Hopa Dayanışma Evi: “İddiamız, programımızdır”

Hopa Dayanışma Evi 31 Mart 2019’da yapılacak olan yerel seçimlere dair bir açıklama yayınladı. Açıklamayı aşağıda ilginize sunuyoruz.

CHP’nin Kayyım adayına da, AKP, İYİ Parti tezgahına da karşı duracağız. Dostlarımızı tekrar tekrar uyarıyoruz. Çaresiz değil çare sizsiniz… Biziz, Hopa halkıdır. Kimsenin tanımadığı atanmış bir tüccarla herkesin tanıdığı atanamamış bir tüccar arasındaki yarışa devrimciler sahte senetlerle taraf olmamalıdır. AKP karşısına kendi adayıyla çıkmalıdırlar. Çıkacağız, kazanacağız.

Soru şudur: CHP genel merkeziyle öteden beri iyi münasebetleri olan sol kesimler hem diplomatik tepki düzeyinde hem yerel tepki düzeyinde neden tek bir itiraz dile getirmediler? Tek bir itiraz getirmedikleri gibi alelacele yazılmış saçma sosyal demokrat metne hızla imza atarak neyi kanıtlıyorlar? CHP içindeki aday adaylarıyla bu çaresizlik metni ortada yokken kurdukları yakınlıkları, onların seçilmesi için yürüttükleri diplomasileri neye dayandırıyorlardı? Devrimciliğe mi? Acziyete mi? Kendi üyeleriyle bu ittifakı bu liberal görüşleri konuşarak mı imzaladılar? Devrimciler, çağdaşlık gibi düzen siyaseti hedeflerinin ne zaman gururla takdimcisi oldular?

Başkan adayının CHP Genel Merkezi’nden tayin edilmesinin ardından formaliteden öte anlamı kalmayan ve ittifakın seçim vaatlerinin yeraldığı ortak metin nihayet açıklandı. CHP İlçe Başkanı ve başkan adayının imzaladığı metin siyasi içeriğinden çok bir borç senedine benzemesiyle dikkat çekiyor. Çünkü her paragraf, “kabul ediyoruz” diye bitiyor. Tek eksiği, anlaşmazlık halinde davaya hangi yörenin mahkemelerinin bakacağının yazılmaması gibi görünüyor. Öyle anlaşılıyor ki, kendileriyle çelişme pahasına tepeden inme aday belirlenmesine boyun eğenler, bu kez taleplerini ortak metne yazdırabilmek için epeyce ter dökmüş ve başarılı da olmuşlar. Büyük emeklerle kabul ettirdikleri metinde neler yok ki!

Hopa halkının demokratik katılımı sağlanacak, ayrımcılık yapılmayacak, gençlere iş, kadınlara özgürlük, şeffaf ve demokratik bütçe, belediye mülkleri satılmayacak vs. Ama en önemlisi, tayinle gelen başkan adayı alçak gönüllü davranarak kendini meclis üyeleriyle eşit görüyor ve “belediye başkanıyla meclis üyelerinin eşit söz hakkına sahip kolektif bir ekip olduğunu kabul ediyoruz” diyerek, altına imzasını atıyor…

Şunu açıkça ifade edelim; böyle bir metni hiç duyurmamak, duyurmaktan daha iyidir! CHP’nin peşine takılarak Hopa’nın devrimci mirasını unutanlar, şimdi de bu metni büyük emeklerle kabul ettirdiklerini sanarak, kendileriyle alay edilmesinin altına imza atıyorlar. Bu arkadaşlar hiç düşünmüyorlar mı diye merak ediyoruz; metinde “verileceği” ya da “korunacağı” vaadiyle sözü geçen iş, arsa, bütçe, özgürlükler, doğa vs. zaten Hopalılara aittir. Devrimcilerin görevi Hopa’ya ait olanı güvenilir bir kayyum bularak Hopa adına yönettirmek değil, bizzat mahalle, sokak, işyerlerinden başlayarak halkın örgütlenmesine ve yaşamına sahip çıkmasına yardımcı olmaktır. Devrimciler halk adına ya da halk için hareket etmez, halkın hizmetkârıdır!

Emekçi, ezilen ve direnenlerin zor günlerden geçtiği doğrudur. Hopa, uzunca süredir bu zorlukların cesaretle göğüslendiği yerlerden biridir. Bu yüzden bir yandan iktidarın zulmüyle yüzleşirken, diğer yandan düzen partisi CHP’nin ülkenin hiçbir yerinde ağzına dahi almadığı, hatta birçok yerde karşı çıktığı talepleri Hopa’da rahatça dile getirişine tanık oluyoruz. Çünkü burada seçim kazanabilmek için tek çarenin “sol” görünmek olduğunu biliyor. Bu da omuzlarımıza başka yer ve zamanlardakinden daha büyük bir sorumluluk yüklüyor. Hopa’nın devrimci birikimi, belediyenin bir düzen partisinden diğerine geçmesi için kullanılamaz. CHP’nin “sol” görünmesine hizmet eden bu davranışla yalnızca Hopalılar değil, bütün toplum kandırılmış olur.

Soruyoruz, yarın verilen sözler tutulmadığında, bugün “kabul ediyoruz” diye imzalanan kâğıtlarla mahkemeye mi gideceksiniz? Ya da haksız çıktığımızı ve iyi bir belediyecilik yapıldığını kabul edelim; belediyelerin kaderini belirleyen iktidar değil mi? Her iki durumda da halkın örgütlenmesini temel almak gerekmiyor mu?

Devrimcilik, kendi bağımsız gücüne güvenerek yapılır. Çıkar gözetmeden, nereden geldiğimizi unutmadan, kararlı, bilgili ve örgütlü davranarak üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir sorun yoktur. Biz yarın yapmak zorunda kalacaklarımıza şimdiden hazırlanmak için bu iradeye tutunuyor ve Hopalıların boş vaatlerle kandırılmasını kabul etmiyoruz!

İddiamız, programımızdır.
14 ana hedefimiz var.
Tahayyülümüz, taahhüdümüzdür…

  1. Ulaşım ücretsiz ve kamusal olacak.
  2. Su ücretsiz olacak.
  3. Uyuşturucu ve fuhuşun kökü kazınacak.
  4. Hopa’nın rantiyecilerinin önü kesilecek, zenginlerden yüksek vergiler alınacak.
  5. Tek bir kişi işsiz kalmayacak.
  6. Tek bir yoksul evsiz kalmayacak.
  7. Belediye’ye ait tüm işletmeler ihale süreci sonunda istihdam yaratmak için belediye şirketince işletilecek.
  8. Mezarlıklar tertemiz olacak.
  9. Sigortasız işçi çalıştırılmasına asla müsaade edilmeyecek. İşçi hakkını yiyen herkes teşhir edildip hesap sorulacak.
  10. Başkan odası da kapısı da olmayacak, başkan Hopa’nın merkezinde resmi görüşmelerini halka açık yürütecek.
  11. Hopa’nın işçisine, yoksuluna, köylüsüne, küçük esnafına, kadınına, gencine, engellisine belediyenin tüm hizmetlerinden yararlanırken pozitif ayrımcılık uygulanacak.
  12. Zenginler, patronlar, rantiyeciler, müteahhitler, tüccarlar Hopa’yı temsil edemez, rant yiyemez hale getirilecek.
  13. Lazca, Gürcüce, Hemşince ana dilde eğitim ve kültür merkezleri kurulacak.
  14. Lom halkına yapılan ayrımcılıkla etkin mücadele edilecek.