeklerini resmetmiştir. Özellikle tablolarında, dünya görüşünü yansıtan kolektif yaşam tarzını simgeleyen, imece ile yapılan işler vardır. Resimlerinde en çok dikkati çeken bir diğer nokta denizin hırçın dalgaları ve bunun etrafında şekillenen hayatlardır.

Sürgün yıllarının ardından o dönemin Gürcistan başbakanına

mektup yazarak ondan yardım ister. Türkçe yazmış olduğu Kore’de Bir Türk Kızı romanı çok beğenilir. Tiflis’e çağrılır ve Tiflis üniversitesinde Türkçe hocalığı yapmaya başlar. Kendisine verilen sözler tutulmadığı için buradan ayrılır. Xelimişi 3 Mart 1976’da Tiflis’te hayata veda eder. Laz gençleri Xelimişi’yi Batum’a getirerek Meleni Sarpi köyünde toprağa verirler.

Xelimişi Xasani öldüğünde ardından yüzlerce şiir, derlediği ve bestelediği şarkılar, Türkçe yazdığı Kore’de bir Laz Kızı romanı, Lazca bir çocuk hikayesi, elliye yakın yağlı boya tablo bırakmıştır. Xelimişi Xasani, kendi yaşam öyküsünü, bütün şiirlerini, romanını, derlediği ve bestelediği şarkılarını ölümünden kısa bir süre önce, makara bantlara okuyarak kayıt altına almıştır. Xelimişi için sadece şair, ozan, ressam demek yeterli olmuyor, o öncelikle düşündüğü gibi yaşayan iradeli bir insan, bir kültür mirasçısı, Lazların yaşayan ruhudur.

Sarpi köyünde, denizin mavisiyle göğün mavisine selama durmuş tepede mezar taşında kemençesi, ne yana dönseniz size bakan sureti ve “Skidalaşen mana mançen kaebzdi/ Man am dunyas em dunyaş derdi var bzdi”*yazısıyla halen bize bir şeyler söylemeye devam eder.

* Yaşamdan payıma düşeni aldım/Bu dünyada öteki dünyanın derdini çekmedim.

Kaynakçalar: İsmail Avcı Bucaklişi ‘Xelimişi Xasani’nin Otobiyografisi’ ‘Fırtınalı Bir Hayat’ Kolkhoba.org, Lazuri.com, Tina Şioşvili’ Laz Ozan Haşan Helimişi’