Vicdani ret hakkına vize, hakkın kullanımında usulsüzlük bahanesiyle ceza

0
485

Vicdani retçi Şendoğan Yazıcı’yı Askerlik Kanununa muhalefet ettiği gerekçesiyle 62 gün hapisle cezalandıran mahkeme, vicdani ret hakkını kabul etti ancak Yazıcı’nın vicdani reddini açıklarken idareye dilekçeyle başvuru yapmaması sebebiyle ‘vicdani ret hakkını yasal ve usulüne uygun kullanmadığını’ savundu.

 

Türkiye’de zorunlu askerlik hizmetine çeşitli gerekçelerle karşı çıkan vicdani retçiler, vicdani ret ilan ettikleri için değil, farklı sebeplerle yargılanarak sürekli cezalandırılıyor. Pek çok vicdani retçi aynı anda benzer gerekçelerle açılmış pek çok soruşturma geçirirken, zorunlu askerlik hizmetini reddetmelerinden ötürü haklarında birçok kez “yoklama kaçağı oldukları” veya “bakaya kaldıkları” gerekçeleriyle hüküm verilebiliyor. Vicdani ret hakkını tanımayan ya da vicdani reddi ‘suç’ veya ‘kabahat’ olarak tanımlamayan Türkiye hukuk sistemi böylelikle vicdani ret eylemini birden çok kez cezalandırabiliyor.

Artvinli vicdani retçi Şendoğan Yazıcı hakkında verilen ceza da bu kurala istisna teşkil etmiyor. Ancak Yazıcı’yı “yoklama kaçağı olmak” ve “bakaya kalmak” iddialarıyla yargılayan ve 62 gün hapis cezası veren (640 TL adli para cezasına çevrildi) Borçka Asliye Ceza Mahkemesi benzerine çok da rastlanmayan bir gerekçeli karar açıkladı. Mahkeme gerekçeli kararında taraf olunan milletlerarası antlaşmaların kanun hükmünde olduğunu belirterek vicdani ret hakkını tanıdı fakat 2010 yılında vicdani reddini ilan eden Şendoğan Yazıcı’nın bu eylemi hakkında idareye sözlü veya yazılı beyanda bulunmadığının altını çizdi. “Vicdani ret hakkını yasal ve usulüne uygun kullanmadığı” gerekçesiyle Yazıcı’ya 62 gün hapis cezası verip bu  cezayı 640 TL adli para cezasına çeviren Borçka Asliye Ceza Mahkemesi, vicdani ret hakkının kullanım usullerini tartışmış oldu.

Şendoğan Yazıcı Fotoğraf: Özge Özgüner

Yazıcı: ‘Yasada olmayan suç hakkında ceza isteniyor’
Üç yıla kadar hapis istemiyle yargılanan Artvinli vicdani retçi Şendoğan Yazıcı mahkemedeki savunmalarında, zorunlu askerliği reddettiğini, askerlikten kaçmadığını vurgularken, 2010’da Harbiye Orduevi önünde vicdani ret açıklamasında bulunduğunu, dolayısıyla “askerlikten kaçma,” “bakaya kalma” ya da “yoklama kaçağı olma” suçlamalarından ötürü kendisine dava açılamayacağını söyledi. Yazıcı savunmalarında, “Yasada yasak olmayan bir durumun [vicdani ret] kişinin aleyhine yorumlanmaması gerekir. Üzerime atılı ‘kaçak’ kelimesini kabul etmiyorum. Bir yargılama yapılacaksa vicdani ret hakkının olup olmadığı hususunun yargılama konusu yapılmasını talep ediyorum” dedi.

Mahkeme: ‘Vicdani ret hak ama usulüne uygun kullanmadın’
31 Mayıs 2018 tarihli son duruşmanın ardından kaleme alınan 3 Haziran 2018 tarihli gerekçeli kararında mahkeme, Anayasanın 90. maddesi uyarınca Türkiye’nin tarafı olduğu milletlerarası antlaşmaların kanun hükmünde olduğunu belirterek, temel hak ve özgürlükler söz konusu olduğunda milletlerarası antlaşmalar ile kanunların aynı anda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümlerinin esas alınacağı anımsattı. Buradan hareketle mahkeme, vicdani ret hakkını şu ifadelerle tanıdı: “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 9. maddesinde doğrudan vicdani retle ilgili açık hüküm bulunmasa da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları incelendiğinde kişilerin vicdani ret hakkı olduğu anlaşılmaktadır.”

Türkiye’nin milletlerarası antlaşmalardan doğan yükümlülüklerini hatırlatan mahkeme, Anayasadaki düzenlemelerin “vicdani redde ilişkin engel bir durum olmadığı” değerlendirmesini yaptı ancak Şendoğan Yazıcı’nın bu hakkını “usulüne uygun biçimde kullanmadığını” öne sürerek Askerlik Kanununa muhalefet ettiği gerekçesiyle ceza verdi: “Her hak gibi bu hakkın da kötüye kullanılmaması gerektiği, sanığın vicdani ret hakkını yasal ve usulüne uygun kullanmadığı, sanığın kamuoyuna duyuru yapması tek başına idareyi harekete geçirmeyeceğini” belirten mahkeme, Yazıcı’nın Askeri Ceza Kanununun 63/1-a,d maddelerine muhalefet suçunu işlediğine hükmetti.

-Borçka Asliye Ceza Mahkemesinin gerekçeli kararından ekran görüntüsü-

Yazıcı’nın avukatı Cömert Uygar Erdem ise karar hakkında yaptığı değerlendirmede, vicdani ret hakkında düzenleme yapılmayışının halihazırda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Türkiye’yi mahkum etme gerekçesi olduğunu hatırlatarak şöyle konuştu: “Mahkeme Yazıcı’nın vicdani ret ilanı hakkında, ‘Vicdani ret usulüne uygun değil’ yorumunu yaptı ama asıl sorun da bu. AİHM Türkiye’yi zaten, böyle bir usul düzenlemediği için mahkum ediyor.”

Mahkeme vicdani reddi tanıdı ama Yazıcı tekrar ceza alabilir
Türkiye’de yürürlükteki mevzuatta vicdani retle ilgili herhangi bir tanım bulunmuyor; yani böyle bir haktan bahsedilmediği gibi vicdani ret bir suç veya kabahat olarak da tarif edilmiyor. Bu da vicdani retçilerin çoğunlukla “Askeri Ceza Kanununa muhalefet” iddiasıyla yargılanmalarına, yani “yoklama kaçağı” veya “bakaya kaldıkları” gerekçesiyle hakim önüne çıkarılmalarına yol açıyor.

Diğer bir deyişle, vicdani ret hakkında herhangi bir yasal düzenleme yapılmaması, tanım getirilmemesi ve vicdani reddin suç olarak dahi kabul edilmemesi, vicdani retçilerin “yoklama kaçağı olmak,” “bakaya kalmak” veya “birliğe zamanında katılmamak” gibi sebeplerle pek çok kez cezalandırılmalarına olanak tanıyor.

Vicdani retçi olduğunu, dolayısıyla yoklama kaçağı olmak veya bakaya kalmak gibi suçlamaların kendi eylemleriyle bağlantısız olduğunu mahkemedeki savunmalarında da aktaran Şendoğan Yazıcı her ne kadar 62 gün hapis cezasına çarptırıldıysa da, bu ceza Yazıcı hakkındaki diğer soruşturmaları etkilemeyecek. Yani Yazıcı’nın, mahkemenin de tanıdığı vicdani ret hakkını kullandığı için pek çok defa cezalandırılmasının önünde hukuki bir engel bulunmuyor.

Doğu Eroğlu / Diken