Cerattepe yüzünden Artvin’de 450 gündür ‘adım atılamıyor’

0

Artvin’de OHAL içinden OHAL çıktı. Artvin valiliği, Cerattepe’deki madencilik faaliyetlerine karşı çıkan halkı eylem yapamasın diye bugüne kadar 15 defa birer aylık eylem yasağı kararı aldı.

 

Cerattepe’de maden sahasının yol açtığı tahribat son olarak geçen ağustos ayında görüntülenmişti. Durum şimdiden vahim. Fotoğraflar: DHA

Cengiz Holding’in sahibi olduğu Eti Bakır A.Ş. tarafından Cerattepe’de işletilen madene karşı protestoları denetim altına almak isteyen Artvin valiliği çareyi ‘OHAL içinde OHAL’ ilan etmekte buldu. İlki 17 Eylül 2016’da yayınlanan bir aylık eylem yasağı kararları yoluyla, yürüyüş yapmak, basın açıklaması, toplantı veya miting düzenlemek, çadır kurmak ya da oturma eylemi yapmak, stand açmak, pankart taşımak, afiş asmak ve bildiri dağıtmak gibi tüm etkinlikler yasaklandı.

Valilik yasakları ‘huzur ortamının devamı’ ve ‘kamu düzeninin bozulmaması ile vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunması’ gerekçelerine dayandırıyor. Artvinlilere göre ise 450 günde alınan 15 adet eylem yasağı kararı, Cerattepe’deki madencilik çalışmalarının aksamadan sürmesiyle ‘makbul bulunmayan’ eylemleri yasadışı hale getirmekten başka bir amaç taşımıyor.

Yasak kararları hakkında dava açılırsa idari yargılama esaslarına göre, Artvin valiliğinin tebligattan sonra sonra yanıt süresi 30 gün; daha bu süre dolmadan valilik yeni bir yasak kararı yayınladığı için hukuk yolu fiilen kapalı. İnsan hakları hukukçusu Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak’a göreyse, somut bir olayı ve ilgili riskleri işaret etmekten yoksun yasak kararları meşruiyetten uzak.

Beş aylık eylem yasağı

Artvin’deki eylem yasaklarının ilki 17 Eylül 2016’da, Cerattepe’deki madencilik faaliyetleri için alınmış ‘ÇED Olumlu’ kararının iptali için yurttaşlar ve kurumlarca açılmış davanın duruşmasından iki gün önce ilan edildi.

Artvin valiliği kararında şöyle deniyordu: “Mevcut huzur ortamının devamı, kamu düzeninin bozulmaması ile vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla her türlü yürüyüş, basın açıklaması, toplantı, miting, çadır kurma, oturma eylemi, stant açma, afiş, pankart, bildiri vb. türündeki tüm etkinlikler, bu etkinlikler öncesi, sırası ve sonrasında oluşabilecek şiddet hareketleri gerekçesi ile 19.09.2016- 19.10.2016 tarihleri arasında yasaklanmıştır.”

Karar kapsamında, Rize’deki duruşmaya giden yurttaşların bulunduğu otobüsler defalarca durduruldu ve Artvinliler çoraplarına kadar arandı. Bir aylık sürenin bitiminde 18 Ekim 2016’da 2’nci defa, 18 Kasım 2016’da 3’üncü defa, 16 Aralık 2016’da 4’üncü defa, 16 Ocak 2017’deyse 5’inci defa neredeyse kelimesi kelimesine aynı metnin yer aldığı kararlarla eylem yasağı uzatıldı.

Beş ay sonra yasak kalktı, izin şartı geldi

16 Ocak 2017 tarihinde alınan bir aylık eylem yasağının süresi dolunca, 16 Şubat 2017’de alınan bir başka kararla yürüyüş, basın açıklaması, toplantı, miting, çadır kurma, oturma eylemi, stand açma, afiş, pankart, bildiri vb. türündeki tüm etkinliklerin yapılması kent merkezinde Artvin valiliğinin, ilçelerdeyse kaymakamlıkların iznine bağlandı.

16 Şubat 2017’deki kararla ‘açık alanlarda düzenlenecek oyun, temsil ve çeşitli şekillerdeki gösteriler’ de ‘izne bağlanan’, yani yasaklanan etkinlikler arasına eklendi.  Aynı karar 17 Mart 2017, 16 Nisan 2017, 16 Mayıs 2017, 15 Haziran 2017, 15 Temmuz 2017, 15 Ağustos 2017, 13 Eylül 2017, 14 Ekim 2017 ve 13 Kasım 2017 tarihlerinde yinelendi.

Yani valilik, Artvin ilinde toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını 10 defa tekrarladığı kararlarla 10 aydır kendi inisiyatifine aldı. 16 Şubat 2017’den itibaren yapılan başvuruları değerlendirerek toplantı ve gösterileri onaylama hakkını kendine tanıyan valilik ve kaymakamlıklar, yasak sayesinde ‘sakıncalı’ etkinliklere polis müdahalesinin önünü açıyor, engellemeye gücünün yetmediği etkinlikler içinse şartları zorlaştırmayı deniyor.

Cerattepe protestolarını engelleyemese de zorlaştırıyor

Nur Neşe Karahan

Yeşil Artvin Derneği’nden Nur Neşe Karahan’a göre, neredeyse tüm kent halkının Cerattepe’deki madencilik çalışmalarına karşı çıkmasından ötürü valilik etkinliklere yasak koyamıyor fakat eylemleri zorlaştırmak için elinden geleni ardına koymuyor.

Karhan 16 Şubat 2017’de gelen izin şartının ardından düzenleyecekleri basın açıklamaları için valiliğe bildirim yaptıklarını belirterek şunları söyledi: “Basın açıklaması için başvuruyoruz, izni son dakikaya bırakıyorlar. Basın açıklamalarını mesai saatlerinden sonra yapıyoruz ve gün içinde de duyurmamız gerekiyor. Valilik açıklamaya izin verdiğini mesai bitiminde bize iletiyor. Bir defasında yine onlardan izin beklerken, öğle saatlerinden itibaren belediye araçlarından anons yaptırdık. Öğleden sonra polis Artvin Belediyesine telefon açıp anonsları kestirmiş. Duyuru yapmamızı bu yolla önlemeye çalışıyorlar. Biz de duyurularımızı sosyal medyadan yapıyoruz. Basın açıklamalarında ses sistemi kurmamıza bile karışıyorlar.”

‘Yasaklar kamu emekçilerini tedirgin etti’

Yeşil Artvin Derneği’nin basın açıklamalarını gerçekleştirdiği meydana, açıklamalardan birkaç saat önce çevik kuvvet polislerinin doldurulduğunu aktaran Karahan, valiliğin tavrından ötürü kamu emekçilerinin ihraç endişesi yaşadığını da ekliyor: “Her şeye karşın şu sıralar sürdürdüğümüz, CHP, MHP, Ülkü Ocakları, Saadet Partisi, Birleşik Haziran Hareketi ve Halkevleri’nin desteklediği imza kampanyasına Artvinliler yoğun ilgi gösteriyor. Özellikle esnaf sağlam duruşunu sürdürüyor. Ama valilik uygulamaları OHAL yüzünden memur kesimi tedirgin etmiş durumda.”

Karahan’ın söz ettiği kamu emekçilerini korkutma politikası pek çok Artvinlinin dilinde. Bu konuda kamu idarelerinin çalışanlarına yaptığı uyarılar şifahi olduğu, yani resmi yazılarla gerçekleştirilmediği için kanıt bulmanın imkânı yok ancak ‘Yasal olmayan toplantılara katılanlar memuriyetten atılır’ gibi uyarıların kamu emekçilerine iletildiği konuşuluyor.

Valilik yasağı silahlı militanlara dayandırıyor

CHP Artvin İl Başkanı Ali Yücel Kurt da valilik kararlarının ardında Cerattepe’nin bulunduğu görüşünde. Valiliğe bildirim yaparak kentteki etkinliklerini yürüttüklerini kaydeden Kurt, Artvin halkının Valilik kararlarına ‘İkinci OHAL’ adını verdiğini anlatıyor: “Türkiye’de zaten OHAL var. Bunun üzerine Artvin’de ikinci bir sıkıyönetim, yani ‘İkinci OHAL’ ilan edildi. CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’la yapılan görüşmede Artvin valiliği yasak genelgelerini dağlık bölgede bulunan silahlı militanlara dayandırdıysa da asıl sebebin Cerattepe olduğu biliniyor.”

‘Yasaktan haberin var mı?’

Valiliğin yasakları, Cerattepe’deki madencilik çalışmalarına yönelik kent merkezinde yürütülen toplumsal etkinlikleri durdurmaya yetmese de maden karşıtı faaliyetlerin bazılarında ve hükümet politikalarına karşı yapılan eylemlerde devrede.

Yasaklar gerekçesiyle müdahale edilen veya soruşturmaların açıldığı bazı eylemler şunlar:

‘Tecavüz yasası’ protestosu…

– 21 Kasım 2016’da, çocuk evliliklerini ve cinsel şiddeti meşrulaştıran önergenin TBMM’de görüşüldüğü günlerde, Hopa’da yüzlerce kadının katıldığı eyleme çevik kuvvet saldırdı, iki kişi gözaltına alındı.

Şirket-dernek işbirliği protestosu…

– Madencilik faaliyetleri lehine beş yıl boyunca Artvin halkına yönelik lobi çalışması yapılması karşılığında, Bizim Artvin Derneği Başkanı Mehmet Ali Ergül ie Eti Bakır A.Ş. arasındaki 4 milyon 200 bin TL’lik sözleşmenin ortaya çıkması sonrasında Artvinli yurttaşlar Bizim Artvin Derneği önünde 4 Ekim 2017’de eylem yapıp afiş astı. Bazı eylemciler hakkında valilik kararına aykırı hareket ettikleri gerekçesiyle işlem yapıldı.

– Eğitim-Sen Artvin Şubesi’nin 5 Ekim 2017’de Dünya Öğretmenler Günü kapsamında valilik önündeki Atatürk anıtına saat 12.30’da çiçek bırakma istemine resmi birimler eylem yasağını anımsatarak, “Sabah 09.00’da yapın, öğlen yaparsanız eyleme dönüşür; o da yasak kapsamına girer” yanıtını verdi. Öğretmenlerin mesaide olduğu saat 09.00 şartı koşulunca Eğitim-Sen etkinlikten vazgeçti.

Gözaltı protestosu…

– 19 Ekim 2017’de Ezilenlerin Sosyalist Partisi Hopa yöneticisi Nurcan Vayiç’in gözaltına alınması sonrasında Hopa’daki Cumhuriyet Meydanı’nda toplanan yurttaşlara polis eylem yasağını anımsattı. Basın açıklaması gerçekleştirmeyeceğini duyuran gruba polis müdahale etti ve 12 kişiyi gözaltına aldı. Gözaltına alınanlara Emniyette, “Valiliğin eylem yasağından haberiniz var mı?” sorusu yöneltildi.

Ensar protestosu…

– 28 Kasım 2017’de, Ensar Vakfı’nın Mevlid-i Nebi Haftası etkinlikleri kapsamında düzenlediği, Artvin valisi ve belediye Başkanının da katıldığı konferansı protesto etmek isteyen Halkevleri ve Birleşik Haziran Hareketi üyelerinden oluşan 10 kişilik grup, polis tarafından darp edilerek gözaltına alındı. Hem gözaltı sırasında hem de emniyetteki işlemlerde, OHAL Kanunu ile valiliğin eylem yasağına aykırı hareket ettikleri eylemcilere söylendi.

Yasağa karşı yargı yolu ‘de facto’ kapalı

Yeşil Artvin Derneği Avukatı Bedrettin Kalın’a göre, kağıt üzerinde valiliğin yayınladığı eylem yasağı genelgelerine dava açmak mümkün ancak idari yargılamadaki süre esasları hukuk yolunu anlamsız kılıyor. Artvin valiliğinin genelgelerine dava açılsa bile, 30 günlük yanıt süresi dolmadan bir aylık eylem yasağı bittiği ve yeni bir yasak genelgesi yayınlandığı için dava yolu fiilen kapalı: “Biz dava açana kadar zaten Artvin valiliğinin genelgelerinin bir aylık süresi bitmiş oluyor. Dava dilekçesini önceden hazırlayıp genelge yayınlandığı gün dava açsak bile idare hukukuna göre Artvin valiliğinin kendilerine tebligat yapılmasının ardından 30 günlük yanıt süresi var. Dolayısıyla idare hukuku böyle bir durumda işe yaramıyor; biz dava açsak bile 30 günlük yanıt süresi sırasında eski genelgenin süresi bitmiş, yenisi yayınlanmış olacak.”

Altıparmak: ‘Somut ve olaya özgü risk gösterilmeli’

Bir aylık kararlar hukuk denetiminden kurtulsa da, Ankara Üniversitesi’nden insan hakları hukukçusu Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak’a göre, somut olayları adres göstermeksizin geçici kararlarla hak ve özgürlüklerin sınırlanması mümkün değil.

Altıparmak, “Valiliğin OHAL Kanunu’nun ilgili hükümlerini uyguluyor olması, ilgili önlemin OHAL’le alakalı olduğu anlamına gelmez. Yani OHAL olduğu için alınan her önlem doğrudan ‘OHAL önlemi’ sayılamaz” diyen Altıparmak şöyle devam etti: “Anayasa Mahkemesi OHAL’le bağlantılı olmadıkları iddiasıyla önüne gelen KHK’ları iptal etmedi ama Anayasa’nın açık hükmü var. Valilik kararlarıyla ilgili olarak da önlemlerin OHAL’le ilgisi olup olmadığına bakılması gerekiyor çünkü önlemlerin OHAL’le ilgisi olup olmaması uygulanacak hukuk rejimini de değiştiriyor. OHAL’le ilgisi varsa hukuki denetim Anayasa’nın 13. maddesine [temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması] göre gerçekleştirilirken, OHAL’le ilgisi yoksa Anayasanın 14. maddesine [temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamaması] göre gerçekleştirilecek. Bunlar açısından baktığımızda Valilik kararlarının ölçülü bir tedbir olmadığı o kadar açık ki… Bir ay boyunca bir kentte haklar çok olağanüstü koşullar altında sınırlandırılabilir. Somut ve o olaya özgü bir riskin gösterilmesi lazım. Bir aylık engellemeler bu niteliklerin hiçbirini taşımıyor.”

Son durum: Cerattepe’de cevher çıkmadan kirlenme başladı

Fotoğraf: DHA

Cerattepe’deki madencilik faaliyetlerini engellemek için on yıllardır mücadele eden Artvinliler, OHAL’e ve valilik yasaklarına rağmen faaliyetlerini sürdürüyor.

Fotoğraf: artvinden.com

Yeşil Artvin Derneği’nin de bileşeni olduğu Artvin Çevre Platformları adına Türkiye genelinde düzenlenen imza kampanyası 19 Aralık’a kadar devam edecek ve imzalarla birlikte gidilecek TBMM’de hükümet yetkilileri ve siyasi parti temsilcileriyle görüşmeler yapılacak.

Cerattepe’deyse henüz cevherin işlenmesine geçilmedi ama kazı çalışmalarında ortaya çıkan hafriyat ve kimyasal atıklar kirlenmeye yol açmaya başladı bile. Yurttaşların ve kitle örgütlerinin, madencilik faaliyetleri için verilen ÇED Olumlu kararının yürütmesinin durdurulması talebinin Rize İdare Mahkemesi’nde reddedilmesi ve sonrasında bu kararın Danıştay tarafından da onanmasının ardından Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvuruda ise karar bekleniyor.

Doğu Eroğlu / Diken