Nitelikli Okullar Meselesi (!) – Hasan Azaklı

0
371
Ülkemizde son 15 yıl içinde, en çok sistem değişikliği eğitimde yapıldı. Öyle ki, son 15 yılda 6 farklı milli eğitim bakanı döneminde sadece ortaöğretime geçiş sisteminde beş önemli sistem değişikliği yapılırken, altıncısı TEOG’un kaldırılması oldu. Temel eğitimden ortaöğretime geçişte 2004 yılına kadar Liselere Geçiş Sınavı (LGS) uygulanırken, AKP ile birlikte 2004’ten itibaren Ortaöğretim Kurumları Sınavı (OKS) getirildi. 2007’den itibaren üç aşamalı (6. 7. 8. sınıf) Seviye Belirleme Sınavı (SBS) uygulandı. 2010’da SBS 3 aşamadan iki aşamaya indirilirken, 2012’de tek aşamaya (8. sınıf) düşürüldü. Son olarak 2013/2014 eğitim öğretim yılından itibaren ‘öğrencilerin sınav korkusu ve kaygısını azaltacağı, daha objektif değerlendirme yapılacağı’ iddiasıyla Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) sistemi getirildi. Ortaöğretime geçişte sınavların adı sürekli değişse de, öğrenci ve velilerin yaşadıkları olumsuzluklar ve eleştiriler ciddi anlamda arttı.
Son günlerde TEOG sınav sisteminin kaldırılması üzerine Ortaöğretim kurumlarına yerleştirme sorununu çözme amacıyla Milli Eğitim Bakanlığınca “adrese dayalı yerleştirme sistemi” adı altında yeni bir uygulama getirilmeye çalışılmaktadır. Bakanlık yetkililerin beyanına bakacak olursak, bu uygulamada ülkemizde  ortaokullarda 8. sınıflarda okuyan öğrencilerin %10’luk bir kısmı nitelikli okullara yerleştirileceğini, kalan %90’lık grubun adrese dayalı sistemle öğrencinin ikamet ettiği yerlerdeki okullara yönlendirileceği ifade edilmektedir.
Milli Eğitim Bakanlığı bu uygulama yöntemiyle baştan ülkemizdeki okullarının %10’nun nitelikli okul kalan %90’nın ise niteliksiz okul olduğunu itiraf etmektedir. Yani ülkemizdeki ortaöğretim kurumlarının %10’nun nitelikli olduğu, kalan %90’lık kısmın niteliksiz olduğu ayan beyan deklere edilmektedir. Bu durum eğitim sistemimizde çöküşün hazin tablosu olarak karşımıza gelmektedir. Bakanlığın görevi okulları nitelikli veya niteliksiz olarak ayrıma sokmak değil, ülkemizde Edirne’den Artvin’e, Sinop’tan Hatay’a, doğudan batıya, kuzeyden güneye kısacası ülkemizin her yerindeki okulları nitelikli okullar haline getirmek olmalıdır. Bakanlık olarak okullarda bu ayrımı bu şekilde yapıp derinleştirirseniz eğitimde  fırsat eşitliğini sekteye uğratmış olursunuz. Bir Ülkenin Milli Eğitim Bakanlığının kurumsal olarak görevi eğitim sistemimizde ayrımcılık veya eşitsizliğe yol açan uygulamaya gitmek değil, tüm eğitim kurumlarımızda çağdaş, nitelikli, pozitif, laik ve bilimsel eğitim verilmesi için çaba göstermek olmalıdır. Eğitim sistemimizde görünen odur ki dindar nesil yetiştirme adına ileride kapanmayacak yaralara sebep olacak uygulamalar başat olarak kendini göstermektedir.Her okulun bina, donanım, araç gereç, yönetimsel organizasyon, öğretmen yetiştirme ve istihdamı, çağdaş müfredat v.b. yönden tam nitelikli bir seviyeye çekilmesi Milli Eğitim Bakanlığının temel hedefi olmalıdır. Aksi yönde yapılacak her uygulama eğitimde çürümüşlüğün katmerli olarak artmasına yol açacaktır.