Hopa Özel Temel Lisesi Panelleri Devam Ediyor

0
489
Doğa Derneği Başkanı Altuğ Revnak Eti

HOPA-Biyomimetik alanında çalışmaları bulunan Doğa Derneği Başkanı Altuğ Revnak Eti Hopa Özel Temel Lisesinin Yeni Emre Düğün Salonunda düzenlediği etkinliğin konuşmacısı idi.

Söyleşi öncesi bir konuşma yapan Özel Temel Lisesi Müdürü Fuat Cevahir, okullarının bu yıl eğitime başladığını, belli periyotlarda bu tür bilimsel toplantı ve etkinlikleri düzenlemeye devam edeceklerini söyleyerek bütün katılımcılara “Hoş geldiniz” dedi.

Etkinliğin Konuşmacısı Doğa Derneği Başkanı Altuğ Revnak Eti, Hopa’da bulunmaktan son derece memnun olduğunu ifade ederek sunumuna geçti. Eti, Doğada bulunan canlıların özelliklerinden yola çıkılarak teknoloji alanında ilerleme sağlandığını anlattığı konuşmasında etkileyici bir sunum yaptı. Doğada bulunan canlıların özelliklerinden örneklerle zenginleşen konuşmasında Altuğ Revnak Eti, canlıların varoluşlarından gelen özelliklere vurgu yaptı.

İnsan doğayı taklit ediyor
Doğada bulunan canlıların son derece etkileyici bir tasarıma sahip olduğunu söyleyen Eti konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Biyomimetik alanıyla ilgileniyorum. Biz insanlar doğadaki canlıların tasarımını taklit ediyoruz. Hepimiz teknolojiyle ilgileniyoruz, kullanıyoruz ama nereden geldiğini bilmiyoruz. Tüm teknolojik yenilikler uzun araştırmalar ve çalışmalar sonunda ortaya çıkıyor. Canlılar, tasarımdır. Bizim kullandığımız teknolojinin çok daha ilerisinde tasarımlardır ve biz bunlardan ilham alırız.”

Doğaya zarar vermemeyi doğadan öğreniyoruz
Canlıların tasarımının son derece etkileyici olduğunu söyleyen Eti; “Her canlı bir başyapıttır. Mühendislik harikasıdır. Biyomimetik 90’lı yıllarda ortaya çıktı. Ve ortaya çıktığı zamandan beri teknoloji konusundaki en önemli kaynaklardan biridir. Çevreye zararlı tek varlık insandır. Kullandığımız teknolojilerin çoğu fosil yakıt kullanıyor. Doğaya zarar veren teknolojiler kullanıyoruz. Biyomimetik ise canlıların tasarımlarını taklit ederek doğaya zarar vermeyen teknolojiler üretmemizi sağlıyor. Dünyadaki büyük markalar bugün kendi biyomimetik laboratuarlarını kuruyor ve canlıları örnek alan tasarımlar üretiyorlar.” dedi.

Doğadan ilham alan tasarımlar
Doğadan ilham alınarak tasarlanan teknolojik yeniliklerden bahseden Altuğ Revnak Eti, sözlerine Türkiye’den bir örnekle devam etti; “Türkiye’den bir örnek vermek gerekirse, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde çikolata ile çalışan motor ürettiler. Bütün organizmalar şekerle çalışıyor ve bu özellik taklit edilerek bu teknoloji geliştirilebiliyor. Örneğin bir yavru kuş çok az miktarda şekerle bin kilometre uçabiliyor. Oysa şimdi kullanılan uçaklar henüz bunu başaramıyor.”

Karbon salınımına karşı doğa
Karbon salınımının doğayı tehdit ettiğini söyleyen Eti, dünyanın en büyük sorunlarından birinin karbon salınımı olduğunu söyledi. İnsanların kullandıkları teknolojiler ile karbon salınımı yaparak doğaya zarar verdiğini söyleyen Eti, mercan kayalıklarının incelenerek bu sorun için bir çözüm üretildiğini ekledi. Karbon yiyen bakterilerden bahseden Eti, bu tasarımdan yararlanarak artık karbon yiyen bakteriler kullanıldığını ve karbon salınımının önüne geçilmeye çalışıldığını söyledi.

Milyonlarca yıldır var olan bilgi
Konuşmasına doğadan etkileyici örneklerle devam eden Eti, helikopter böceğini örnek gösterdi: “Helikopter böceği 370 milyon yıldır varlığını sürdürüyor. Ancak bizim helikopteri bulmamız çok yeni. Üstelik helikopter böceğinin tasarımı bizim helikopterlerimizden çok ilerde. Neredeyse 360 derecelik bir görüş açısına sahip olan bu böceğin teknolojisi şimdi kullanılan teknolojilerden çok ileride. Gelecekte bu teknolojiye sahip olmayı umuyoruz.”

Biyomimetikle çalışırken biyoloji, fizik ve kimyayı kullanıldığını söyleyen Eti, doğadaki canlılar bizim biyoloji, fizik ve kimya bilgimize sahip olmadıkları halde tasarımları nedeniyle üstün özelliklere sahip olduklarını belirtti. Altuğ Revnak Eti, bu bilginin sonradan edinilebilen bir bilgi olmadığını, baştan canlıda bulunan bilgi olduğunu söyledi.

İnsan vücudunun inanılmaz teknolojisi
İnsan vücudunun üstün bir teknolojiye sahip olduğunu söyleyen Altuğ Revnak Eti, hücreler arasındaki haberleşme ağının muazzamlığını vurguladı. Altuğ Revnak Eti sözlerine şöyle devam etti; “Her şey beynimizde olup biter. Beynimizin algıladığı bir dünyada yaşarız. Beynimiz algılamaz ise yaşadığımız dünyada olduğumuza dair herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. İnsan vücudu muhteşem tasarımı ile dünya ile ilgili gerekli bilgiyi beynimize iletmektedir.”

Doğayı taklit ederek sorunları çözüyoruz
İnsanların doğayı taklit ederek pek çok sorunun önüne geçebildiğini söyleyen Eti, büyük şehirlerde kuşların camlı binalara çarparak öldükleri örneğini verdi. Bu sorunun önüne geçmek için insanların yine doğadan ilham aldıklarını söyleyen Eti, kuşların örümcek ağlarına yakalanmadıklarını fark eden bilim adamlarının bu konuyu incelediklerini ve örümcek ağlarında kuşların görebileceği ultraviyole ışınların keşfettiklerini söyledi. Bu tasarımdan ilham alınarak geliştirilen ultraviyole ağlara sahip camlarla kuşların camlara çarpıp ölmelerinin önüne geçildiğini anlatan Eti, örümceklerin bu bilgiyi çalışarak edinmediklerini, varoluşlarında zaten bu bilgiyi barındırdıklarını söyledi.

Ekosistemin önemi
Ekosistem insan yaşamı için son derece önemli olduğunu söyleyen Eti, ekosistem mükemmel bir şekilde çalıştığını ancak en ufak bir müdahalede bozulduğunu anlattı. Ekosistemin bozulmasına örnek olarak geçtiğimiz yıllarda kuş gribi nedeniyle pek çok kanatlı hayvan itlaf edildiğini hatırlatan Eti, bunun sonucunda kene sorunuyla karşı karşıya kaldığımızı söyledi. Tavukların keneleri yediğini böylece kenelerin çoğalmasının önüne geçildiğini söyleyen Eti, ekosisteme müdahale etmemenin son derece önemli olduğunu söyledi.

Genlerle gelen bilgi
Öğrencilik yıllarında Charles Darwin’i incelediğini söyleyen Altuğ Revnak Eti, Darwin’in de canlılardaki bu bilginin sonradan edinilemeyeceğini kabul ettiğini söyledi. Altuğ Revnak Eti sözlerine şöyle devam etti; “Adaptasyon diye bize öğretilen sistem yanlıştır. Baştan kodlarımızda olmayan bir şeye adapte olarak sahip olmamız mümkün değildir. Bir program varsa da ortada bir programcı olmak zorundadır. Bilgi kendi başına ortaya çıkmaz.

Genetikte yoksa nasıl kazanacaksınız? Charles Darvin’i daha iyi okudukça daha iyi anladım, kendisi de aslında aynı şeyi söylüyor. Charles Darvin sonradan bu bilginin kazanılamayacağını kendi de söylüyor. Fotosentez’e baktığımız zaman ışığı alıp şekere çeviriyor. Bilim adamları bir canlının genetiğinde yoksa sonradan edinemiyor. Eskiden bize anlatılan canlının zaman içinde bu bilgiyi edinmesi teorisi artık böyle anlatılmıyor.”

Söyleşinin sonunda okul müdürü Cevahir Altuğ Refik Eti’ye sunumu için teşekkür ederek çiçek takdim etmesi ardından söyleşide sona erdi.

Doğa Bilimleri Derneği Başkanı Altuğ Revnak Eti’nin Özgeçmişi

Altuğ Revnak Eti ortaöğrenimini Galatasaray Lisesi’nde tamamladı sonra sırasıyla, İstanbul Üniversitesi Fransız dilinden mezun oldu, yine İstanbul üniversitesi Sosyal Bilimler Çalışma Ekonomisi Avrupa Topluluğu bölümünde yüksek lisansını tamamladı. Bilime olan ilgisinden dolayı İngiltere Reading üniversitesinde Biyomimetik alanında ayrı bir lisans eğitim aldı. 2000-2008 yılları arası dünya çapında Biyomimetik konusunda seminerlere katıldı. 2002-2007 arası mesleki amaçlı olarak yerleşik bulunduğu Birleşik Arap Emirlikleri’nde Dubai Amerikan üniversitesi, Sharjah Amerikan üniversitesi gibi kurumlarda bilimsel seminerler verdi. 2008 yılında Doğa Bilimleri Derneği’ni kurdu ve konferanslarını resmi bir kimlik altında vermeye başladı. Biyomimetik, Uzay bilimleri, Çevre konularındaki konferanslar çok talep gördü ve dernek bugüne kadar 5000 den fazla sayıda ücretsiz konferans verme imkanı buldu. Büyük oranda okullarda öğrencilere yönelik olan konferansların 4000 den fazlasını Altuğ Revnak Eti verdi. 2010 yılından sonra konferansları uluslararası boyuta taşıyan Eti, Azerbaycan ve İsveç’te derneğin şubelerinin açılmasını sağladı.

Doğa Bilimleri Derneği’nin amacı; “bu imkânları kullanarak toplumun bilimsel konulara erişimini sağlamak, doğa bilimlerini sevdirmek ve bu sayede doğayı ve çevreyi koruma bilincine sahip gençler ve yetişkinlerden oluşan çağdaş ve duyarlı bir topluma aracı olmaktır”.