Artvin Türk Eğitim-Sen Başkanı İsyan Etti

0
444
Türkiye Kamu Sen Artvin Şube Başkanı İsrafil Bayrak

ARTVİN-Türkiye Kamu Sen Artvin Şube Başkanı İsrafil Bayrak sayıları 3 milyona yakın kamu görevlisi ile 1 milyon 900 bin dolayındaki memur emeklisinin kronikleşmiş sorunlarının başında ek gösterge uygulamasındaki adaletsizliğin olduğunu söyledi.

Türkiye Kamu Sen Artvin Şubesi toplantı salonunda basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Türkiye Kamu Sen Artvin Şube Başkanı İsrafil Bayrak “İktidarın kamu personel rejimini ele alırken memurlarımızın sorunlarını çözmeyi amaçlamayan bir yaklaşımını kabul etmemiz mümkün değildir. Hükümet, memurlarımıza yeni sorunlar çıkarmak yerine eski sorunları çözme yolunu seçmelidir” dedi.

Bayrak yaptığı basın açıklamasında Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen olarak, yetkili konfederasyonun toplu sözleşmede attığı imza ile hissettirmeden, sinsice memurun cebinden çalınan hakkını aramaya devam ettiklerini söyledi.

Maliye Bakanlığı, 2015 Toplu Sözleşmesinde Memur Sen’i Tezgâha Getirdi

 Bayrak yaptığı basın açıklamasında; “etkili konfederasyonun sorumsuzluğunun yaklaşık 5 milyon kişiye aylık ortalama 50 TL’ye mal olduğunu ileri süren Bayrak  “Ancak, bizim bu açıklamalarımız kamuoyundan gizlenmeye çalışılıyor. Bunu, açıklamalarımıza birkaç haber sitesi ve ulusal televizyon hariç diğer medya kanallarında yer verilmemesinden çıkarıyoruz. Maliye Bakanlığı, 2015 Toplu Sözleşmesinde Memur Sen’i tezgâha getirdi, tezgâha gelen Memur-Sen Başkanı bu tuzağı göremedi ya da görmedi. Burada aslolan çoğu memurun, bu sendikal sorumsuzluğu sineye çekmesi ve bu skandala neredeyse hiç tepki göstermemesidir. Birçok konuya talepkâr olan memurun bu konuda hiç bir yorum yapmaması ise izaha muhtaçtır. Varsayalım bir hırsız gelip cebinizden 50 TL’yi çekseydi, yine sessiz kalır mıydınız? Diye sorsak ne cevap verirler acaba? Gerçek olan şudur; memura verilecek enflasyon farkı son 12 ayın enflasyonuna göre verilecektir. 12 aylık enflasyon yüzde 8.10’dur. Buna göre şuan ancak yüzde 0,2 oranında bir fark vardır. Memur 2015 yılında yüzde 7,9 zam almıştır, dolayısıyla enflasyonun 7,9’u aşan miktarı kadar enflasyon farkı verilecektir. Bu da yüzde 0,2 yapmaktadır. Kaldı ki, bu ayki enflasyonun kaç olacağı belli değildir.

AKP 1 Kasım Genel Seçimleri öncesinde toplumun farklı kesimlerine yönelik çeşitli vaatlerde bulunmuştu. Seçimlerin ardından yeniden tek başına iktidara gelen AKP, 1 yıllık eylem planını açıkladı. Ancak bu planda memurların yer almadığı görülüyor. 2016 yılı içerisinde kamu personel rejimini değiştireceğini ifade eden iktidarın, memurların 1965 yılında uygulamaya konulmuş olan 657 sayılı Kanunun eksikliğinden kaynaklanan hiçbir temel sorunu çözmeyi amaçlamamış olması son derece düşündürücüdür. Bu durum, AKP’nin kamu personel rejimi değişikliğinde hedefinin memurların sorunlarını çözmek olmadığını açıkça ortaya koymaktadır” dedi.

Kronik Sorunların Başında Ek Gösterge Adaletsizliği Geliyor

Bayrak sayıları 3 milyona yakın kamu görevlisi ile 1 milyon 900 bin dolayındaki memur emeklisinin kronikleşmiş birçok sorunu bulunduğunu belirterek bu sorunların başında ek gösterge uygulamasındaki adaletsizliklerin geldiğini söyledi.

Bayrak; “Önümüzdeki yıl içinde emniyet görevlilerinin ek gösterge rakamlarının 2200’den 3000’e çıkarılacak olması son derece sevindirici olmakla beraber, bu uygulamadan hiç faydalanamayan yardımcı hizmetler sınıfında çalışan personelin, şube müdürlerinin, müdür yardımcılarının, öğretmenlerin, teknik eğitim fakültesi ve 4 yıllık teknik okul mezunlarının ve ek göstergelerinde artış bekleyen tüm kamu görevlilerinin unutulması doğru bir yaklaşım değildir.

Hükümet, Memurlarımıza Yeni Sorunlar Çıkarmak Yerine Eski Sorunları Çözmelidir

Bunun yanında Kamu Personeli Danışma Kurulu toplantılarında kararlaştırılmasına rağmen hayata geçirilmeyen memur disiplin affı, 4/B’li, 4/C’li ve diğer sözleşmeli personel ile üniversite mezunu işçilerin kadroya geçirilmesi konuları, toplu sözleşmede yer verilen fiili hizmet zammı, izinlerin iş günü esasına göre belirlenmesi gibi konuların eylem planında yer alması, en azından verilen sözlerin yerine getirilmesi açısından bir zorunluluktur. Öte yandan iktidarın kamu personel rejimini ele alırken memurlarımızın sorunlarını çözmeyi amaçlamayan bir yaklaşımını kabul etmemiz mümkün değildir. Hükümet, memurlarımıza yeni sorunlar çıkarmak yerine eski sorunları çözme yolunu seçmelidir. Tüm kamu çalışanları kucaklanmalı, çalışanlar arasında ayrım yapılmamalıdır. Bu konuda Hükümete büyük görev düşmektedir. “Paralel sendikacılık yapanların kamuda iş barışını bozmalarına engel olunmalıdır.” Kamuda huzuru ve çalışma barışını sağlamanın, kadrolaşmaya pirim vermemenin, kariyer, liyakat ilkelerinin ön planda tutulmasının yolu bu yandaş ve paralel yapıya göz açtırmamakla mümkündür. İyi bilinmelidir ki biz, menfaat sendikacılığı yapmıyoruz. Bizler dürüst, ahlaklı, ilkeli insanlarız. Menfaat sendikacılığı yapanlar, baskıyla, insanları yıldırarak, korkutarak, sindirerek üye yapanlar, bunun vebalini hayatları boyunca yaşayacaklardır.

Ayrıca şu da bilinmelidir; hiç kimsenin, bir grup veya zümrenin menfaatini esas alarak, vatandaşlarımızı ve çalışanları huzurdan mahrum etme hakkı söz konusu olamaz. Dolayısıyla paralel sendikaya geçit vermemek Hükümetin ve tüm bakanlıkların önceliği olmalıdır. Aksi takdirde yapılan hiçbir iyi niyetli düzenleme istenen sonucu doğurmayacak, kamuda adalet sağlanamayacak, hakkaniyetli yaklaşımlar gerçekleşmeyecektir. Memurların enflasyon farkından dolayı ettiği zararla ilgili görüşlerinin yer aldığı; Türkiye Kamu-Sen sosyal medya anketi sonuçlandı. Anket sonuçlarında memurların 2013 toplu sözleşmesindeki hükmü 2015 yılında değiştirerek maaşlarından yüzde 1,8 zarar etmelerine neden olan Memur-Sen’e tepkili oldukları ortaya çıktı. Katılımcıların büyük çoğunluğu enflasyon farkındaki bu rezaletin sorumlusunun Memur-Sen olduğu yolunda görüş bildirdi.

2013 yılındaki hükmü değiştirerek memurları yüzde 1,8 zarara uğratan konfederasyonun “MEMUR-SEN” olduğunu biliyor musunuz?” sorusuna katılımcıların yüzde 88’i “Evet, biliyorum” cevabını verdi.

“Memur-Sen’in enflasyon hesabını değiştirerek memur ve emeklileri % 1,8 zarara uğratması sizin için ne ifade ediyor? ” sorusuna ise katılımcıların yüzde 89’u “Çok büyük zarardayız” cevabını verirken, yalnızca yüzde 4’ü “Bir zararımız yok” değerlendirmesinde bulundu. Katılımcıların yüzde 69’u “İstifa edilmelidir” diyerek,  “Memurları ve emeklileri zarara uğratan bir konfederasyona nasıl bir yaptırım uygulanmalıdır?” sorusuna verdiği cevapla Memur-Sen’e olan tepkisini ortaya koydu. Katılımcıların yüzde 22’ sinin “Memur-Sen protesto edilmelidir” dediği ankette, yüzde 9’u da Memur-Sen’in bir şekilde uyarılması gerektiğini ifade etti.

Memurun İş Güvencesini Elinden Almak Öyle Kolay Değildir

Türkiye Kamu-Sen her platformda bu hatanın telafisi için mücadele etmeye kararlılıkla devam ediyor. Bilindiği gibi, bu yanlışın giderilmesi için genel merkez nezdinde mahkemeye başvurmuş bulunmaktayız. İnşallah bu ihanete yargı dur diyecek ve memurlarımızın göz göre göre zarara uğratılmasına, kazanılmış haklarının elinden alınmasına izin vermeyecektir.

Memurlarımızın iş güvencesiyle tehdit edilmeleri yeni değildir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı olmadan önce bu konuyu defalarca gündeme getirmiştir. Ancak memurlarımız şunu iyi bilmelidir: Memurun iş güvencesini elinden almak öyle kolay değildir. Öncelikle Anayasanın 128. Maddesindeki memur tanımının değiştirilmesi gerekmektedir. Bunun için ise 367 milletvekilinin imzası şarttır. Şu anda siyasi partilerin hiçbirinin 367 milletvekili yoktur. Dolayısıyla, bu mümkün olmadığı için, yargı hakkımızı düzenleyen maddelerde değişiklik yapılmak istenecektir. Nitekim bu yol daha önce denenmiştir. Ancak 2014 yılında kanunlaşan 6552 Sayılı Torba Yasanın ilgili maddesi, Anayasa Mahkemesi’nden geri dönmüştür. Benzeri bir düzenlemenin yeniden gündeme gelmesi durumunda bunun Anayasa Mahkemesinden dönmesi kuvvetle muhtemeldir. Şayet aksi olursa konuyu AİHM’e taşıyacağımızın herkes tarafından bilinmesini istiyoruz. Memurun iş güvencesini elinden almak kolay değildir. Ancak rehavete de kapılmamak gerekir. Bu noktada yapılması gereken topyekûn bir mücadeledir.

Eylem ise eylem, grev ise grev, Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen bu konuda üzerine düşen her türlü sorumluluğu yerine getirecektir. Bilsinler ki; hiç kimse mücadele etmese bile, Türkiye Kamu Sen 450 bin üyesiyle dimdik ayaktadır ve mücadelesini en üst düzeyde verecektir” diye konuştu.