Cerattepe’yi Bilir Misiniz?..

0
883

[ RUHAN ODABAŞ ]

Cerattepe’yi bilir misiniz?..

Kafkasör’ü bilir misiniz?..

Artvin’i bilir misiniz peki?..

İlk ikisini bilmeyeninizin çok olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Artvin’i en azından isim olarak bilmeyen birinin var olduğuna da inanmam artık.

Şunu da söylemeliyim; Artvinli olup da, Artvin’in başka bir ilçesinden olup da, Kafkasör’ü ya da Cerattepe’yi bilmeyenlerin var olması da bir olasılıktır.

Kısaca açıklayayım; Kafkasör, Artvin’in hemen üstünde, Türkiye’de çok insanın boğa güreşleriyle tanıdığı, çam ormanlarıyla süslü tam bir cennet köşesidir…

Cerattepe ise, Kafkasör bölgesinin içinde kalan bir başka bölgedir. Kimi insanımızın Cerattepe’yi bilmesi de, bu cennet köşede birilerinin siyanürle altın araması olayıdır…

Yerel bir gazeteyiz. Kocaeli içindeki sınırlarımız bellidir. Bizim Kocaeli’nin okunma oranının giderek yükseldiğini de herkes söylüyor.

Öyleyse neden!..

Kocaeli sınırları dışındaki bir olay için neden yazma gereği duydum değil mi?

Biraz sabırlı olursanız, yazıyı sonuna kadar okursanız anlayacaksınız nedenini ve bana da hak vereceksiniz büyük olasılıkla…

Öğretmen okulu yıllarım, delikanlılık çağlarımın önemli bir bölümü, bıçkınlığım Artvin’de geçti. Kafkasör’den Korzul’a, İskeba’dan Mamasimda’ya, Aglaha’dan Sirya’ya kadar, ayak basmadığım kaldırım taşı kalmamıştır belki de. İklimini, doğasını, insanını avucumun içi gibi bilirim. Genellikle kavgadan uzak, gerektiğinde kavgayı adam gibi, delikanlıca yapan yöre insanının direngen yanını da iyi bilirim. Haksızlığa boyun eğmeyen öyle bir yanı vardır ki, kırarsınız ama bükemezsiniz…

ARTVİN – SİYANÜR – ALTIN

Dünyada eşine az rastlanır güzellikteki doğa parçasında, birileri siyanürle altın aramaya kalkarsa ne olur?..

Altın aranacak yer, Artvin’in içme suları havzasının içinde ya da yakınında kalıyorsa ne olur?..

Şimdi, Artvin’de yapılan şu haberi okuyalım isterseniz. Sonra başka sorularımız da olacaktır kendimize sormamız gereken…

“Artvin’in Kafkasör Yaylası Cerattepe bölgesinde maden projesine karşı, 751 davacı ve 61 avukat ile Türkiye’nin en büyük çevre hakkı davası açılmıştı. Türkiye Barolar Birliği, TMMOB, TEMA Vakfı ve STK’lar ile değişik illerden çok sayıda vatandaşın da aralarında bulunduğu 751 davacıyı temsil eden 61 avukat adına, ‘ÇED olumlu’ raporunun iptali ve madencilik faaliyetlerinin durdurulması istemiyle hazırlanan 105 sayfalık dosyayla ile 8 Temmuz tarihinde Rize İdare Mahkemesi başvurmuştular.”

Olay yukarıda sözünü ettiğim gibi gelişmiş. Artvin insanı da konuyu yargıya taşımış doğal hakkı olarak.  Bundan sonrasına bakıyoruz. Aynı haberde deniyor ki;

“Geçtiğimiz günlerde açıklanan kararda, bilirkişi heyetinin keşif yapmasına karar verildi. Öte yandan mahkeme keşif bedeli olarak da 18 bin TL ödenmesi gerektiğini açıkladı. Artvin halkı, Yeşil Artvin Derneği öncülüğünde Türkiye Barolar Birliği, TMMOB, TEMA, Ticaret odası, Esnaf Sanatkarlar Odası, siyasi partiler ve iş adamları olmak üzere 3 günde topladıkları 18 bin TL’yi yatırarak keşfin yapılmasını beklemeye başladı.”

Buyurun buradan yakın isterseniz!

Türkiye’de yargı bağımsızlığı var mı?

En azından kâğıt üstünde var deniyor değil mi? En çok güvenilen kurumların başında da yargı geliyordu bildiğim kadarıyla. En azından AKP gelene kadar böyleydi. Sonrasında, kendi atadıklarını “paralelci” diye ayıklamaya başladılar ve biz de anladık kime güvenip kime güvenemeyeceğimizi!

Gelin kendimize soralım hep birlikte; yukarıda sözü edilen dava bireysel bir dava mıdır?..

Tüm Artvin’i ilgilendiren böyle bir davanın, yargı sisteminin içinde “kamu davası” olarak nitelendirilmesi gerekmiyor mu?..

Kendi insanını kötüden, yanlıştan korumakla görevli olanlar, kendi insanından, hem de az olmayan neyin parasını istemektedirler?..

Artvin insanı 18 bin lirayı bulamasaydı ne olacaktı?..

Türkiye’de yargı parası olan için mi yansız oluyor, bunu mu anlamalıyız?..

Siz sayın okurlar, böyle bir olayın yalnızca Artvin’de yaşanacağını mı sanıyorsunuz?..

Yazının sonuna geldik. Siz söyleyin;  yerel bir gazete olarak böyle bir konuya değinmekle, insanımızı bir yanıyla bilgilendirmeye çalışmakla yanlış mı yaptım?..