Kadın erkek eşitliğine inanmıyorum

0
77

Ateş İlyas Bassoy

 

Doğruya doğru, kadın erkek eşitliğine inanmıyorum.

Bu cümle genellikle iki farklı konuyu anlatmak için kullanılır ve bu konular birbirine karışarak tartışmaları bulamaça dönüştürür.

Birincisi, kadının ve erkeğin varlık olarak eşitliği.

İkincisi, kadına ve erkeğe eşit fırsatlar vermek.

Aşağıda anlatacağım gibi, ben, her iki anlamda da kadın erkek eşitliğine inanmıyorum.

Önce kadın ve erkeğin birer varlık olarak eşit olup olmadığını sorgulayacağım: Değiller… Ne anamda babamda; ne ablalarımda, ne kendimde, ne akrabalarımda, arkadaşlarımda; birer çift olmuş hiçbir erkek kadın kümesinde eşitlik görmedim ben. Bunların hepsinde kadınlar üstündü. Kadınlar erkeklerden bir adım, iki adım değil, çoğu zaman on minare boyu üstündü.

Kaç kadın ve erkek çift tanıyorumdur? Elli mi? Ellide sıfır, bu istatistiksel olarak anlamlı bir örneklem olabilir mi?

Hayatımda tanıdığım tüm çiftlerde kadınlar oyun kurucusu oldu. Sadece sümsük, pısırık erkekler karşısında değil, maço, hatta şiddet uygulayan erkeklerde bile durum aslında böyleydi. Anasının kuzusu, psikopat, şizofren, sadece bir gruba dahil olunca aslan kesilebilen, korkak, yavşak yüzlerce erkek tanıdım… Kadınlar ise en korkunç durumdayken bile, olayı yatıştırmaya, aileyi korumaya, çocukları olabildiğince sağlıklı yetiştirmeye çalışıyorlardı ve görünüşte pasif durmalarının bile bir nedeni vardı.

Kadın ve erkek üniversite yıllarından tanışır ve evlenirler. Sonra kadın çocuk doğurma, yetiştirme derken kariyerini dondurur, tıptan örnek vereyim: Kadın pratisyen hekim kalırken, kocası profesör olur. Ve bu kocanın götü profesör olunca öyle bir havalanır ki, üç çocuk yetiştiren karısını akademik rütbesinden ötürü küçümsemeye kalkar. Bir klişe olabilecek kadar örneği bol bir durum.

Kadın ve erkek eşit değil, çünkü kadın daha üstün. Bir kadın deliriyorsa sebebi vardır, kıskanıyorsa her şeyi çoktan anlamıştır, susuyorsa konuşmayı bilmediğinden değildir.

İlla tersi örnekler olabilir, tüm kadınlar ve erkekler homojendir diye bir şey iddia edemem elbette. Ama okuma yazma bilmeyen bir Alman’la, Nobelli Orhan Pamuk’u karşılaştırıp, “Türkler entelektüel, Almanlar cahil” diyemeyiz. Şeriatçıların yarattığı abuk sabuk bir fobiyle “genelleme yapmak”tan her nedense şiddetle kaçınıyoruz ama genelleme yaparak söylüyorum ki, kadınlar erkeklerden üstündür.

Çevrenize bakın, aynaya bakın, koşullamalardan kurtulun, akrabalarınızın, yakınlarınızın, dostlarınızın ilişkilerini tek tek analiz edin; çok büyük oranda kadının haklı, erkeğin haksız; kadının güçlü, erkeğin güçsüz olduğunu göreceksiniz.

Kadınlar o kadar üstün ki, erkeklerin “ben üstünüm” teranesine bile yaramaz bir oğlan çocuğunun kovboyculuk oynamasını izler gibi sükunetle yaklaşırlar; bıyıkları olmadığı için bıyık altından bile gülemezler ama içlerinden mutlaka dalga geçiyor olmalılar.

Genellikle en genellemeci tipler “genelleme yapmayın” derler. Bunların sevdiği genellemelerden biri de “Kadınlar hisli varlıklardır” genellemesi. Türkçesi de şu: Kadınlar hislerine göre davranan eksik yaratıklar, oysa erkekler rasyonel ve bu nedenle de üstünler.

Bu genellemeyi istatistiksel olarak analiz etmedim veya böyle bir araştırma okumadım. Ama bir an için kadınların erkeklerden daha hisli varlıklar olduğunu doğru kabul edersek, bu, kadının aşağı değil aksine daha üstün olduğunun kanıtlar… Kadınlar erkeklerden daha hisliyse, bu demektir ki, kadınlar erkeklerden çok daha öndedirler. Geç farkedilen bir gerçeklik olarak “his”, aslında en yüksek bilinç düzeyi. Bir kişiyi görür ve bir hisse kapılırız, o his genellikle doğrudur ve neden doğru olduğunu analiz etmeye kalksanız on cilt kitap yazmanız gerekebilir.

Oysa his size bir saniyede gelir.

Lafı uzatmadan ikinci konuya da kısaca değineyim. Yani kadınlar ve erkeklere eşit fırsatlar verme konusuna… Ben burada da eşitliğin haksızlık olacağına inanıyorum.

Yok öyle yağma erkek efendi! Sen binlerce yıldır sırf fiziksel olarak güçlü olduğun için kadını ezdin; çoğalma eyleminde üzerine düşen görev birkaç dakikalık sperm aktarma zevkiyle sınırlıyken kadın güçsüzleşti, ölümle burun buruna gelerek doğum yaptı, sonra o bebeği büyütmek için de yıllarını verdi…

Erkek soyu, sen öylesine eşitsiz bir oyunla binlerce yıl üstünlük tasladın ki, bundan sonra “eşitlik”le filan kurtulamazsın. Kadınlara erkeklerle eşit fırsat verilmesi yetmez, daha fazla fırsat verilmeli. Kadınlar daha iyi eğitilmeli, sosyal hayattan daha fazla ödenek almalı, daha çok teşvik edilmeli. Pozitif eşitsizlik yapılacaksa, önce kadınlara yapılmalı.

Kısacası artık kadınların çağı başlamalı.

Erkek kurallarına göre değil, kadın kurallarına göre.

Adam gibi değil, “madam” gibi olmalı dünya…

Çünkü aksi halde ortalığı bok götürmeye devam edecek.