Artvin’de utanç duyulacak cehalet ve nefret eylemi

4
599

Orhan Yavuz

12 Mayıs 2019 tarihinde telefonla arayan bir dostum, Artvin merkeze bağlı Hamamlı (DOLİSXAN) köyünde bulunan IX. yüzyılda inşa edilmiş kilise binasına bitişik şekilde bir tuvalet yapımı girişimine dair duyumlar aldıklarını haberin gerçekliği hakkında ilgilenmemizi rica ettiler. Birkaç saat sonra da Kilise içerisinde 25-30 torba çimento, iki adet tuvalet oturağı ile binanın giriş kapısı solunda zeminde kırılmış taş parçaları ve iki adet tuvalet gideri için kullanılan S borusu fotoğraflarının kendisine ulaştığını belirterek paylaştı.

Doğrusu ilk tepkim, tuvalet yapımı girişiminin abartı olabileceği ve cahil bir vatandaşın evinde veya başka bir noktada ek bir yapı oluşturma ve bu malzemeleri de geçici olarak yağmurdan korunaklı bir yerde koruma amaçlı bir girişim olabileceğini, bununla birlikte daha dikkat çeken belge olan binanın dış kısmında kilise binasına bitişik noktada, zeminde kırılmış taşlar üstüne konan iki adet ve görüntüsünden henüz sadece yüzeye yerleştirildiği ama hiçbir şekilde bir yere bağlı olmadığı izlenimi veren tuvalet giderleri için kullanılan türden iki adet S borusunun daha bir dikkat çekici olduğu, birilerinin dış mekanda bırakılmış iki adet S borusunun kilise içine konulan malzemeler ile birlikte düşünülmesi ve Tuvalet inşaatı amaçlandığı ve yapılacağı algısı oluşturma amaçlı bir provokasyon olabileceğini düşünerek Gürcistan adına arayan arkadaşlara; bu iş provokatif bir eylem olabilir, kamu yöneticilerinin konuyu detaylı olarak inceleyeceğine ve konuyu şeffaflıkla ortaya konulacağına dair inancımı ifade etmiştim.

Bir provokatif olasılığı dışında başka bir ihtimal olmayacağı ve provokatif kısmının dış mekanda çekilmiş fotoğraf üzerinden amaçlandığını bina içindeki malzemelerin ise saf ve cahil birinin işi olabileceğini düşünmüştüm.

Artvin’deki arkadaşlarını arayarak, konunun; farklı inançlara sahip toplumlar arasında kin ve nefret tohumları ekme, komşu ülke ilişkilerini zedeleme amaçlı bir provakasyon olabileceğini belirterek alana gidip konuyu net olarak öğrenmeleri ricasında bulunmuştum.

Bir densiz ve fırsatı yakalamış bir provokatör ortaya konulan durumu yaratabilirdi. Bize düşen sorumluluk ise, önce somut durumu görmek ve eldeki bilgileri birleştirmek, ve bilahare de konunun taraflarından toplumu germeyecek türden bir pozisyonlama ve açıklama yapmaları yönünde ricada bulunmak idi.

Ne yazık ki sahada yapılan inceleme iyi niyetli varsayımlarımızı ters yüz etti.

Verilen bilgiye göre, Hamamlı köyü muhtarı iddia edilen yerde tuvalet yapma kararı almış, yeni gelen fotoğraflarda görüleceği üzere bina girişinin sol tarafı zeminine beton dökülmüş duvar örmek için de bir yığın tuğla binanın önüne taşınmış durumda.

Bu zat, Köye gelen İl Turizm ve Kültür Müdürü ve jandarmayı da terslemiş.

Adı geçen Kilise Bakanlıkça “kültür varlıkları” olarak tanımlanmış olup, binanın en yüksek önemde korunması gerekir iken, birilerinin kalkıp kafasına göre günümüzden yaklaşık 1,100 yıl önce inşa edilmiş ve koruma altındaki Kilise duvarına “aklı ve eylemi kadar çirkin” bir tuvalet iliştirme niyeti ve gayreti şiddetle kınanması gereken bir durumdur.

Bu zat, Kamu idaresinin değerli bir rolü olan muhtarlık görevini sürdürmesi kabul edilebilir bir durum değildir.

Karşılıklı ilişkilerin dostluk, kardeşlik, iyi komşuluk, dayanışma ve işbirliği ufku ile ve iki ülkenin siyaset, kamu idaresi, sivil toplum kuruluşları, iş dünyası aktörleri ve halkının üstün gayretleri ile örgülenen ve bölge coğrafyasında emsali olmayan samimiyet ve yakınlık ortada iken bir cahil, yol bilmez, yöntem bilmez, düşünce kodları cehalet ve nefret havuzundan beslenen birilerinin iki ülke ilişkilerine taşıdığı bu aptalca yükü hiç kimsenin değil ama kendi omuzlarına aktarılmasının en doğru iş olacağını biliyoruz.

Kamu idaresinin, gerekli adlı ve idari soruşturmayı yaparak böylesi provokatif bir eylemin tek bir kişi tarafından mi kurgulanıp uygulandığı yoksa örgütlü bir iradenin var olup olmadığının ortaya çıkarılacağına inancım tamdır. Hepimiz biliyoruz ki Afganistan, Irak ve Suriye’de bu tür tarihi ve kültürel miraslara yönelik saygısızlık ve saldırganlık örnekleri toplum belleğindedir.

Keza, Bu eylemi yapan kişinin aklı melekeleri, karar oluşturma ve uygulama kapasitesi ve becerilerinin bir kamu görevlisi rolüne uygun olmadığını da açıklıkla ifade ediyoruz.

Söylenecek çok şey olmasına karşın, bu aşamada konu hakkındaki bilgi ve düşüncelerimizi halkımızla paylaşmayı yeterli görüyoruz.

Saygılarımızla.