Dezavantajlı toplulukların temiz suya erişme imkanını sağlıyor

0
46

Bir Türk derneği adına, Uganda’da “Su ve Tarım” projeleri uygulayan Evrim Aykan 4 yıldır derneğin Afrika’daki projelerinden sorumlu saha koordinatörlüğünü yapıyor.

Dezavantajlı topluluklara eşit ve adil bir şekilde temiz suya erişme imkânı sağlamaya çalıştıklarını ifade eden Evrim Aykan, “Afrika’daki su ve gıda krizine inovatif yollarla çözüm bulmaya çalışıyoruz” dedi.

Aslen Yusufelili olan Evrim Aykan eğitim hayatını ve çalışma hayatını İstanbul’da tamamladığını belirterek “Çevre sorunlarına duyarlı minimalist bir Endüstriyel Ürün Tasarımcısı olarak Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinden 2007 yılında mezun oldum. Mesleki deneyimlerim çok çeşitli sergileme tasarımları ve mekân tasarımları. Çalışma hayatımın 14 yılını İstanbul’da, son 4 yılını ise yurt içinde ve yurt dışındaki çeşitli Sivil Toplum Kuruluşları için proje/saha sorumlusu olarak Afrika’da ve Hindistan’da geçirdim. Bugün hala Afrika’da yerel yönetimler, müteahhitler, tedarikçiler ve yerel topluluklarla koordineli olarak sürdürülebilir kalkınma projeleri (su, enerji, tarım) gerçekleştiriyorum” ifadelerini kullandı.

‘Her şeye sıfırdan başlamakta hiç zorlanmadım’

2021 yılında Gambiya’da görevdeyken geçirdiği sıtma ve Covid hastalığından sonra çalışma hayatına bir süreliğine ara vererek Yusufeli’nin Alanbaşı köyünde yerleşik olarak yaşayan ve çiftçilik yapan ailesinden “coğrafyanın ve toprağın kadim bilgilerini” yeniden öğrenmek, eğitimini aldığı permakültür pratiklerini yapmak ve birazcık nadasa çekilmek için doğduğu köye yerleştiğini açıklayan Aykan, “1 yıllık (4 mevsim geçirdim köyde!) köy hayatını deneyimleme sürecimden sonra 2022’in Eylül ayında Afrika’ya yeniden dönmeye karar verdim. Uganda’da gerçekleştirdiğimiz “Su ve Tarım” projelerinde Saha Koordinatörü olarak yeniden çalışmaya başladım. Uganda Afrika’da, Tanzanya, Gambiya ve Senegal’den sonraki 4’üncü ülkem oldu. Kıtaya ve Afrikan kültürüne hakim olduğum için Uganda’da yeni olmama ve her şeye sıfırdan başlamama rağmen hiç zorlanmadım” diyerek şu an dezavantajlı bölgelerde çeşitli rehabilitasyon projeleri gerçekleştirdiğini söyledi.

‘Eşit, adil ve hijyenik koşullarda herkesin temiz suya erişimini sağlıyoruz’

Aykan gerçekleştirdiği rehabilitasyon projelerine örnekler vererek, “Eğer hali hazırda bir su kaynağı varsa, yani bir sondaj açılmış fakat köy içlerine su dağıtımı yapılmamışsa biz dernek olarak köyün içlerine doğru çeşme uzantıları yapıyoruz. Böylece köylüler uzaktaki kaynağa yürümek zorunda kalmıyor. Böylelikle eşit, adil ve hijyenik koşullarda herkesin temiz suya erişimini sağlamış oluyoruz. Buradaki çeşitli okullar ve yetimhaneler için tohum desteği, kurak sezonda sebze yetiştirebilmeleri için sulama sistemi ve öğrenci ya da topluluklar için tarım eğitimleri veriyoruz. Buradaki okul ve yetimhanelerin etrafında genellikle boş araziler oluyor. Biz yine dernek olarak bu arazilerde ekip biçebilecekleri ve çocuklara gıda kaynağı sağlayabilecekleri “Gıda Ormanı” projeleri gerçekleştiriyoruz” dedi.

‘Bütüncül ve kalıcı bir kalkınma yaratmak amacımız’

Bunların dışında da derneğin ödüllü projesi olan “Akıllı Köy” projelerini gerçekleştirmek için saha araştırmaları yapmaya devam ettiğini belirten Aykan, “’Akıllı köyler’ yeryüzünün en yoksul bölgelerinde yürüttüğümüz bütüncül ve entegre bir sürdürülebilir kalkınma programıdır. Köylerin; su, gıda, enerji, eğitim ve gelir sorununu kalıcı bir şekilde çözmeyi hedefliyoruz. Akıllı Köyler Projesi; yenilenebilir enerjiyi kullanarak her eve 24 saat Dünya Sağlık Örgütü standartlarında su sağlanması, tarım bahçesi ve sulama sistemi kurulması, tohum desteği, tohum bankacılığı ve sürdürülebilir tarım eğitimleri her eve günde 15 saat enerji sağlanması gibi konularını kapsar. Projenin amacı yerel potansiyeli ortaya çıkararak açlık ve yoksulluğu azaltıp bütüncül ve kalıcı bir kalkınma yaratmaktadır” dedi ve bu sayede kendi dönüşüm süreçlerinde dışarıya ihtiyacı olmayan toplulukların yaratılabileceğini ekledi.

‘Bugün dünyanın en mutsuz ve en faydasız insanı olabilirdim’

Bu kadar yenilikçi ve ilerici kalkınma projelerinin içinde yer almanın gurur verici olduğunu vurgulayan Aykan, “Fakat bundan 4 yıl önce, eğer sevgili dernek kurucumuz Hayri Dağlı bana inanmasaydı, bana kendimi tanımam, potansiyelimi ortaya çıkartmam, kabiliyetlerimi ve Afrika’yı keşfetmem için bir fırsat vermeseydi bugün dünyanın en mutsuz ve en faydasız insanı olarak İstanbul’daki monoton hayatıma devam ediyor olacaktım. Afrika’nın ve yaptığım işin tüm zorluklarına rağmen bugün dönüştüğüm hal ve edindiğim deneyimler beni dünyanın en mutlu ve en huzurlu insanı yapıyor. Afrika deneyimlerim olmasaydı, doğduğum köye yerleşme kararı da alamazdım. Afrika beni ehlileştirdi ve zenginliğin cepte değil yürekte olduğunu gösterdi. Dünyaya yeniden rengarenk bir pencereden bakmamı sağladı” ifadelerini kullandı.

‘Tüm yaşam koşullarına adapte olabilmeyi öğrendim’

Afrika seyahatleri dışında, bazen gezi maksatlı bazen de görev amaçlı yer küredeki 4 kıtaya ve 10 farklı ülkeye yaptığı seyahatlerin, kendisine tüm gezegenle ve tüm kültürlerle yakından bağ kurmayı ve yüreğini genişletmeyi öğrettiğini söyleyen Aykan, “Köyde doğmuş ama şehirde büyümüş, yokluğu ve varlığı bir arada görmüş biri olarak tüm yaşam koşullarına adapte olabilmeyi öğrendim. Edindiğim deneyimler bana birinci sınıf bir liderlik ve işbirliği becerileri de dâhil olmak üzere çok yönlü bir kişilik kazandırdı.

‘Dönüşürken etrafımdaki herkesi de beraberimde dönüştürdüm’

Zaman içinde çekinmeden inisiyatif alabilen, gerektiğinde hızlı kararlar alıp hızlı hareket edebilen, gerektiğinde ise sabredebilen, takım çalışmasına ve dayanışmaya inanan, özdisipiline ve özgüvene sahip bir kişiye dönüştüm. Dönüşürken etrafımdaki herkesi de beraberimde dönüştürdüğümü fark ettim. Yoluma kim çıktıysa sahip olduğum son lokmayı, en çok sevdiğim meyveyi, bir melodiyi, bir gülüşü, bir derdimi, ilgimi ve zamanımı, yani paylaşabileceğim neyim varsa koşulsuz vermeye başladım ve gördüm ki, sevgi ve samimiyetle kurduğunuz her ilişki önünüze çıkacak her türlü engeli ortadan kaldırıyor” diyerek bu yüzden 42 yıllık ömründe dünyanın neresinde ve hayatının hangi evresinde olursa olsun aşamayacağı hiçbir engelle karşılaşmadığını açıkça dile getirdi.

‘Ömrümü bir ceviz ağacının gölgesinde sevdiklerimle beraber tamamlamak istiyorum’

Aykan konuşmasını “Artvin gibi küçücük bir memleketten çıkıp yer kürenin dev kıtalarında dev adımlar atmaya devam ediyorum. Zamanın bize yarın neler göstereceğini hiçbirimiz bilemiyoruz fakat bugünden bakınca hiçbir pişmanlığımın olmadığı ve doya doya yaşadığım ömrümü, doğduğum topraklarda, bir ceviz ağacının gölgesinde sevdiğim insanlarla beraber tamamlamaya niyet ediyorum” ifadeleriyle sonlandırdı.