Dışarıdan gelenler ve içeriden yok edenler

0

Eren Dağıstanlı

Arhavi’de MNG tarafından yapılmak istenen Orta HES projesinin Kamilet Vadisi’ne verdiği zarar ortaya çıkınca bölge halkı haklı olarak isyan etti. Çünkü çöp atmaya kıyamayacağınız ve koruma altına alınarak dünya mirası olabilecek bir vadinin yamaçlarından hafriyat, derelerinden çamur akıyor.

Kendisi de Arhavili olan iş adamı Mehmet Nazif Günal’ın baş harflerini taşıyan MNG şirketinin ilk talanı değil bu Arhavi’de.

2014 yılında Arhavi şehir merkezinden cebri borular (HES için suyun taşındığı borular) geçeceği için “Çılgın HES” projesi olarak gündeme gelen, Cihani deresi üzerinde kurulacak olan Kavak HES projesiyle başladı MNG’nin hikayesi.

Sonrasında cebri borular yeraltına alındı. Ancak çılgınlık boruların geçtiği yer değildi, HES’in ta kendisiydi.

Kavak HES projesine karşı davalar açıldı. Bilirkişiler vadiyi gezdi. Belki de Arhavi tarihinin gördüğü en kitlesel eyleme dönüştü Kavak HES bilirkişi incelemesi.

Sonuçta mahkeme Arhavi halkından yana karar verdi vermesine; ama elbette MNG pılısını pırtısını toplayıp gitmedi. Mahkeme kararına itiraz ederek kararı bozdurdu.

İçeridekiler

Aslında ne olduysa da bundan sonra oldu. MNG sonraki mahkeme kararlarını asla beklemedi, hem inşaat hem de kamuoyu çalışmalarına başladı.

Öncelikle projenin ne kadar zararsız, kapasitesinin az olduğu ve elbette ki “bazı HES’lerin yapılması” gerektiği yayılmalıydı. Öyle ya Kamilet Vadisi çok kıymetliydi ancak oraya dokunulmayacaktı ki, ama Cihani deresi öyle mi? Cihani deresindeki bir tanecik HES projesinden ne olabilirdi?

Hem MNG’nin kara taşlarla yaptığı köşkü Cihani deresinin devamına bakıyordu. İnsan kendi manzarasını bozar mıydı? Ayrıca Arhavi’nin en zengin iş adamıydı kendisi, bölgeye yatırım yapacaktı sonrasında. Sahil dolgu alanı üzerine spor tesisleri, tenis kortları dikecekti MNG. Bunlar yapılacakken varsın Cihani deresinde bir tanecik HES projesi de olsundu, ne olacaktı?

MNG bu proje üzerinden yıpratılmamalıydı. Yıpratılırsa Arhavi “yatırımsız kalacaktı.” Bu yüzden de dönemin AKP’li Belediye Başkanı Kavak HES projesi için seferber oldu, “Arhavi iş adamlarına sahip çıkıyor” diyerek Türkiye tarihinin ilk “HES’e evet” eylemini bizzat düzenledi.

Birçok ekolojik yıkım projesinin saldırısı altındaki Karadeniz bölgesinde, proje sahiplerinin de Karadenizli olması elbette tesadüf değil. Hemşehriciliğin çok önde olduğu bir bölgede hele biraz da paran varsa, sırtın da yaslıysa iktidara; “bizim insanımız” bizim tarihimizi, kültürümüzü ve doğayı yok etmek için yeterli avantaja sahip hale geliyor.

Bir yandan da bir kentte bir talan kapısı açılacaksa, o kapıyı oranın iş adamı açmalı ki tepki az olsun, işler rahat yürüsün. Kapı açılsın da sonra bilumum şirketi, mega projeleriyle sıraya dizilir nasılsa.

Dışarıdan gelenler

İçerden talancı olmak kolay da dışardan dayanışmacı olmak çok zor. “Dışarıdan gelenler” ekoloji mücadelesinde bir dönemin en çok kullanılan kriminalize etme politikasıydı. Dışarıdan gelenler dışında, “çevreci tipler”, “sorosçular”, “Alman destekliler” de vardı. Gezi İsyanı sonrası bunlara “Geziciler” de eklenecekti.

Birçok alanda olduğu gibi Arhavi’deki Kavak HES projesine karşı mücadele edenlerle dayanışma içerisinde olanlar da bunlarla suçlandı, Arhavi’de mücadele edenler yalnızlaştırıldı.

Kavak HES projesine karşı Cihani deresi kenarında nöbet başladıktan hemen sonra dayanışma için gelen herkes, halk arasında öcü gibi gösterildi. Nöbet tutan Arhavili arkadaşlarımız hem projeyle hem de bu ayrıştırma politikasıyla uğraşmak zorunda kaldı.

Arhavi’de nöbet tutanlarla dayanışanlara karşı artık karalama kampanyası işe yaramayınca bu sefer de fiziki saldırı gündeme geldi. MNG’nin iş makinalarının geçmesi için kurulan ve kaçak olduğu kanıtlanan köprüde oturma eylemi yapanlara taşeron şirket sahipleri ve çalışanları tarafından saldırıldı. Saldırıya karşı arkadaşlarını savunmak isteyenler sonrasında çalıştıkları işlerinden çıkarıldı. Olay mahkemelik oldu, şirket çalışanları mahkemeye de ortalığı karıştıranların “dışardan gelenler” olduğunu söyledi; ama ceza almaktan kurtulamadılar.

Bizans’ta oyun bitmez, yeniden dayanışma yaşatır

Kavak HES projesine karşı direnenler kaç kere mahkeme kazandı, kaç sefer karar bozuldu sayısını unuttum. Tek umudu hukuk olan insanların elinden o da alınınca mücadele giderek karamsarlığa sürüklendi ve Kavak HES projesi türlü hile hurda ile yapıldı.

O kapı sonunda açılmıştı işte. Artık Arhavi’nin her vadisine, her deresine HES projesi, taş ocağı, yol projeleri girmesi kadar normal bir şey yoktu.

Cihani deresi sonrasında; Durguna vadisinde, Pilarget deresinde ve Kamilet vadisinde projeler ardı ardına sıralandı.

Bugüne geldiğimizde, kapıyı açmanın verdiği rahatlıkla ve korona günlerini de fırsat bilen MNG; Kamilet vadisini hukuk, yasa, ÇED (Çevresel Etki Değerlendirme) raporu dinlemeden yağmalıyor.

Mahkemeler, yasalar, kamu kurumları ve şirketler iş birliği içerisinde yaşam alanlarını yok etmek için sıraya girmişler. Direnenler kamuoyu yarattıkça onlar karalamaları, davalar kazanıldıkça kendi yasalarını hazırlıyorlar. Ekoloji avukatı sevgili Yakup Okumuşoğlu çok söyler bu tip durumlar için: “Bizans’ta oyun bitmez” diye…

Bizans’ta oyun bitmez fakat; bu oyun hiç mi bozulmaz? Bu oyunu boşa çıkarmak için bizlere düşen mücadele deneyimlerimizden ders çıkarıp, aynı hataları yapmayarak, her türlü karalamaya karşı dayanışmayı yeniden güçlendirmek ve karşımızda duran organize doğa düşmanlığına karşı örgütlü bir ekoloji mücadelesini yeniden hayata geçirmek.

Aksi takdirde yağmaladıkları yaşam alanlarımızdan bizleri kapı dışarı edecekler. Sonunda da ne bir canlı kalacak ne de defolup gittiklerinde yaşam alanlarımıza tekrar girebileceğimiz bir kapı. (nuve.biz)