Şarkılarımız gökyüzüne ulaştı – Gzamşine Hasan Kaboğlu

0
260

Gzamşine Hasan Kaboğlu

 

3 buçuk aylık dolu dolu bir prova maratonunun ardından beklenen gün geldi çattı. Kemalpaşa halkevci kadınlarının sahne günü 6 Mart, Hopa halkevci kadınlarının sahnesi ise 10 Marttı. Günler yaklaştıkça tatlı telaşlar provalarda kıyafet renk seçimleri pankart sloganları için fikirler… Hayatımda hiç olmadığım kadar bir 8 mart sürecine tanık oluyordum. Ve ortalama haftada iki kere yaptığımız son zamanlarda 4-5 güne kadar çıkan provalarda büyüyen enerji, prova alanlarında gördüğüm kadın dayanışması beni gün be gün büyüledi. Ve yarattığımız o faunus içerisinde kadınların söylediği şarkılar, dans etmeleri, gülüşmeler, adeta mistik bir ayin şekline bürünüyordu.

2015 yılı Kemalpaşa Halk Festivali için hazırladığımız koroyu hayal meyal hatırlıyorum. Yine aynı tempoda devam eden provalar festivalin hazırlık coşkusu. 13 yıldır her yıl yapılan bu festival her zaman ülke ve kent gündemine ışık tutmuş, kentin tüm ana damar hatlarında ve mücadele pratiklerinde var olmuş olmanın beyanı olmuştur. Tabii kadınlar da çığlıklarını sloganlarını, şarkılarını, festival alanından tüm dünyaya duyurmuştur. O yılki sahne pratiğimiz 3 yıl sonrasının zemini hazırlamıştı. Ve tekrar Hopa’ya döndüğümde aklımdaki ilk şey “ne yapabiliriz? ne üretebiliriz” oldu. Kaldı ki burada yaşam bu döngüyle üretimin her kanalıyla halka ulaşılabilmek üzerine kurulu. Koro çalışmaları, yaz çocuk okulları, atölyeler… Aralık ayının ortalarında her iki ilçede provalar başladığında üretime dahil olmanın verdiği heyecanı anlatamam. Her iki tarafta da 15 kadar kadının arasında, gittikçe berraklaşan sesleriyle senkronizasyonun, armoninin tadını çıkarıyor ve büyüdükçe büyüyorduk.

Provalarımız seyrine oturmuş yoluna devam ederken bir taraftan ülke gündeminden hiç düşmeyen cinsel istismarlar çocuk tecavüzü haberleri, onlarca kadının tacize uğraması, tartaklanması, kocaları aileleri yahut hiç tanımadığı insanlar tarafından öldürülmesi. Tüm bu kötülüklerin üzerimize bıraktığı kara bulutlar, yürek yangınları provalarımız sırasında yerini bir ışık kümesi ve kadın dayanışmasının ahengine bırakıyordu. Öyle ki söyledikleri şarkıların sesi önce mahalleye sonra tüm kente sonra da gökyüzüne ulaşıyordu.

Gzamşine Hasan Kaboğlu

Bunu önemsiyorum ve vurguluyorum çünkü kolektif bir kadın korosunun üretimleri birçok şeyi başarabilir. Kemalpaşa halkevci kadınlarıyla bu yıl koro öncesi sahneye çıkış skeci hazırladık. Fikri tartışmaya başladığımızda bütün heyecanımla böyle etkileyici bir girişin ses getireceğini ve farkındalık yaratacağını düşündüğümü söyledim. Ve hemen ardından yapılan fikir alışverişleriyle bir senaryo hazırlayan kadınlar kocası tarafından cinsel istismara uğramış, şiddet görmüş bir kadın olan Ayşenin sahnesini hazırladılar.

Ayşe sahnenin önünde yerde!
Işıklar sönük. Salon sessiz. İçerideki her yaştan 200 kadın dikkatle Ayşe’yi izliyor.
50 baş koyuna sattı babam beni…
kocam kız çocuğu doğurdum diye sokağa attı sonra,
abim makyaj yaptım diye dovdu tekrar tekrar
otobüste şort giydiğim için bir erkek tarafından yumruklandım.

Sessizlik…
salonun her yerine dağılmış korist kadınlar seyircilerin arasından, salondaki tüm kadınlara sessizce şunu söylüyor

Ayşe kocası tarafından şiddete uğramış…
Ayşe kocası tarafından şiddete uğramış…
Ayşe kocası tarafından şiddete uğramış…

Kadınlar sahneye doğru yaklaştıkça seyirciler Ayşe’yi dinlerken aralarından geçen kadınları algılamaya çalışıyor, karanlığın içinden sahnede ki tek ışığın altında boynu düşmüş sesi ürkekçe çıkan Ayşe’ye tekrar dönüyor. Neler olduğunu anlamaya çalışıyor.

Ayşe kocası tarafından şiddete uğramış.
Ayşe kocası tarafından şiddete uğramış.
Ayşe kocası tarafından şiddete uğramış.

Ayşe devam ediyor anlatmaya,

çocuk 9 yaşındadır evlendiremezsin çok küçüktür dedim.
Sana mı soracağım din böyle buyuruyor dedi. Vurdu vurdu vurdu.
Kadınlar Ayşenin etrafında dönüyor tıpkı bir şifa ayini gibi. Ve seslerini yükseltiyor.

Ayşe yalnız değildir.
Ayşe yalnız değildir.
Ayşe yalnız değildir.

Başını bile kaldıracak gücü olmayan Ayşe’yi kollarından saçlarından yüzünden sırtından tutarak ayağa kaldırıyorlar.

Ve şöyle diyorlar hep bir ağızdan,

Bir kadın olarak, ülkem yok, bir kadın olarak, bir ülkem olsun istemiyorum. Bir kadın olarak, bütün dünya benim ülkem.

Tüm salon ayakta alkışlıyor, koro sahnedeki yerini alırken…

Biraz önce yanından geçen ve ona Ayşe kocası tarafından şiddete uğramış diyen sahnenin önünde yekpare bir beden olan kadın arkadaşlarının, kız kardeşlerinin, gelinlerinin çocuklarının, ne yaptığını görüyor, ayağa kalkıyor. Tüm salon yekpare bir beden. Erk dünyasına bir manifesto oluyor skeç.

Ve kendi gözlerimle gördüğüm yegane şey, kadınların mücadelesi umuttur.

Ve büyüsün,
Ve yükselsin,
Gökyüzüne kadar…

İşte böyle ulaştı şarkılarımız gökyüzüne, yitirilen kadınlara ve çocuklara, ve elbette içerisinde bulunduğumuz bu karanlık günlerde gericiliğin, faşizmin kol gezdiği bu zamanlarda, tüm bunlara rağmen sokakları terk etmeyen, dilediği eylem biçimini dilediği gibi yapan geceye ışık tutan mücadelenin her alanında var olan tüm insanlara…