Opiza Manastırı

0
50
opiza-manastiri
opiza-manastiri

Manastırın günümüze ulaşan kitabesi yoktur. Yazılı kaynaklardan edinilen bilgiye göre buradaki yapılar ilk
kez, Ardanuç Kalesi’ni İberya Krallığı merkezi haline getiren Kral Vahtang Gorgaslan (449-499) tarafından kurulur.
VII. yy’da Müslüman Arapların bölgeye yönelik akınları sırasında tahrip edilir. Daha sonra, Rahip Gripor Kanzda
tarafından, Bagratlı Krallarından I. Aşot’un (786-830) yardımlarıyla yapı topluluğu yeniden onartılarak, XVI. yy’a
kadar işlevini sürdürmüştür. Günümüzde oldukça harap bir halde olan manastır herhangi bir amaç için
kullanılmamaktadır. Köyün girişindeki meyilli arazinin düzeltilmesi sonucu elde edilen alan üzerinde kurulan
manastır; kilise, şapel ve diğer yapılardan oluşmakta olup, zamanımıza oldukça harap bir vaziyette ulaşmıştır.

Manastırın odak noktasını oluşturan kilise serbest haç planlı olup 24.80×10.40 m dış ölçülere sahiptir. Kilise,
yöredeki kiliseler içerisinde en fazla tahrip olmuşların başında gelmektedir. Kilisenin kuzey cephe duvarı, batı cephe
duvarının bir bölümü, pastoforion odalarının bir kısmı haricinde tüm mimari elemanları yıkılmıştır. Bu yüzden
mevcut kalıntılarla kilisenin cephelerini ayrıntılı bir şekilde tanımlayabilmek oldukça zordur. Ancak yapı ile ilgili
literatüre geçmiş araştırmalar tanımlamada bize kolaylık sağlamaktadır. Şapel, kilisenin batı haç kolunun güneybatı
cephesinde, bu kolun yarısı kadar ebatta, tek neften oluşmaktadır. Üç adet kapısı bulunmaktadır. Bu kapılarla;
narteks ve kilise ile irtibatlandırılmıştır. Şapelin doğusunda bulunan yuvarlak formlu apsis, dıştan düz cephe
duvarıyla sınırlandırılmıştır. Güneydoğu ve doğu duvarlarında birer adet yuvarlak kemerli ve dışa doğru daralan,
dikdörtgen formlu pencere açıklıkları yer almaktadır. Doğu-batı doğrultusunda, beşik tonoz örtüye sahiptir. Şapelde
herhangi bir süslemesi günümüze ulaşamamıştır. Malzeme ve teknik açıdan kilise ile benzeşmektedir.