CHP mi..? Du bakali n’olecek?

0
138

Deniz Topaloğlu

 

Aziz Nesin’den bir öykü ile başlayalım.

Boğaziçi’ne yerleşmiş bir Arap zengini olan Ebul Fatık, saf bir Türk kızı ile evlenir. Kıskanç koca karısına ilk başlarda göz açtırmaz, yalnız gezmesine izin vermez. Bir müddet sonra karısının ısrarlarına dayanamayıp sinemaya gitmesine izin verir. Akşam eve gelince karısına sinemaya gittin mi diye sorar. Karısı başlar anlatmaya.

Senin söylediğin sinemaya gitmek üzere çarşaflandım.  Çıktım sokağa

-Evet?

-Yolda giderken bir herif sokuldu yanıma?

-Bir herif?

-Evet… Ben gidiyorum, o da yanımda gidiyor. Ben gidiyorum o da gidiyor… Böööyle yanımda. Dibimden ayrılmıyor. Dur bakalım n’olacak diyorum içimden…

-Fasuphanellah… Du bakali n’olecak?

-Bileti alıyorum, o senin dediğin sinemaya girdim, adam da girmez mi? Sonra ben oturdum. O da yanımdaki boş koltuğa oturmaz mı?

-Hayret! Du bakali n’olecak?

-Işıklar söndü, filim başladı.  O herif elini bacağıma atmaz mı? Eteğimin altından elini sokmaz mı? Aaa! Şaştım kaldım…

-Ne yapacak?

-Bilmem ben de onu merak ediyorum ya… Dur bakalım, n’olacak diye bekliyorum

– Sonra o herif oramı buramı karıştırmaya başladı. Doğrusu çok merak ettim. Sen olsan merak etmez misin? Sonra film bitti. Lambalar yandı. Ben kalktım, o da kalkmaz mı? Çıktım sinemadan, o da çıktı. Ben yürüyorum, o da yanımda yürüyor.

-Aman Necmiya, vallahi şok merak ettim. Du bakali n’olecak?

-Ben de merak ediyorum. Ben köşeyi saptım. Bizim apartmanın kapısından girdim, herif de girdi. Dur bakalım, n’olecak diye merak içindeyim. Bizim kata çıktım, herif de çıktı … Çantamdan anahtarı çıkarıp bizim dairenin kapısını açtım, girdim içeri, o da girmez mi? Eve gelince yatak odasına girip elbet soyundum. O da soyunmaz mı?

-Ne diyorsun Nacmiyaa… Du bakalı n’olecak?

-Soyununca yatağa girdim. Olur şey değil, o da benimle yatağa girmez mi?  Ben de yatakta ne olacak diye merak ediyorum.

-Aman Nacmiyaa, vallahi meraktan şatlayacak ban… Söyle şabuk, ne oldu Nacmiya?

-Hiiç canım… Bir şey değilmiş, ben de boşu boşuna merak etmişim..

-Yok yahu… Peki, ne oldu Nacmiyaa? Ne yaptı?

-Aynen senin her gece yaptığını…

……………………………………………….

Ortada hiçbir şey yokken, basın dünyamıza “Zeki Müren çocuk düşürdü.”,  “Erkan Özermen çengelli basur oldu”, : “Zerrin Egeliler kalın boru döşetti, oh dedi!”,  “Arabınkini gördü, dudağı uçukladı”  manşetlerini kazandıran Tan Gazetesinin dahi çocuğu, bugünün “duayen” gazetecisi Rahmi Turan’ın  ulusalcı operasyonel medyanın amiral gemisi–Aydınlık Gazetesinin hakkını yemeyelim- Sözcü gazetesinde ki köşesinde “önemli bir CHP’li Saray’da Erdoğan ile gizlice görüştü” haberi gündeme oturdu. Tam da CHP’nin kurultay sürecinde böyle bir haber patlayınca-patlatılınca ister istemez;

-Du bakali n’olcek ? Demekten kendimi alamadım.

Bu duayen gazetecinin kaynağının da, “Baykal’dan sonra başka bir siyasetçinin daha kasedi geliyor” tarzı haberler yapmış, Erkan Tan’la Başkent’ten programında, Gezi sürecinde; “bazıları ağır silahlı olmak üzere, elleri silahlı, provokasyon amaçlı 150 kişi bulunduğunu biliyorum, doğru olduğuna emin olduğum bu bilgi beni korkutuyor.” gibi bir şeyler söylemiş,  CHP’li üç vekilin Atatürk resmini indirdiği haberlerini yapmış, yandaş Talat Atilla’nın olduğunu öğrenince;

-Du bakali n’olcek? Demekten kendimi alamadım.

Üstelik bu Talat Atilla’nın Sözcü Gazetesinin ağır ağabeyleri Uğur Dündar ve Rahmi Turanla pek seviştiklerini, haber paslaştıklarını, söz konusu haberi de –nedense yandaş yüzlerce gazeteci dururken- herhalde işleri kesattı diye düşünüp komşu dükkana müşteri paslayan esnaf gibi Rahmi Turan’la paslaştığını, gazetecilikte duayen Rahmi Turan’ında haberi “şakkadanak” haberleştirdiğini öğrenince;

-Allah Allah..Du bakali n’olcek ? Demekten kendimi alamadım.

Aydınlık Gazetesi ve taifesinin uzun zamandan beri açıktan, Sözcü ve taifesinin manşetleri ile şimdilik utangaçça flört ettikleri aynı zamanda ulusalcıların zeki çocuğu Feyzioğlu’nun kankası Saray’ın uzun zamandır rüyalarını süsleyen “yerli ve milli” CHP projesi ortada durur iken, bu ittifakın gizli ortağı Muharrem İnce’nin bu operasyonla amaçlanan “mağdur” rolüne çarçabuk adapte olup, Saray’ı aklayan ama açıktan CHP’yi hedefleyen tutumunu görünce;

-Du bakali n’olcek? Demekten kendimi alamadım.

Mikrofonlardan her daim Saray’ın ve istihbaratın komplolarına karşı hazır ve uyanık olunması gerektiğini dile getiren Kılıçtaroğlu’nun apaçık komplo kokan bu girişimin ardından “milletin işsizlik, yoksulluk,yolsuzluk, geçim derdi, adalet vb. proplemleri dertleri var” deyip komployu elinin tersiyle itmek yerine, oltaya gelip alelacele televizyonlara “Saray’a çıkanları biliyorum ama isim vermem” dediğini görünce ister istemez;

-Du bakali n’olcek ? Demekten kendimi alamadım.

Saray’ın bütün kalemşörlerinin yanı sıra basın dünyamızın “parlak şahsiyetleri” Yılmaz Özdil, Emin Çölaşan, Uğur Dündar ve benzerleri “İnce” kazığını nasıl sivriltip daha da parlatırız noktasında birbirleri ile yarışıyorlar. İlk bakışta yaklaşan CHP kurultayını ve Kılıçtaroğlu’nu  hedefler görünüyorsa da asıl amaç  2020’de olması kuvvetle muhtemel bir erken genel seçimde Erdoğan’a zaferin yolunu tekrar açmak. Davutoğlu ve Babacan’ın kuracağı yeni partilerin olası bir Erdoğan zaferini zora sokacağı açık ve bu zorluğu bertaraf etmenin tek yolu zayıf  bir Chp’li aday profilinin bugünden Erdoğan’a rakip olarak hazırlanmasıdır. Bunu göremeyen, öngöremeyen bir siyaseti ve siyasetçiyi düşününce;

-Du bakali n’olcek ? Demekten kendimi alamadım.

Peki, ne mi olacak? Aynen Cumhuriyet Gazetesinde olduğu gibi olacak. Belki Cumhuriyet’te Alev Çoşkun gibi Saray’a şikâyet mektubu yazıp Cumhuriyet Gazetesini “yerli ve milli” yapma konusunda açıktan destek istenmeyecek ancak Cumhuriyet Gazetesi tezgâhında olduğu gibi “Ulusalcı-Saray Adi Ortaklığı” adlı yerli ve milli yapım şirketi tezgâhı birlikte kuracaklar, birlikte planlayacaklar, hayata geçirecekler, karşılıklı paslaşacaklar ve nihayetinde siyaset ve ülkeyi karanlık tahayyüllerine göre dizayn edecekler. Nihayetinde birbirimize;

-Peki, ne oldu? Ne yaptı? Diye sorduğumuzda,

Biz de aynı Necmiye gibi;

-Aynen saray her seçim  yaptığını…cevabını vereceğiz.