Bilmeyenler, unutanlar ve yeniden hatırlamak isteyenler için: Karakuş Destanı

0
454

Hikaye şöyle, Kara tavuk, kara kuş tanımlamalarla bilinen siyah turuncu gagalı bir avuca bile sığmayan bir kuştur. Hikayede kuşumuz bir deveden daha büyük niteleniyor.. Artvin Borçkalı şair Hasan Çelebi, bu şiiri yazıyor, okumak eğlenmek düşünmek bize kalıyor… Destan, Borçka ağzı ile yazılmıştır.

Karakuş Destanı

Kar gene kitsa kitsa başladi savurmağa
Elamet bir karakuş kondi bizum hurmaya.
Kuş ki kondi, dal birkaç arşin aşaa endi.
Kuşun konduği dalun altinde kar da dindi.
Kapar kapmaz tofeği atladum metereze
Bir gözumi uydurup arpacuk ile gez’e
Şipşak nişan aldum da bir koyverdum ki, sorma
Zerzeleye tutulmiş gibi sallandi hurma.
Karakuş szivili de szivili duşti kara

Haman ayağa kalkti değil imiş mudara.
Bir paldur küldür uçti, bir paldur küldür duşti.
Kar, kırmızi benekli bir çarşafa donuşti,
Tum mahalleli, kuşe karşi girdi savaşa,
Uçi kanayakli on kişi zor çikti başa.
En son canli canli tutup eve taşiduk.
Kan ter içinde kalduk, sanki deve taşiduk.
Kuşi gören çecukler korkti, beyukler güldi.
Duzköy, Makret, Mamanat Handuzine dokildi.
Durdiler, kuşten cani yananlar sira sira,
Aşaktaki sozler o günden kaldi hatira;

Muhtar: Uşaklar habu menşur casus CİA dur.
Kinyaz: Yahot da boyuk bir mecliste uyedur.
Süse Refik: Ulkeyi baturan bu kuş idi.
Tormani: Başumuze saran oni Buş idi.
Uzun Ahmet: Bence bu bir gömruk kolcisidur.
Şişmani Enver: Belki da sosyete solcisidur.
Kaptan Orhan: Bu mehlük ya cazidur ya da cin.
Skenderi Ziya: Yecuci Mecuc Çini Maçin.
Toşi Osman: Bolmiştur memleketi ikiye.
Tululi: Tazıya tut, kaç deyerek tikiye.
Kaptan Şadi: Belki da uçan daire budur.
Ali Ağa Husen: Bu bilduğumuz burbudur.
İmami Hasan: Yikti birluği ve dirluği.
Terzi Azmi: Aşladi millete cibgirluği.
Tibuki Abdula: Yok, eyiluği da vardur.
Onçamure İsmet: Bu tanriden bir şamardur.
Livane: Bana ne, ben doneyim da köşeyi.
Mezini Sebo: Ben da soylerum ayni şeyi.
Kasimi Mevlut: Bunun dişisi da var imiş.
Tibuki Muho: O da erkeği kadar imiş.
Lumani saffet kuşi benzetince keşişe,
İskenderi’nun Rifet çok bozuldu bu işe.
Kaboğlu Hakki: Şimdi Soner körfez kirizi.
Mehmet Emin: Az daha savaşa sokti bizi.
Simsar Dursun, kemençe elde durdi horona,
Coşti İdris Güneş da ayak uydurdi ona.
Halka halka oldi halk, beyuk şenlik patladi.
Köy o ağirbasandan kurtuluşi kutladi.
Kimi omuz omze durup, kimi oturup
Hatira fotoğraflar çekildi grup grup.

Kuşi Kestuk”

Üç dort kişi zor belâ kuşi yere yaturdi,
Didi Bahri da çikup uzerine oturdi.
“Yahu!” diye bağirdi, “Biraz çekilun geri,”
Seyidi Hasan çekti kilifinden hançeri
O ki çaldi boynine kuşun, kuş bir boğurdi,
Yüz okkaluk Bahri’yi savurup yere vurdi.
Bir kıyamet kopti, bir dalgalandi ortaluk
Kimi kaçıyur, kimi bakiyur aluk aluk.
Topçi Recep şaşurmiş, otturiyur duduği,
Ustumuze işeyen kuşun ekşi sidiği
Oyle bir pis kokti ki uç gişi duşup kusti,
Beş kişi da fenaluk geçurdi ayağ usti.
Millet dort nala kaçti donup saldurince kuş
Ortada tek başina kaldi Fadime çavuş,
Fadime, Bumba Yavuz çavuşun kızı idi.
Güzelliği ile köyun kutup yulduzi idi
Korkusuz Fado, deli Fado derlerdi ona,
O girince bir başka renk verirdi horona.
Kuş ile Fado boğaz boğaza boğuştiler,
Ve kan revan içinde kanavaya duştiler.
Çilgince alkişlandi ayağa kalkan Fado
Diz çokti ve hıçkıra hıçkıra ağladi o…
Hançerledi olumcul kuşi Seyidi Hasan
Tam bir fiskiye çizdi havaye fişkiran kan.
Hayvan debelendi bir iki dakika gene,
Ağzi bir kariş açuk can verdi oylecene.

Bu Kuşun Eti Yenmez”

Az sonra köyumuzun Ofli hocasi geldi,
Lakozanun belvermiş çeperine çomeldi.
Dedi ki: “Yuce Tanri eyiyi aklamiştur,
İnsana zerar veren şeyi yasaklamiştur,
Mencerrebben mucerrep, denenmişler denenmez,
Burnine bakilurse bu kuşun eti yenmez.”

Kalabaluktan bir ses: “Hoca, bok atma kuşe,”
İkinci ses: “Hayirdur işi, surmek yokuşe,”
Üçüncü: “Bir mushadan yüz lira aliyur,”
Dördüncü: “Haram ile yasak, bize kaliyur,”
Osman Vural: Yuz okka gelur bu kuşun eti.
Moymohti: Kim mehf eder boyle milli serveti.
Ayağa kalkup, “hocam” dedi Zehir Medeni,
“Var mi bu yasağun bir mantiği bir nedeni.
Bati, sumukli bocek yesun, kurbağa yesun,
Bir av kuşina bizum toremuz mundar desun.
Göruyoruz ulkede neler yeniyor, neler
Nasil ki bir solukta klunz ediliyur develer,
Kertenkele goz göre göre, timsah oliyor,
En kurada en kiro kimse o şah oliyor.
Timsah da donişiyor pasturmaya, salama
Bir cins karatavuktur yenmez deduğun bu kuş,
Yapay yemle beslene beslene ejder olmiş.
Ne gun ki bu doğaya ters gidiş tam yerleşur,
İnsan doğasi da o gun boyle ejderleşur.
Kilavuzun akil’se bu gidişe karşi dur,
Tanrı kulu olarak asil görevun budur.”

Yas Toreni”
Birden çinladi çığlık sesleriyle handuzi
Ortuldi, milyon çarpi milyon kuşla gök yuzi.
Geniş eğmeçler çizup endiler yavaş yavaş
Donuşti renk renk çiçek bahçelerine dağ-taş,
Birbirlerinun eşluk edup kanat sesine,
Gelmişler, vurduğumuz kuşun cenazesine,
Uzun bir yolculuktan yorgun, acıdan ölük,
Geçtiler ölü kuşun oninden boluk boluk,
Ustine birer çiçek birer tuy piraktiler.
Ve kisuk bir çığırtı ile ağit yaktiler.
Bir tepe oluşturdi tuy ve çiçek yiğini.
Tutuşturduk isinmak için tuy yığinini,
Koyumuze sundu o yas toreni bir duğun.
Ateş sondi bir avuç kül kaldi, ağardi gün.

Kuşi Boliştuk”
Kuşun yuzildi tuyi muyi ile derisi,
Uç lengeri doldurdi tam otesi berisi.
Millet şaşurdi kuşten çikinca iki yurek,
İki karaciğer, dort akciğer, dort bumburek.
Bir taşşağı var idi ki sanilurdi boğa,
Göninden çikti uç çift kalamani, uç szuğa.
Ola, deduk bu binbir çeşit mağazasi mi?
Yok yoğisem yonetim kuruli eğzasi mi?
Ne isa lafi daha şişurmeyelum,
Yüzde yüz hakikate golge duşurmeyelum.
Hayvanun yarisini koni konkşi boluşti,
Kellesi da Kurhusenoğli Yaşara duşti.
Yarim gövdesi kaldi, bize da kala kala,
Dort parmak yaği çikti ekole mundikala.
Biraz dayansun deyi, beharli tuze bastuk
Kaldurup dortkoşenun darabasine astuk.
Pilavi sahan sahan, çorbasi kazan kazan
Yedi nufus idare ettuk butun remezan.