Lojman ve Ötesi – Orhan Yavuz

0
307

Orhan Yavuz

Yıl 2019, 2 Haziran.

Haftalardır Artvin’e ve geleceğine dair bir yazıyı kaleme almayı düşünürdüm. Kafamda sürekli dolaşan soru başlıklarını tasnif etmeye çalışırken iş dönüp dolaşıp Ankara’ya uzanıyor; ülke ekonomi politiğine dayanıyor olsa da; düşünmenin ve yazmanın eş zamanlı olarak nece bir angaryaya katlanmak olduğunu bilerek bir azaba dönüşen bu süreci ve söylenecek sözün gölgesinin yere değmeme riskini de bilerek ve en azından; kendimi rahatlatma adına yazmak ve tarihe not düşmek için gecenin geç saatinde yazmaya başladım.

Köyümün de yer aldığı Macahel havzasına yaklaşık 10 aydır gitmemiştim. Sosyal medyada yayınlanan bir fotoğraf önce 6 katlı ucube beton bir bina arka planda muazzam bir doğal zenginliğin süsü ile paylaşılmış ve bu inşaatın Türkiye’nin ilk ve tek Biyosfer Rezerv alanında yapıldığını söylüyordu paylaşımcı.

Bilgiyi nette paylaşarak havzada böylesi bir bina dikilip dikilmediğini ve aslını sordum. Arkadaşlar, “evet, Milli Eğitim tarafından memur lojmanları olarak yapıldı” diye cevap verdiler.

Macahel Havzasında ve Camili köyünde olmak üzere kamu idaresi tarafından inşa edilmiş sağlık ocağı, jandarma ve piyade yerleşkesi bunların dışında da Yatılı Bölge Okulu, Yurt, ve en son görünen hali ile Lojman inşa edilmiş.

İlk üç bina tipleri yatay mimarı prensipleri ile yapılmış olup bunlardan sağlık ocağı 1970’lerde, askeri binalar da 2000’lı yıllarda inşa edilmişti.

Buna mukabil, YİBO, Yurt ve Lojman üretiminde dikey mimarı öne çıkmış ve kamu idaresi kafasına uygun bir uygulama yapmıştı. Bu lojman bir UCUBEDİR. Zevkten, fonksiyonellikte, yerel kültürden, peyjaydan yekünen mimarlık öğretisinden nasibini almamış bir UCUBEDİR.  

Öncelikle, Macahel havzası Türkiye’nin ilk ve tek Biyosfer Rezerv Alanıdır. Yani ikincisi yoktur. Biyosfer Rezerv Alanı statüsü bozulmamış, emsalsiz bir doğa ve doğa ile uyumlu yaşam kültürüne UNESCO tarafından verilen bir payedir. Dünya çapında bir tanımadır.

Statünün iki temel kriteri vardır, bozulmamış bir doğa ve doğa ile uyumlu, sürdürülebilir bir yaşam kültürü NOKTA.

Türkiye’de ikincisi yoktur NOKTA. Sadece Türkiye’de değil Gürcistan’da da yoktur NOKTA.

Tercümesi şudur;

Doğanın kendisi küresel ölçekte önem değerine sahiptir ve yerleşik yaşam kültürü doğa & insan ilişkisinde koruma ve kullanma dengesini mükemmel ve örnek gösterilecek bir seviyede gerçekleşmektedir NOKTA.

Bu doğa ve doğa ile yaşam kültürü Macahel’de zaten vardı. Yeni olan Devletin, bilim adamlarının bunu yeni fark etmiş olmaları. Tıpkı, beyaz adamın Amerika’yı keşfi gibi ve sonrası yaşanan süreçler gibi.

Yerel halk doğayı örnek gösterilecek bir anlayışta ve yaşamın doğrudan bir parçası olarak görürü ve onu korurken; 1960’larda havzaya giren karayolu ile birlikte ilk orman kıyımları başlamış bilahare ise ve belki de Türkiye’de ilk defa olmak üzere Orman Köylüsü, 1970’lerde Orman idaresine dilekçe ile başvurarak artık Orman kesmek istemediklerini bildirmişlerdir.

Kendi başına bilimsel bir araştırmayı hak eden bu bilge ve onurlu davranış ülkemiz üniversitelerinde ders kitabı olarak okutulması gerekirken; havzaya gelen kamu idaresi dahil bütün misafirler; doğa ve insan arasındaki bu mükemmel uyumun dayandığı akılcılığı anlamak ve Havzayı; ülkemize yakışacak bir şekilde korumak ve geliştirmek için yasal mevzuatı tesis ile uygulamalar gerçekleştirmek yerine; bu sorumluluklarını bir kenara atıp, havzadaki zenginlik bireysel ve/veya organizasyonel reklam ve tanıtım, itibar aracı olarak kullanma dışında kayda değer hiçbir katkı yapmamışlardır.

UNESCO tarafından 2005 yılında ilan edilen Biyosfer Rezerv Alanı Statüsü uluslararası bir anlaşmaya dayalı olduğu için bir yönü ile iç hukuku bağlıyor olsa da 2005 yılından beri Rezerv Alanı Yönetim Planı öngörüsü doğrultusunda üretilmesi gereken yasal ve yönetsel mevzuat bir türlü gerçekleşmemiştir.

Ankara’da, Bakanlık nezdinde yöre halkı ve STK’ları adına yapmış olduğumuz yoğun çalışmalara rağmen; Biyosfer Rezerv Alanı Yönetmeliğinin yayınlanmasına muvaffak olamadık. Yıllar önce, Bakanlık Müsteşarı, Kendilerini ziyaretimizde Biyosfer Rezerv Alanı statüsü, Yasa ve Yönetmeliğine dair taslak metnin hazır olduğunu, hatta sumeni kaldırarak “işte burada, ama Bakan bey istemiyor” deyişini Macahel Havzası adına ziyarete katılan heyetin üyeleri de bilir.

O dönemlerde Macahel havzasında sekiz adet HES yapma girişimiz vardı, ve kendilerini HES yapma sendromuna kaptırmış bir bakandan aman dilemenin de pek anlamlı olmadığını düşünerek ve “bir sonraki fırsatta mutlaka yönetmeliği yayınlayacaklardır” naive düşüncesi ile yorgun argın memlekete dönüşümüzü çok iyi hatırlıyorum.

Aradan 8-10 yıl geçti.

Küresel iklim değişikliği, iklim değişikliğinin insan yaşamında yarattığı/yaratacağı olumsuz ve ölümcül riskler her gün daha anlaşılır hale gelirken bu yıl Türkiye’nin ilk ve tek Biyosfer Rezerv Alanında; ve alpin zon altı kısımlarda (yeşil yol güzergahında), Orman İdaresi tarafından yüksek miktarlarda kayın kesimine izin verildiği duyumunu aldım. 1,700-2,000 mt kotlarında yavaş gelişen bu doğal yaşlı kayın ormanları küresel ölçekte önemli bir rezerv olmakla birlikte; orman idaresi bu yaşlı orman stokunu kerestelik ve odunluk olarak kesmeyi bir marifet saymıştır.

Bu ölçüsüzlük sadece Biyosfer Rezerv Alanı ile sınırlı olmayıp yine Artvin’in değişik yerlerinde alpin zonu eteklerindeki yaşlı ladin ormanların kesildiğini duyunca eminim siz de benim gibi SÖYLEYECEK SÖZ BULAMAYACAKSINIZ. Bir anıt ağacı görmek için milyonlarca insan dünyanın diğer ucuna giderken; Asya ve Avrupa’nın en büyük doğal yaşlı ormanlarını barındıran Macahel Havzası ve eşit önemdeki Artvin’in henüz el değmemiş doğal yaşlı orman zonları gözümüzün içi gibi korunması gereken alanlardır.

Değerli Paydaşlarım,

Ne Macahel Biyosfer Rezerv Alanı ne de Artvin’in diğer dağları bir sömürge ülkesi toprağı değildir. Bu doğal kaynaklar bizim değil gelecek nesillerindir.

Sayın Orman Fakültesi Öğretim Üyeleri, Orman İdaresi yöneticileri ne yapmaya çalışıyorsunuz? Sizce bu doğa sadece tomruk veya odun mudur?

Macahel (Artvin’in doğasını ayırmadan) gibi bir dünya markasını üretmek için bir ülkenin bütçesi bile yetmez. Borçka Karagöl mevkiinde 1970’lerde yaptığınız kıyımdan sonra o bölgede Dünyanın en önemli ladin türünün neredeyse kökünü kuruttunuz. Hiç mi ders almayı düşünmediniz?

Gelinen bu durum sadece ilmi veya içtimai bir zafiyetten mi kaynaklanıyor, yoksa siz küresel haritada önemli bir yeri olan bu doğal zenginliği kasten mi yok etmeye çalışıyorsunuz?

Söz bitiyor söylemek için, nasıl anlatsak?

Uyanın artık UYANIN.. Vatan sadece makam ve para değildir. Vatan, gelecek nesillere doğayı yok etmeden, devirle sorumlu olduğunuz bir varlıktır. Vatan, SORUMLU DÜŞÜNMEK ve DAVRANMAKTIR.