Sonbahar rüyası – Nursel Ataman

0
116

Beğlivandan yeni geldim. Aklım hala orada. Kaç yıl oldu bilmiyorum bir sonbahar köyde olamadım. Bu sonbahar gitsem köye. Rüzgar esse, kestaneler dökülse. Sepeti arkama alsam ormana gitsem.

Kuru yapraklarla doldursam sepeti. Kucağıma kestane toplasam. Biraz otursam kestane ağaçlarının altında. Dinlenirken türküler söylesem ağıtlar yaksam sesim karşıdaki mahalleden duyulsa. Ormandan insem fındıklıkların içine doğru. İskender dayının ırmağındaki demir elmanın altından elma toplasam. Oradan aykırlıktan eve yürüsem. Birkaç tane fındık da atsam kucağıma. Eve vardığımda babam kışlık odunu kesip istiflemiş olsa. Odunun kokusunu alsam. Annem mısırları örüp pagende assa. Ben de topladığım kuru yaprakları ineklerin altına sersem. Annem inekleri sağıp yem verse. Rüzgar eserken yola mahalleye baksam. Biri geçse de sohbet etsem. Babam evin arkasındaki asmadan üzüm toplasa. Evin kapısına gelse. Ben sobayı yakamam bilir hemencecik yaksa sobayı. Sütü sobada kaynatsak mısır ekmeğini de pişirsek hava kararırken tavukları kümese koysak. Yağmur başlasa kaynayan süte mısır ekmeğini doğrayıp tatlı tatlı sohbet ederek yesek. Yağmurun sesine kahkahalarımız karışsa. Sobanın arkasında divana uzansam. Dünyayı unutup uyusam.