Sezonun ilk yarısında Hopaspor – Engin Korkmaz

0
388

Engin Korkmaz

Şampiyonluk parolasıyla; yeni yönetim, yeni teknik ekip, yepyeni bir kadro ile sezona çalkantılı başladı Hopaspor.

Esnafından, iş insanlarına; çay tarlasında çalışanlardan sanatçılarına kadar kenetlenen taraftarıyla üst liglerde yer alması gereken Hopaspor, eski güzel günlerine geri dönmek için son birkaç yıldır büyük bir çaba sarf ediyor. Bunun yanına yeniden oluşturulan yönetim ekibinin hayli iddialı ve grubun en pahalı kadrosunu kurması, şampiyonluğun ne kadar istendiğinin göstergesi.

Transferlerde geç kalındı

Bütün bu şampiyonluk arzusunda eleştirilebilecek tek nokta, transferlerde geç kalınması ve teknik ekip odaklı bir transfer politikasına gidilmesi olabilir. Fakat sezon öncesi hazırlık maçları ve Türkiye Kupası maçlarında takımımız yeni olmasına karşın taraftarlara ümit verdi.

Detaylara ve tartışmalara girmeden belirtmekte fayda var. Türkiye Kupası ilk maçındaki “kaptan krizi” yaşanmasaydı, sezona kenetlenmiş bir Hopa ve Hopaspor olarak girebilirdik.

Bu krizin bir sonucu olarak, taraftarın “acaba” sorularını peşinden getirdi. Tribünde homurdanmalar daha ilk maçtan kendini gösterdi. Burada bir eleştiride yönetime: kriz yönetiminde acemice davranıldığını düşünüyorum.

İyi sonuçlar güven tazeledi

İlk maçın ardından alınan güzel sonuçlar ve yenilgisiz devam eden lig, takıma ve yönetime güveni tazeledi. Takım özellikle iç saha maçlarında, şampiyonluk adayı olan takımlara karşı oynadığı futbolla taraftarını ve bütün Hopa’yı tekrar kenetleyerek şampiyonluk havasına soktu.

Hopa gibi, Hopaspor da biraz ters tabi ki. Şampiyonluk adayı rakiplerine iyi top oynayıp; kolay gördüğü Zağnos ve Karlıova maçlarında puan veren takımımız; Kars deplasmanında ilk yenilgisini aldı.

Taraftar yoksa Hopaspor da mı yok?

Kars deplasmanı sonrası, seyircisiz oynanan Yakutiye maçında, kimsenin beklemediği bir sonuç alındı. Takımımız ilk defa kendi sahasında hem de düşme potasında olan bir takıma yenildi. Bu sonucun ardından, “her şey bitti mi?”, “seyirci yoksa takım maç kazanamıyor mu?” soruları dillendirilmeye başlandı.

Aslına bakılırsa iç saha maçlarında taraftarın etkisini yadırganamaz. Tıklım tıklım dolu tribünlerde; doksan dakika susmayan, yaptıkları şovlarla taraflı tarafsız herkesin beğenisini kazanan Hopaspor taraftarı var. Rakip takım oyuncuları bir kenara hakemler bile ayakları titreyerek sahaya çıkıyorken; takımımız ligin son sıralarında yer alan takımları neden yenemiyordu?

Bunun nedenini teknik olarak sıralamak mümkün elbette; ama bence asıl nedenler rakipleri ciddiye almamak ve yeterince konsantre olamamak.

İlk sezonun son maçı bu anlamda çok önemliydi. Hopaspor hem bir deplasmanda hem de şampiyonluk için ölüm kalım maçına çıkıyordu. Futbolcular üzerindeki baskıyı atmış, kendilerine güvenerek sahadaydı. Sahaya inanmış bir şekilde çıkan takım zorlu Kendirli deplasmanından galibiyetle dönüyordu.

Bu galibiyetle her ne kadar ligin ilk yarısını dördüncü sırada bitirsek de liderle puan farkı ikiye düşmüştü. Özellikle ikinci yarının ilk maçının liderle olması bu galibiyetin önemini bir kez daha ortaya çıkarmıştı.

İkinci yarı ne olacak?

Genel olarak baktığımızda ilk yarıyı hedeften sapmadan bitirmek değerli. Peki; bu Hopaspor’un şampiyonluk yolu için yeterli mi? Eğer ara dönem transferleri gelmeseydi cevabımız hayır olurdu.

Ancak yönetim ve teknik ekip dersine iyi çalışmış olacak ki, ikinci yarıya dair yapılması gereken transferleri nokta atışı şekilde yaparak takıma büyük bir takviyede bulundu.

Geçtiğimiz sezonun BAL ligi gol kralı Hüseyin Çelik’in mor beyaz formaya katılması, takımımızın ikinci yarıda gol yollarında nefes almasını sağlayacaktır. Orta saha oyuncuları Mehmet Çiloğlu ve Nijerya birinci liginden transfer edilen Fidelis Iria’nın transferleri ortasahadaki rekabeti arttıracak ve takıma güç katacaktır.

Son olarak sezonun ilk yarısına dair, akıllarda kalan ne diye soracak olursanız; Fazlı’nın Hekimoğlu Doğanspor’a attığı o muhteşem golüdür der, susarım.

Sezonun ikinci yarısının ilk maçı olan Ardahan deplasmanında görüşmek umuduyla…