Kendini alternatif bir yaşam köyü olarak tanımlayan Şana Yaşam Köyü Atölye çalışmalarına başladı

0
267
Mor Pedal Mjora grubu

Çocuk ve Çocuk Hakları Atölyesi

Rize/Fındıklı’da doğanın kendi döngüsü içinde, doğanın soluğuyla nefesine nefes katmak ve bunu doğanın yaşamsal kurallarına ve döngüsüne saygı gösterenlerle paylaşmak niyetiyle kapılarını açan Şana Yaşam Köyü, 28-29 Temmuz 2018 tarihlerinde “Çocuk ve Çocuk Hakları Atölyesi” düzenliyor.
“Biraz yöresellik olsun, biraz bu kez doğa onlara kucak açsın, ritminde ritim tutsun, kendi hayal kahramanlarının koluna bir de buraların masal kahramanları girsin, birlikte patikalarda keşfe çıksın. Toprağı solusun. Onlar, doğa kadar yaşam dolu ama doğa kadar da kendini savunabilir olsun, direngen olsun” amacıyla ve bunun yanı sıra başka dünyaların mümkün olduğu düşüncesinin peşinden koşmak, hayal kurmanın ve hayallerin arkasından gitme cesaretinin birlikte, yan yana olunduğunda dayanılmaz hafifliğini hissetmek ve bütün bunları doğanın coşkusu ve yaşamsal enerjisiyle harmanlayıp bütünleştirmek için düzenlenen etkinlik, çocuklarla birlikte öğrenmeyi, denemeyi, düşüp kalkmayı, toprağa suya havaya karışmayı hedefliyor.

Çocuk ve Çocuk Hakları Atölyesi ile Çocukların, Geleceğin Doğa Kadar Yaşam Dolu ve Doğa Kadar Kendini Savunabilir olsunlar diye..

Çocukluğumuzla büyüyoruz, büyüdüğümüz gibi renklere bürünüyoruz, her bir anımızda çocukluğumuz diyoruz ve “çocuklar” diyoruz. Bu köy, Onlar için güzel bi dünya yaratmak istiyor, onların düşlerini seyre dalıp onlar için düşler kuruyor.
Tüm bunları yaparken biz de o çocuklara bir bahçe açıyor. Yanlarında aileleriyle de birlikte iki günlük bir kampım çalışması sunuyor.
Biraz birlikte büyüyelim, biraz birlikte öğrenelim, deneyelim, çamura karışalım, yuvarlanalım, düşelim, kalkalım, birlikte yürüyelim.
Çocuklarımızla birlikte yürüyecek ablalarımızla da tanışın; eğitmenlerimiz Banu Öztürk ve Cancu Balcı, Av. İlayda Önal ve hazırlıklara devam eden diğer güzel insanlarımız.
İki gün boyunca çocuklarla yapılacak olan oyun, boyama, doğadan müzik, masal, ağaç toprak bitki gibi atölyelerin yanı sıra ailelere ve büyüklere yönelik toplumsal cinsiyetçilik ve çocuk istirmarlığına karşı Çocuk Hakları ve Savunuları üzerine de bir söyleşi düzenlenecek.
Oyun atölyesi; yöreye ait geleneksel oyunların, tekerlemelerin eşliğinde birlikte oynamanın, oyun malzemelerini paylaşmanın, doğanın imkanlarıyla oyunu birleştirmenin keyfini tatmayı amaçlıyor.
Boyama atölyesi; renk bilgisi ve renklerin çeşitliliğini taş, ağaç, kumaş gibi doğal malzemeler eşliğinde çeşitli boyaları kullanarak deneyimlemeyi ve renklerle hayal dünyası arasındaki ilişkiyi pekiştirmeyi öngörüyor.
Doğadan müzik atölyesi; doğanın sesine kulak kabartmayı ve doğanın sunduğu malzemelerle müzik yapmanın güzelliğini hedefliyor.
Masal atölyesi; yöreye ait masallarla hayali kahramanların dünyasına girmeyi ve onların peşine takılmayı amaçlıyor.
Ağaç, toprak, bitki atölyesi; doğanın bize sunduğu imkanları kavramanın yanı sıra, bunların çeşitliliği içerisinde bizlerin de bu çeşitliliğin bir parçası olduğu ve yaşamsal devamlılığın bu döngünün sağlanmasıyla mümkün olabileceği düşüncesini pekiştirmeyi hedefliyor.

Toplumsal cinsiyetçilik ve Çocuk İstismarlığına karşı Uluslar arası Çocuk Hakları ve Savunuları atölyesi; 
Toplumsal cinsiyetçilik nedir? Ailede neler yaşanır? Neler cinsiyetçiliktir, cinsiyetçiliğin çocukta, erkekte, kadında etkisi nelerdir?
Hukuk nedir, çocuk-insan olarak hangi haklara sahipsin ? Çocukları koruyan mekanizmalar nelerdir ? Karşılaştığınız durumlarda neler yapmalısınız, kendinizi nasıl savunabilirsiniz..? Çocukları suçlardan uzaklaştırmada; neler suçlara girer ? Siber saldırılar nelerdir ? gibi konularda temel bilgiler aktarımını amaçlıyor ve ikinci günde de ailelere ve büyüklere yönelik söyleşiler gerçekleştiriliyor.
Aklınızda bulunsun, etkinliğin sonunda çocuklarımıza küçük bir hediyemiz var.



Şana Yaşam Köyü nasıl bir yer hatırlayalım;


Fındıklı’da Çanpet(Meyvali) köyüne kurulan yaşam köyü yeni bir çalışmaya merhaba diyen bir köy.
 “Gezginci ruhların Doğu Karadeniz keşfine çıktığı Şana Yaşam, doğanın soluğunu bölüşürken bir şeyler üretmeyi, türetmeyi amaçlıyor. Bir yandan da doğa turlarında patikalı rotasıyla heybenize yaşamdan tatlar dolduruyor. Doğa ana Şana’nın çocukları köylerini misafirlerine açıyor. Bu köy, yöresel doğal mimarisi ile ağaç evleri ve kamplarıyla kucak açarken Şana’nın (Doğa ananın) kucağında sarmalıyor.
Tutuyor köylünün geleneğini, kültürünü, emeğini biriktiriyor yanına sanatını, üretimini, ekolojik direnişini harmanlıyor.
Ormanda , patikasında, yaylasında ister çift tekerlekli olsun ister iki çift papuçlarıyla olsun attığı her bir adımda Doğa’nın ayak izlerini onun izni ile takip ediyor, usulca ve de ürkütmeden..
Bitkileriyle, meyvesiyle toprağında ektiğin tohumları yeşertip heybene dolduruyor, şifasını bölüşüyor.
“Eski bi yapının döşemelerini alıp onlardan masalar yeni döşemeler, raflar yaptık, Denizden topladığımız tahta parçalarını dönüştürdük.. eski bir yapının döşemelerini söküp onlardan da kapaklar, masalar, raflar vb şeyler yaptık, büyük babaannemizin, dedemizin yıkılan en az 200 yıllık evinden kalan taşlardan geleneksel taş dolma ev inşaa ettik, elimize geçen bir çok eski şeyleri dönüştürerek kullandık, olabildiğince.. tüketmeden, dönüştürerek..
Ufak tefek dokunuşlarla, yaşam köyümüzü tamamladık; evet bir yuva oluşturduk, evet bu yuvayı bölüşmek istedik, evet henüz tanışmadığımız bir çok insana kapımızı açacağız ama asla bir turizm yapmayacağız, asla bir doğa tüketimi yapmayacağız ve doğayı ranta malzeme etmeyeceğiz.. En ufak bir çelişkiyi barındırmadan biz kendimize bir yaşam alanı oluşturduk, biz kendimize bir yuva, bir üretim alanı oluşturduk ve bu yaşam alanını sizin bölüşmek istedik..
Toprağa karışalım istedik, atölyelerle beraber üretelim istedik.. Minibüsler, otobüsler dolusu turistleri vadimize doluşturmaya hiç niyetli değiliz.. sırtında çantası gezginci ruhlarla adım atmayı istedik.. bisikletlerle pedallayalım istedik.. metrelerce genişlikte beton “yeşil yol” kandırmacasında değil, ninelerin, dedelerin gençliklerinden beri arşınladığı patika yollarda yürüyelim, doğanın ayak izlerinden gidelim istedik..
Doğanın, kültürün dokusuna dokunmadan, onu şehrin alışkanlıklarına büründürmeden, onu incitmeden biz ona ayak uyduralım istedik..
Doğanın kuralları neyse tam da o kurallarla ekolojik bir yaşam yaşayalım ve yaşarken yaşatalım istedik…” diyen bir köy.

Şana’nın da belli kuralları var, doğanın oluşumundan bu güne bir döngüsü var.. Toprağa düşen bir tohumdan meyvesine, suda oluşan bir hücreden büyüyen balığına, yumurtayı çatlatan bir kanatlıya kadar, senin rahimden bugününe kadar tüm çırpınışlarını gözeten, nefesine nefes katan.
Bu köy de tam da bu döngünün izinden bir dönüşüme eşlik ediyor. Attığı tüm adımlarını, dokusunu, Şana’nın kurallarına göre onun dokusunu incitmeden sunuyor.
Hoyratlığa, talana baş kaldıran Şana’nın tüm vahşiliği ile, doğaya elci oluyor.