Odun koysan kazanılacak yere odun koymak

0
64

Ateş İlyas Başsoy

 

Kimisi odun der, kimisi saksı, kimisi ceket… Hangisini aday koyarsanız koyun, seçimde CHP’nin kazanacağı garantili olan il ve ilçeler var.

İller İzmir ve Trakya illeri. İlçeler İzmir’in neredeyse tamamı, Ankara’da Çankaya, İstanbul’da Kadıköy, Beşiktaş, Bakırköy gibi eski; Sarıyer, Beylikdüzü ve Ataşehir gibi yeni ilçeler, Adana Çukurova gibi birkaç kentte birkaç merkez ilçe daha. (Aman efendim Sarıyer’in neresi yeni? Yeni çünkü Zekeriyaköy ve Maslak Sarıyer’e yeni katıldı… Beylikdüzü ve Ataşehir’de efsane yarattık. Canım, oralar eskiden dutluktu, şimdi bir oda eve 1 milyon veriyorlar)

Bu iller ve ilçeler nüfus yapılarından ötürü odunu aday göstersen seçimi kazanacağın yerler. Kimi yıllardır böyle, kimi de lüks apartmanlarla dolu yeni ilçeler oldukları için öyle.

Peki be hey CHP, sırf bu nedenle, bu il ve ilçelerde odunları aday göstermek zorunda mısın? Şu anki belediye başkanlarının tamamını ayırarak söylüyorum, birçoğu şahsen tanıdığım harika insanlar. Sözüm onlara değil, sözüm CHP’deki bir zihniyete.

Zihniyet şu: “X ilçesinde seçimi kazanmamız garanti. O halde bu ilçeye hatırlı gönüllü Y Bey’i (veya hanımı) aday gösterelim. Y Bey’in bizde çok emeği var. Böylece ona da bir kıyak yapmış oluruz.”

Şimdi bu kimi okurlara saçma gelebilir ve “O kadar da olmaz” diyenleriniz çıkar. Size sadece, Nasuh Mahruki deyip geçeyim. Türkiye’de CHP’nin en önemli ilçelerinden biri olan Kadıköy’e başkan olması için konuyla hiç ilgisi olmayan bir beyefendiye gece vakti “müjde” verilmesini mantıklı buluyor musunuz peki? Veya mesleki tecrübesi eski bir belediye başkanının güvenilir avukatı olmaktan ibaret bir delikanlıyı, diğer tüm adaylar reddettikten sonra Türkiye’nin bir başka önemli ilçesinin başına getirmeyi?

CHP bu yerel seçimde bir sıçrama yaratabilir ve bu sıçrama nedeniyle ülkenin siyasi seyri değişebilir.

Ama bu amatörlükler devam ederse korkarım işimiz zor.

Yukarıda saydığım il ve ilçelerde seçim galibiyetinin çantada keklik olduğu doğrudur ama CHP yöneticilerine bir hatırlatma yapmak gerek:

O çanta dedenizin çantası değil, o keklik de nenenizin kekliği değil.

Odun koysan kazanacağın ilçeye, bir yıldız koyarsan; o yıldız beş yılda yeni bir Yılmaz Büyükerşen haline gelir. Örneğin Kadıköy o kadar başarılı bir belediye başkanlığı yapar ki, bir dahaki seçimde Üsküdar, Beykoz ve Ümraniye de CHP’ye oy verir.

Çantada keklik iller ve ilçeler, hatırlı arkadaşlara dağıtılacak padişah mülkü değildir. O bölgeler ilerici, aydın, bazen onbinler, bazen yüzbinler, bazen de milyonlarca seçmene sahip oldukları için bu sonuçları alıyorlar. Eğer o güzelim il ve ilçelerin seçmenine hiçbir şey sormadan dayının oğlunu, amcanın kızını, aşiretinin torununu başkan diye getirirsen, bu bence en basit anlatımla aptallık, daha karmaşık anlamla da “ihanet” tir: Seçmene, ortak değerlerimize ve inançlarımıza hakaret.

CHP’nin sürekli tekrarladığı bir söz var: Liyakat… Memur seçiminde liyakat önemli de, belediye başkanı seçiminde değil mi?

Gökhan Günaydın döneminde bu parti ilk kez AKP gibi her il ve ilçede araştırma yapıyordu. Tabi o il ve ilçelerin ağaları için bundan daha korkunç bir şey olamaz, Ankara’ya gidip iki çay arasında laf sokarak siyaset yapmak varken, nereden çıktı bu “halka fikir sorma”lar?

Şu anda bir araştırma da yok. Elimizde her il ve ilçe belediye başkanının gücünün yettiğince yaymaya çalıştığı “çok başarıyım abisi” lakırdıları dışında hiçbir şey yok.

İzmir’de Tesla heyecanına sahip işadamı bir arkadaşım var. Bir gün, hem de hiç sarhoş filan değilken, gözleri dolmuş ve “Biz İzmiriz be, Ankara’nın tepemize atama yapması ağrımıza gidiyor” demişti.

Bu arkadaşımın hisleri, CHP’nin çantada keklik gördüğü birçok il ve ilçede milyonlarca seçmen tarafından paylaşılıyor.

Özetle:

1 – CHP, Belediye başkanlarının görkemli sofraları, şaşalı etkinlikleri ve özenle seçilmiş rotalarda yaptırdıkları yürüyüşleriyle kanaat oluşturma. “Çantada keklik” gibi görünen tüm il ve ilçelerde bağımsız araştırmalar yaptır. Seçmen (partili değil, seçmen) senin tepeden kondurduğun başkan hakkında ne düşünüyor? Memnunlar mı, yoksa bıkkınlar mı?

2 – Bu “garantili” bölgelerde aday oyları artırmış mı? Halkın beğeni yüzdesi yükselmiş mi? Yerel seçimden sonra yapılan dört halk oylamasında oyların seyri nasıl değişmiş? Hangi il ve ilçe çan eğrisinin üstünde oranlar elde etmiş, hangileri eğrinin altında kalmış?

3 – Eğer kötü performans gösteren belediyeler varsa, bunların başkanlarını bir daha asla aday gösterme. Eğer yıldızlaşan belediyeler varsa, bunları model haline getir ve AKP’nin elindeki çevre seçim bölgelerinde çalışma yapmaları için şimdiden görevlendir.

4 – Bu seçim bölgelerinde halk nasıl bir belediye başkanı hayal ediyor? O bölgede akıllarda dolaşan ve aday gösterildiği durumda hem kendi seçim bölgesinde, hem de ülke genelinde heyecan yaratacak isimler var mı? Bağımsız (sahiden bağımsız) araştırma şirketleriyle sadece kantitatif değil kalitatif araştırmalar da yaptır. Tıpkı ticari şirketler ve AKP gibi sen de “focus grup” toplantıları düzenle.

Amerika’yı geçtim, Yozgat’ı tekrar keşfetmeye lüzum yok. AKP seçmeninin en eğitimsiz seçmen olduğu veri bir durum olabilir ama AKP yönetimi kesin olarak Türkiye’nin en modern partisi, hatta tek modern partisi.

CHP, beş yıl önce ilk kez AKP’yi ve tüm dünyadaki modern organizasyonları örnek alarak “veriye dayalı” seçim çalışması yapmaya girişmişti ama bugün elimizde vasatların korkunç ittifakıyla yaratılmış bir günah keçisi hikayesinden başka bir şey kalmadı.

Tekrar bu aksa dönmek için hala vakit var.

CHP yöneticileri, lütfen bu çok çok önemli konuyu birkaç kibirli akademisyene ve bıçkın oduncuya emanet edip, elimizdeki belki en son fırsatı heba etmeyin. CHP seçmeninin derdi odunla, oduncuyla, hatta ağaçla bile değil. CHP seçmeninin derdi ormanla. Liderlik ağaca değil, ormana bakmaktır.

Türkiye’nin en eğitimli seçmenini lütfen hayal kırıklığına uğratmayın.

Bu seçmenin yoğun yaşadığı il ve ilçelere aday belirlerken sadece şu soruyu sorun: “Bu aday, bu bölgede yapacağı belediyecilikle tüm ülkede oylarımızı artıracak bir model yaratabilir mi?” Daha basit anlatımla: “Bu kişiden yeni bir Yılmaz Büyükerşen çıkar mı?”