“Artvin İçin Stk’ların Yanındayız”

0
280

İSTANBUL – Artvinliler Hizmet Vakfı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Mustafa Melek Artvin’e dair önemli açıklamalarda bulundu.

Son 30 yılda Artvin’de olup biteni gözden geçirdiğimiz zaman insanın aklına farklı şeyler geliyor.

Bu şehri boşaltmak mı istiyorlar diye. Çünkü bu politikalar Artvin ilinin yok olmasına kadar varabilecek doğrultuda planlı, programlı politikalar olduğunu herkes görebiliyor.

Çok güzel bir ilimizin olduğunu söylüyoruz. Şehri turizmle kalkındırabileceğimizi iddia ediyoruz. Ama yapılanlara bakın. Bütün vadilerde HES var ya da yapılmaya çalışılıyor. Şimdi bir de maden belası çıktı. Artvin halkı bir var olma mücadelesi ile karşı karşıya.

Mustafa Melek yaptığı açıklamada “Benim Artvin organizasyonlarıyla ilişkim Ankara’da üniversite yıllarıma dayanır. Ankara’da çok köklü bir Artvin derneğimiz var, Artvin Kültür ve Dayanışma Derneği. Hep söylerim. Bu dernek benim hayatımı ‘ etkilemiştir, çok faydası olmuştur diye. Birincisi, bu derneğin içerisinde bir dershane vardı ve Artvinli hocalarımız Artvinli gençleri üniversite sınavına hazırlıyordu. Bu programa devam ettim ve ODTÜ’yü kazandım. İkincisi, bu dernekte ayrıca halk oyunları kursu vardı. Düzenli ve gösteriye çıkabilecek kadar halk oyunları oynamayı yine bu dernekte öğrendim.

Üçüncüsü, dernek o zaman dönemin siyasal ve sosyal konularında seminerler ve tartışmalar düzenlerdi; biz de bu etkinliklere katılırdık. Siyasal ve sosyal konularda duyarlılığımız üzerinde de derneğin sağlam etkileri olmuştur.

Uzun bir üniversite öğrenciliği süreci geçirdim, o zamanın malum koşullarında. Üniversiteyi bitirdiğimde hemen iş bulmak için İstanbul’a geldim. 31 yıl önceydi. Bir yandan İstanbul’da hayatımızı kurarken, bir yandan da İstanbul’da yaşayan hemşerilerimizle içli dışlı olduk. Sanırım gelişimin 3. yılıydı; İstanbul Bahçelievler’de bazı büyüklerimle bir araya geldik ve bir Artvin derneği kurmak için girişimde bulunduk. İçlerinde her zaman rahmetle andığım ve takdir ettiğim Yılmaz Kahraman ve vakfımızın da üyesi olan değerli hocamız Salih Günay vardı. Başka hemşerilerimizin de olduğu bir grupla kuruluşu gerçekleştirdik. Bu dernekle Bahçelievler bölgesinde yaşayan hemşerilerimizi bir araya getirdik, güzel işler yaptık Ben Artvinliler Hizmet Vakfının kuruluşundan bir süre sonra vakfa üye oldum 2 dönem yönetim kumlu üyesi olarak görev yaptım.

Vakfın kuruluşundan sonra uzunca bir süre vakıf yönetimi hep mutabakatla belirlendi; seçim yapılmadı. Ancak son birkaç dönemdir vakıf yönetimi seçimle belirlenir oldu. Burada herhangi bir tarafın haklılığından bahsetme niyetinde değilim. Ancak şunu gördük ki, kim kazanırsa kazansın, diğer taraf kendini dışlanmış hissediyor. Böyle bir ortamda yine ittifakla bir yönetim oluşturabilmek için bazı arkadaşlarla yola çıktık Tüm iyi niyetli çabalarımıza rağmen ittifak sağlama konusunda çözüm bulamayınca aday olmak zorunda kaldım. Bir seçim yaşadık umarım bu son seçim olur. Zaten bu işler bir nevi bayrak yarışı değil mi?

Görev dönemimiz içerisinde iyi hizmetler gerçekleştirebilirsek ve görevimi tasavvur ettiğimiz şekilde ittifakla oluşmuş bir yönetime bırakabilirsek çok mutlu olurum.

Artvin Madencilik, HES ve Barajlarla yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Vakıf Yönetimleri dönem dönem farklı yaklaşımlar gösterdi. Sizin yönetiminizdeki vakıf nasıl bir yol izleyecek? Net tavrınız nedir?

Artvinliler Hizmet Vakfı her zaman Artvin’deki çevre sorunları ve diğer sorunlara karşı duyarlı oldu. Ben olumsuz bir yaklaşım, bir tavır hatırlamıyorum. Bu muhakkak böyle devam edecek.

Benim kişisel olarak Artvin’deki çevre sorunları konusunda düşünce ve yaklaşımlarını bilirsiniz. Derginizdeki yazılarımı ve açıklamaları bilirsiniz. Farklı sivil toplum örgütlerinin yapmış olduğu girişimlerde, her fırsatta, Artvinlerin ilgisini bu çevresel sorunlara çekmeye çalıştık. Vakfımız tarihsel olarak bütün varoluş süreci içerisinde her zaman çevre mücadelesine destek olmuştur. Çünkü bunun oldukça ciddi bir konu olduğunu biliyoruz.

Son 30 yılda Artvin’de olup biteni gözden geçirdiğimiz zaman insanın aklına farklı şeyler geliyor. Bu şehri boşaltmak mı istiyorlar diye. Çünkü bu politikalar Artvin ilinin yok olmasına kadar varabilecek doğrultuda planlı, programlı politikalar olduğunu herkes görebiliyor. Çok güzel bir ilimizin olduğunu söylüyoruz. Şehri turizmle kalkındırabileceğimizi iddia ediyoruz. Ama yapılanlara bakın. Bütün vadilerde HES var ya da yapılmaya çalışılıyor. Şimdi bir de maden belası çıktı. Artvin halkı bir var olma mücadelesiyle karşı karşıya.

Bazı hemşerilerimiz bizi taraf olmakla suçluyor. Evet, tarafız, çok basit. Artvin’in tarafındayız. Bize taraf diyenler de karşı tarafta. Bilirkişilerin satın alındığı bir ortamda mahkemeden de Artvin halkı için olumlu bir karar çıkmayabilir. Ne yapacağız? Tabi ki Artvin halkı teslim olmayacak. Var olma mücadelesi devam edecek.

Vakıfta geriye doğru bakıldığında, işleyiş ve uygulamalarda (tüzük ve yönetmelik) bir yanlışlık var mıydı? Vakıf yapması gerekenlerle, yapmaması gerekenleri karıştırdı mı? Çözülecek mi bu durum?

Evet. Vakfımızın senedinde ki bildiğim kadarıyla kuruluşundan bu yana hiç değişmemiştir. Bazı sorunlar var. Bir tüzük değişikliğini zaten çalışma programımıza koyduk. Değiştirmeyi planladığımız konulardan bir tanesi vekâlet ile oy kullanılması konusudur. Son seçimde neredeyse bizzat katılanlar kadar vekâletle oy kullanıldı. Seçimden 2 ay önce üyelerden vekalet istendi; üstelik vekalet verilecek kişi isimlerinin boş bırakılması istendi. Bunlar hoş şeyler değil. Senet değişikliğiyle bu sistemi kaldırmak istiyoruz ancak noterce verilmiş vekâletler geçerli olabilecek. Bunun dışında vakıf senedine dayalı bir onur kurulu oluşumunu hayata geçirmek istiyoruz. Konunun detayları zaten çalışma programımızda bulunuyor. Aynı zamanda sivil toplum örgütlerinin vakfımıza üye olmasını bu dönem yaygınlaştırmayı düşünüyoruz.

Artvinliler Hizmet Vakfı gerek kuruluş anlayışı ve gerekse bugüne kadar taşıdığı misyonla çok önemli ve etkili bir organizasyon. Vakfa bu özelliğini kazandıran ve bunu korumak için mücadele eden, bütün önceki dönem yöneticilerine teşekkür ediyorum. Son yıllarda İstanbul’da Artvin STK’larında çok hızlı bir artış var. Bazılarının arasında ciddi sorunlar var. Vakfa bu konularda ciddi görev ve sorumluluk düşüyor. Artvinli sivil toplum örgütlerini bir çatı altında toplamak gibi bir amacımız var.

Bazı sivil toplum örgütleri vakıftan ayrı düşmüş, kendi başlarına Artvinli sivil toplum örgütlerine önderlik yapmak istiyorlar. Bunu tek başlarına yapmaları mümkün değil. Bu dağınık yapının toparlanması için çaba göstermek lazım ve vakfımızın mevcut yönetimi öncelikle bu konuda birtakım faaliyetler gerçekleştirmek için harekete geçmiş bulunuyor. Tabii ki bunları söylerken geçmiş dönemde yapılanları olumsuzlamak istemiyoruz. Geçmiş dönemde vakıf yönetiminde bulunan arkadaşlar da İstanbul’dan Artvin mücadelesine önemli katkılar sağladılar. Biz görevi devraldıktan sonra kendilerine yaptıkları için teşekkür ettik ve bundan sonra daha kendilerine danışmak için irade beyanında bulunduk.

Kafanızdan geçen vakıfçılık nedir? İstanbul’da Artvinliler Hizmet Vakfı tüm STK’ları kapsayıcı bir görev üstlenmiş durumda. Sizce şimdiye kadar başarılamayan “Bir çatı altında, tek ses ve güç olma” özelliğine İstanbul’daki Artvinliler kavuşabilecek mi? Çözüm öneriniz var mı?

Tabii ki böylesine İstanbul’da bütün sivil toplum örgütlerini, bütün Artvinlileri bir çatı altında toplamak başarılması kolay bir iş değil. Bunun için yola çıktık Muhakkak dışarıda kalanlar olacaktır ama biz de bir birlik oluşturmak için gayret göstereceğiz. Bu konuda özellikle Sayın İsmet Acar’ın önemli gayretleri ve girişimleri var. Biz zaten vakıf genel kumlunda kendisine bu konuda destek vereceğiniz konusunda bir karar aldık ve bunun sağlanması için kendisiyle sık sık istişarelerde bulunuyoruz. Artvinlilerin toplam olarak birliklerini sağlaya bilmemiz için özellikle sivil toplum örgütlerinde görev yapan, yöneticilik yapan arkadaşlarımızın kişisel kaprislerinden ve egolarından kurtulmaları ve yalnızca Artvinli olma bilinciyle hareket etmeleri gerekiyor. Oysa bakıyoruz bir ilçe adıyla bir federasyon kurulabiliyor. Nasıl bir ihtiyaçtan kaynaklanıyorsa, anlaşılması mümkün değil.

Tabi İstanbul gibi büyük bir coğrafyada birkaç sivil toplum örgütü ile bu çarkı çevirmek kolay değil. Bazı mahallelerde bir köy derneği olarak kurulmuş bile olsa önemli fonksiyonları yerine getiren çok başarılı bulduğumuz sivil toplum örgütleri var. Kendilerine gerçekten teşekkür ediyor ve daha başarılı çalışmalar yapabilmeleri için dilekte bulunuyoruz

Plato Meslek Yüksekokulu, Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu, İstanbul Aydın Üniversitesi gibi birçok vakıf üniversitesinin kuruluş sürecinde imzanız bulunuyor. Beykent Üniversitesi İcra Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini de başarı ile yürütüyorsunuz. Nasıl başarıyorsunuz?

Saydıklarınızın hepsi benim mesleğimle ilgili. 30 yıldan beri bu işleri başarı ile sürdürüyorum. Yöneticisi olduğum grubun 40.000’den fazla öğrencisi var. Ancak iş başa düştü. Böyle bir dönemde üzerimize düşeni yapmamız lazım. İstediğiniz bir işi, bir görevi yaparken zaman yaratabilirsiniz. Bir de zaman yönetimi diye bir kavram var, benim bilimsel alanıma giriyor şeklinde açıklamalarda bulundu.