Arev’e nasıl anlatmalı?

0
2385

Hem annesi hem de babası tutuklanan Arev’in sessiz çığlığı, ülkeyi derinden sarsan kesif adaletsizliğin yeni bir simgesidir. Acaba Arev’e büyüdüğünde bu günler nasıl anlatılacak? Bugün resmi makamlarda oturanlar yarın Arev’lerin gözlerine nasıl bakacaklar?

Her gün insanlar ya gözaltına alınıyor ya da tutuklanıyor. Artık ülkenin rutini oldu. Tutuklanmak ya da dışarda olmak bütün mesele bu… Alıştırıldık! Ne bileyim, belki de neresi içeri neresi dışarı bilinmez hale geldi, arada pek bir fark da kalmadı. Bu dönemde her sosyalist, muhalif, Kürt, yani makbul olmayan herkes mutlaka mapusu tadacaktır; kendisi olmasa da mutlaka bir yakını dört duvarların arasında bir süre geçirecektir… Cezaevleri sadece bu iktidarın tattırdığı bir zulüm değil. Nice yazarlar, siyasetçiler, şairler geçti bu zindanlardan. Ülke tarihi zindan hikayeleriyle dolu.
Ülke siyaseti 10 yılda bir devrevi kriz gibi darbeler tarihi ile dolu. Bugün başımızda bulunan zat-ı muhterem bile birkaç aylık cezaevi hikayesini mağdur sosuna batırıp iştahlıca toplumun önüne sundu. Yani o derece bir nişanedir o mekanlar! Ülkenin kaderi, zindanla iktidar arasındaki çatışma süreciyle belirleniyor. Demokrasi şerbetini tatmamış memleketin her zamanki halleri.

Her ceberrut dönemin ayrı hikayesi vardır. Her bölgeye, her millete, her inanca ayrı ayrı payı düşer acıların. 12 Eylül’ün ağır bedelini ödemiş olan Artvin ve biz Artvinliler zapturapt siyasetine hiç de yabancı değiliz. Bende de çocukluğumdan kalan darbenin ağır hatıraları var. Ne yazık ki benzer acılar bize yaşatıldığı gibi, şimdi çocuklarımıza da yaşatılmakta. Arev; sekiz yaşında bir Hemşin çocuğu. Adı; “Güneş, ışık” anlamında. Bir haftadır, yaşını çok aşan bir kabus, hayatına çöktü. Bir hafta önce sabaha karşı evleri basıldı ve annesi Nurcan Vayiç gözaltına alındı. Dört gün annesinden uzak olan Arev daha durumu anlamadan, annesi tutuklandı. Yeni moda suç isnadı “sosyal medya paylaşımları” gösterilerek tutuklandı. İlk ziyaretinde yaşananları, babası Cemil Aksu’nun Facebook paylaşımından okuduk bu sabah: “Bugün görüş günü, Nurcan’la ‘kapalı görüş’ yaptık; camdan cama… Arev ağlattı biraz bizi. On bir yıl sonra biraz garip oldum, doğrusu…” Buradaki 11 yıl, Cemil’in hapisten çıktığı süreyi anlatıyordu. Zira Cemil Aksu, daha çok gençken girdiği hapiste 9 yıl kalmıştı. Bu paylaşımı okuyup, aklımıza düşen Enver Gökçe’nin “Bugün görüş günümüz /Dost kardeş bir arada /Telden tele /Mendil salla el salla/ Merhaba!” şiiriyle hüzünlenir ve hep birlikte Arev’e üzülürken… Birden gelen Cemil Aksu’nun da tutuklandığı haberi “o kadar da olmaz artık” dedirtti. Ama olmuştu. Bir hafta önce emniyette ifade verip serbest kaldığı (yine sosyal medya paylaşımlarıyla ilgili) bir soruşturmadan dolayı, Savcı Cemil’i çağırıp üstüne tutuklamaya sevk etmişti. Cemil böylece tutuklanıp, Nurcan gibi Artvin Merkez Kapalı Cezaevi’ne konuldu. Karadeniz’in bu ücra ilçesinde sosyalistler birbiri ardına Facebook paylaşımlarından dolayı tutuklanıyordu. Belli ki emir büyük yerlerden geliyordu.

Her insanın bir hikayesi var. Arev’inki şimdi yazılmaya başlandı, Cemil ve Nurcan’ın da var. Cemil’in paylaşımından da anlaşılacağı üzere, ilk kez buluşmuyor bu mekanla. Hapisten çıktıktan sonra da çok yönlü üretkenlik ortaya koymuş, Hopa’da saygın bir kimlik kazanmıştır. Sinema, ekoloji, felsefe ile ilgilenmiş, yazarlık da yapmaktadır. Karadeniz’de, Hopa’da herkesin gözü kulağıdır. Haber kaynağıdır, Karadeniz haberlerinin ulusal basına yansıtılmasında Cemil’in emeği vardır. Sosyalist bir kimlik olarak hayatı, siyaseti o felsefeyle yorumlamış yaşam alanlarına taşımıştır.

Nurcan ise kendine has bir Karadeniz kadınıdır. İlçede herkesin tanıdığı, sevdiği, ekmeğini taştan çıkaran ama bir yandan çalışıp bir yandan da ilçe siyasetinde etkin olan bir kadındır. Örneğin, cinsel istismar yasasına karşı Türkiye’deki en güçlü eylemlerden birisini yapan Hopalı kadınların arasında o da vardı. Hopa kadınlarının sözünü söylemesinde onun emeği büyüktür.

İşte şimdi bu iki sosyalist, iki dost, Hopa’nın iki güzel insanı, Artvin Kapalı Hapishanesi’nde tutsaktır. Nurcan’a “sen annesin ne işin olur siyasetle” mesajı verilmeye çalışılıyor. Geleneksel kadın kimliğinin kabuğunu kıran Nurcan’ı bu kabuğa yeniden hapsetmek istiyorlar. Cemil’e de eski hapis yılları anımsatılıyor. Hem annesi hem de babası tutuklanan Arev’in sessiz çığlığı, ülkeyi derinden sarsan kesif adaletsizliğin yeni bir simgesidir. Acaba Arev’e büyüdüğünde bu günler nasıl anlatılacak? Bugün resmi makamlarda oturanlar yarın Arev’lerin gözlerine nasıl bakacaklar?

Birsen Kaya / Gazete Duvar