Artvin üniversitesine sahip çıkmalı

0
244

Deniz Yenigün

AÇÜ Sağlık Kültür Ve Spor Daire Başkanlığı personeli Okutman F. Özkan 23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk bayramı, ayrıca TBMM’mim açılışının 100. Yılında kendi sosyal medyasından yaptığı skandal paylaşımı CHP İl Örgütü tarafından mahkemeye taşındı. F. Özkan paylaşımından sonra gelen tepkiler üzerine, hesabının çalındığını, bu yazıyı kendisinin yazmadığını iddia etti.

Artvin Çoruh Üniversitesinde yaşanan son çirkin olay aslında tesadüf değil. Üniversite yönetiminin personel alımından eğitim politikalarındaki pek çok niteliksizliğinin bir örneği sadece. Ve bu durumdan Artvinlilerin de sorumluluğu var. Çoruh Üniversitesi’ni sadece “bacasız fabrika”, öğrencilerin, hocaların “ayaklı bankamatik” olarak gören, aklını bununla yiyen bir bakış açısı var.

Fikri Özkan’dan skandal paylaşım

Artvin demokratik kamuoyu üniversitenin akademik, bilimsel üretimde ne kadar başarılı, yönetimi, iç işleyişi ne kadar demokratik, üniversiteye alınan akademik kadro alımından hizmet alımına kadar işler kayırmacılıkla mı, yoksa şeffaflıkla mı yapılıyor gibi esas sorunları ile ilgilenmiyor. Ayrıca özellikle Kürt illerinden gelen öğrencilerin maruz kaldığı ayrımcılık, şiddeti görmezden geliyor.

Adeta üniversite, kaderine terk edilmiş, nasıl işbaşına geldikleri, nasıl kadro aldıkları da belli, tek marifetleri iktidar yandaşı olmak basiretsiz, bilimle, akademi ile hiç alakası olmayan idarecilerin eline kalmış durumda. Onların bu kirliliği ile binbir emekle kurulan Artvin Çoruh Üniversitesi resmen çürüyor, çürütülüyor.

Artvin ülkemizin eğitimli insan sayısının en önde gelen illerindendir. Ne acı ki eğitim kurumunun en önemli bileşeni olan üniversite ters yönde deneyimlerle bu aydınlık yüze gölge düşürmeye devam etmektedir. Üniversitenin bu denli olumsuzluklarla ön plana çıkması ve üniversitenin bu denli niteliksiz kadrolarla dolduruluyor olması bu tutumum sorgulanmasını ve üzerinde düşünülmesi gerekiyor. Bunun arkasında Artvin’e karşı hınç mı var, diye düşündürtüyor insana.

Üniversitede akademisyenlerin birbirlerinin kafalarında sandalye kırmaları daha dün gibi hatırda. Bugün Kaftancıoğlu nezdinde kullanılan bu eril ve kaba dil aslında sandalyeyi arkadaşına vuran kafa ile aynı tutumun tezahürleri. Keşke bunlarla sınırlı kalsa.  Yine bir başka fakültesinde görev yapan bir akademisyenin kaldığı sitenin kameralarına uygunsuz hareketleri yüzünden site sakinleri ile karşı karşıya gelmesi. Daha yakın zamanda ulusal basında yer alan vücut geliştirici sertifikalı öğretim görevlisi alımı aslında bütün bu yaşananların tamda üniversite yönetimince sürekli şekilde tercih edildiğinin somut halleri. “Üniversite’de bilek güreşi” haberleri utanç verici olması gerekirken bazı aklı evveller için üniversitenin reklamı sayılabilir. Üniversiteye alımı yapılan ya da başka kurumlardan getirilen kişilerin sürekli şiddet dili kullanıyor olmaları aslında kaba kuvveti aklın yerine koyan bir yönetim tercihinin bütün bunlara sebep olduğunu yeterince açıklamakta.

Bunlar, kimlerin üniversiteye hoca diye alındığının örnekleri.  İsimlerini bu tür ahlaksızlıklarla öğrendiğimiz “hoca”ların CV’lerine bakın, kimisinin tek bir makalesi bile yok! Canan Kaftancıoğlu’na küfreden “hoca”nın CV’sine bakın, en son makaleyi kaç yıl önce yazmış? Tek bir makalesi olmayan biri yıllarca bölüm başkanı, dekan yardımcılığı gibi görevler yaptı. Bir üniversite hocasının bir tane bile makale yazamaması ne demektir?

Hiçbir bilimsel vasfı, üretimi olmayanlar, üniversiteye dolduruluyor. Ama diğer taraftan da, doktorasını tamamlamış, doçent olmayı haketmiş hocaların da doktorası ve doçentlikleri verilmiyor. Keyfi bir şekilde bekletiliyor. Bu hocaların sosyal demokrat, ilerici, bazılarının Eğitim-Sen üyesi olduğunu tahmin edebilirsiniz. Rektör neden bu hocaların doktoralarını, doçentliklerini onaylamıyor, belgelerini imzalamıyor? Bu demokrat hocaları bıktırıp kaçmalarını yerine yukarıda marifetlerini gördüğümüz gibi birilerine kadro vermek için mi yapıyor bunları? Üniversitenin adının böyle haberlerle anılmasından gizli bir çıkarı mı var? Göreve gelmesi ile gündeme gelen FETÖ bağlantıları hakkındaki bazı iddiaların diyetini böyle mi ödemektedir?

Üniversite yönetimi neden bu tercihlerde bulunmaktadır? Ya da yaşanan ve kamuoyuna akseden bu olaylarla ilgili ne tutum almıştır?  Yaptığı hatalar sonucu geldiği bu aşama sonrası ne yapmayı planlamaktadır?

Bunları okuyunca, diyeceksiniz ki, memleketin her tarafı dökülüyor, liyakat yerine yandaşlığın geçmesi yolsuzluk, kayırmacılık aldı başını gitti. Evet doğru diyorsunuz, ama bunların bu kadar ayyuka çıkmasında bu kentte yaşayanların da payı büyüktür. Artvin’in demokrat kamuoyu üniversiteye sahip çıkmalıdır. C. Kaftancıoğlu’na hakarete tepki gösterilmesi gibi, tepkisini ortaya koymalıdır. Üniversitenin Artvin’in geleceği olduğunu asla unutmamalıdır. Emeğine sahip çıkmalıdır.