Hopa Halkevi’nden “Yaşamak İstiyoruz” eylemi

0

Hopa Halkevi üyeleri ülke çapında gerçekleştirilen “Yaşamak İstiyoruz” kampanyası kapsamında Hopa Meydanı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi.

Polis ablukası altında gerçekleşen açıklamaya esnaf ve vatandaşlar alkışlarla destek verirken; Hopa Halkevleri adına basın açıklamasını Handan Ustabaş gerçekleştirdi.

Basın Açıklaması öncesi polis ablukası

Açıklamada:

“Yaklaşık 8 aydır COVİD-19’un bir işçi sınıfı hastalığı hale getirildiği bir memlekette ölümle burun buruna yaşıyoruz. Bir yanımızda salgın hastalığın bulaşma riski diğer yanımızda salgınla birlikte saldırganlığı giderek artan neo liberalizm ve onun uygulayıcısı bir iktidar var. Salgından kendimizi korumayı başarsak bile ya bir iş cinayetinde ya bir erkek şiddetinde ya da doğanın tahrip edilmesi sonucu yaşanan bir felakette ölmeye devam ediyoruz.

Eşitsizlik, adaletsizlik, yoksulluk, yoksunluk, anti demokratik uygulamalar pandemi bahanesi arkasında giderek artmıştır.

Pandemi bahanesi ile otoriter emek rejiminin adımları atılıyorAKP, pandemi döneminin başından beri çıkardığı yasa, yönetmelik ve KHK’larla patronların yanında olduğunu gösteriyor. İşçilerin payına ölüm, esnek ve güvencesiz çalışma, ücretsiz izin, kısa çalışma ödeneği, iş yüklerinin artması ve işsizlik düşerken patronların payına teşvikler, vergi indirimi, borçlarının ertelenmesi düştü. COVİD-19 işçilerin kaptığı bir hastalık değil patronların her şeyi fırsata çevirdiği bir salgın sürecine de dönüştü.

Hem sağlık çalışanı hem hasta olarak hastanelerde ölmek istemiyoruzYeterince yaygın ve adaletli biçimde test yapılmıyor. Vatandaş test için özel hastanelere yönlendiriliyor. Hastanelerde yeterli düzenlemeler yapılmadığı için salgın hastalık dışında başka rahatsızlığı olan hastalar ne yeterince hizmet alabiliyor ne de ameliyat olabiliyor. Binlerce ameliyatlık hasta sağlığına kavuşabilmek için salgın sürecinin geçmesi için bekletiliyor

Sağlık çalışanları için yeterli koruma önlemi alınmıyor. Salgınla mücadele eden sağlık çalışanları hastalığı kaparak hayatlarını kaybediyor. Sağlık çalışanları arasında eşitsizlik oluşturuluyor. Bu sürecin en cefakar çalışanları olan sağlık çalışanlarının sorunları bir an önce çözülmelidir.

Eğitimde eşitsizlik ve adaletsizlik giderek derinleşiyor:Bu ülkenin bakanları ya özel okul,ya bir hastane yada bir turizm acentesi sahibi.Eğitimde ise eşitsizlik, adaletsizlik var. Parası olan eğitim hizmetlerinden yararlanabilirken yoksul halkın çocuklarının geleceği adeta yok ediliyor. Özel okullarda sağlanan koşullar devlet okullarında sağlanamadığı gibi EBA TV gibi uygulamalar da yürütülemiyor. İnternet ve tableti olmayan binlerce çocuk eğitim hakkından faydalanamıyor.. Bir tarafta çocukları diğer tarafta işten atılma korkusu insanları çaresiz bıraktı. Eğitim hakkından faydalanabilmek için çatılardan düşerek ölen çocukların olduğu bir memleket olduk artık.

Salgın süreci doğanın yağmasını engelleyemedi:Pandemi koşullarında doğanın ve kentlerin talanı ve yağması ara verilmeden devam etti. Pandemi başladığından bu yana 100’den fazla proje için ÇED onayı verildi. Bacası olmayan termik santraller halen zehir saçmaya devam ediyor. Kapatılması gereken termik santraller iktidar açısından adeta görünmez oldular. Akkuyu’daki nükleer santral inşaatı ise işçilerin ölümleri göze alınarak devam ettiriliyor. Hukuken tıkanan projelerde Cumhurbaşkanı bizzat müdahale ederek şirketler için acele kamulaştırma yaparak köylülerin topraklarını gasp ediyor.Murgul’da Cengiz holding siyanür havuzları için yeniden kollarını sıvamış durumda.Siyanur havuzları ile bir kent bir il yokedilmeye çalışılıyor. .Akp iktidarı döneminde yağmalarına yağma katan Mehmet cengiz derhal elini murguldan çekmelidir.Murgulda siyanür demek ,murgulda artvinde Hopada ölüm demek

Salgın sürecini en zor kadınlar geçiriyor:Pandemide derinleşen toplumsal cinsiyet eşitsizliği kadınları daha da güvencesizleştiriyorUygulanan gerici politikalar kadınlara daha fazla şiddet daha fazla taciz daha fazla ölüm olarak yansıyor. Her gün kadınlar genellikle en yakınları olan erkekler tarafından katlediliyor. Kadın katilleri iktidar tarafından ödül niteliğinde cezalarla korunuyor. Tacizciler, istismarcılar pandemi affıyla ceza evlerinden salınıveriyor, uzaklaştırma kararları uygulanmıyor.Emekçinin sırtındaki borç yükü artıyor:Yaşanan ekonomik krizin faturası emekçilerin sırtına yıkılıyor. Patronlar daha da zenginleşirken yoksulluk, açlık giderek artıyor. AKP’nin ekonomik

krize karşı tek çaresi borçlanma. Memleketi uluslararası finans akbabalarına borçlandırırken halkı da bankalara borçlandırarak krizi daha da derinleştiriyor.

Salgın yönetimi değil muhalefeti yok etme yönetimi:Pandemi bir sağlık sorunu olmasına rağmen pandemi sürecini İçişleri Bakanı yönetiyor. Salgın yönetimi, muhalefeti etkisizleştirme yönetimine dönmüş durumda. Cumhurbaşkanı Giresun’da miting düzenleyerek çay dağıtabilirken en küçük bir basın açıklaması bile pandemi bahanesiyle engelleniyor. Pandemi kolluk kuvvetlerinin elinde bir silaha dönüştürüldü. Valiler tarafından il hıfzıssıhha kurulları adeta kolluk kuvvetlerinin emirlerinin yerine getirildiği kurumlara dönüştürüldü.

Bizler Halkevciler olarak diyoruz ki; ölmemek, güvenceli çalışmak, insanca yaşamak istiyoruz. Ailelerimizi, dostlarımızı, iş arkadaşlarımızı ne salgın yüzünden ne de neo liberal politikalar yüzünden kaybetmek istemiyoruz. AKP’nin iktidarını devam ettirmek için yoksulların, emekçilerin, işçilerin sırtına basmasına, kanları üzerinden iktidarını korumasına dur diyoruz.

Eşitlik istiyoruz! Adalet istiyoruz! Demokrasi İstiyoruz!Halkevleri olarak memleketin dört bir yanında aşağıdaki taleplerimizi hayata geçirmek için herkesi birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz. Nerede haksızlığa uğrayan bir işçi varsa yanında olacağız. Nerede katledilen bir işçi varsa patronlardan hesap soracağız. Hastanelerde sağlık çalışanlarının nefesi, güvencesiz öğretmenlerin sesi olacağız. Yağmaya ve talana karşı köylülerle jandarma barikatının en önünde olacağız. Savaşa, ırkçılığa karşı dik duracağız. Kadın dayanışmasını büyüteceğiz. Bir kişi daha eksilmeyeceğiz.

Ve bizler diyoruz ki;

•             COVİD-19 tüm insanlar için yaşamsal bir tehdittir. Sadece çocuklara ve risk grubundaki insanlara sağlanacak koruma ayrıcalıklarına tahammül edebiliriz. Geri kalan herkes için hastalık riski eşitlenmelidir.

•             •             İşten çıkarma tam olarak yasaklanmalı; işçiler, çalışma süreciyle bağlantılı her hangi bir durumda COVİD-19 riskiyle karşı karşıya kaldıklarında kıdem tazminatlarını alarak istifa edebilmelidir.

•             Ücretsiz izin işçinin rızasına bağlanmalıdır. Kısa çalışma ödeneği ve ücretsiz izin desteği en az asgari ücret seviyesinde tutulmalı ve geçen süre prim gününe eklenmelidir.

•             COVİD-19 her sağlık çalışanı için “meslek hastalığı”, fiilen iş yerinde çalışan her işçi için de “iş kazası” sayılmalıdır.

•             Kültür, sanat ve eğlence gibi pandemide çalıştırılmayan emekçilere destek sağlanmalıdır.

•             Uzaktan eğitime erişim şartları tüm öğrencilere sağlanmalı, okullarda yüz yüze eğitimin başlaması için gerekli bilimsel önlemler bir an önce alınmalıdır.

•             Hasta, yaşlı, çocuk bakımı ve eğitim gibi temel hizmetler pandemi koşullarına uygun şekilde kamusallaştırılmalıdır, kadınlar üzerindeki bakım emeği yükü kaldırılmalıdır.

•             Kadınların ücret ve gelir düzeyi en az erkeklerin gelir düzeyine getirilmelidir.

•             Sermayenin karı için yaşam alanlarımızın yağmalanmasına son verilsin Doğayla barışık yaşamak istiyoruz.

Taleplerimiz net. Sermayenin ve saray rejiminin çıkarları için değil halkın çıkarı için halkın yararına politikalar istiyoruz. Güvenceli ve insanca yaşadığımız bir ülkeyi kurmak için herkesi örgütlenmeye, omuz omuza mücadele etmeye çağırıyoruz.” ifadelerine yer verildi.