Artvin Atatürkçü Düşünce Derneği’nden Eğitim-Sen’e Ziyaret

0
53

Artvin ADD: Atatürksüz Müfredatı Kabul Etmiyoruz

Atatürkçü Düşünce Derneği Artvin Şubesi, eğitim sendikalarını ziyaret etmeye devam ediyor. Atatürk’ün müfredattan çıkarılması, kısıtlanması ve Atatürkçü çağdaş eğitim modelinden uzaklaşılması nedeniyle başlatılan ziyaretlerde sendikalarla görüş alışverişinde bulunuluyor.

Atatürkçü Düşünce Derneği Artvin Şubesi Başkanı Ayla Varan ve ADD Yönetim Kurulu Üyeleri bu kapsamda Türk Eğitim-Sen’in ardından Eğitim-Sen Artvin Şube Başkanlığı’nı ziyaret etti.

ADD Artvin Şube Başkanı Ayla Varan, Atatürkçü düşüncenin müfredattan çıkarılması, Milli Eğitim’in içinde bulunduğu durum, TEOG’un kaldırılması, beraberinde birçok uygulama ile ilgili konuşmalar, kafa karışıklığının Türkiye’ye nasıl bir zarar vereceğini öğrenmek, bilgi almak amacıyla eğitim sendikalarını ziyaret ettiğini belirterek; “Atatürkçü Düşünce Derneği Artvin Şubesi olarak özellikle son yıllarda Atatürk’ün müfredattan çıkarılması, Çağdaş, laik ve karma eğitim sisteminin yerine farklı ve siyasi amaçlara hizmet eden arayışlara girilmesinden dernek olarak oldukça rahatsız olduğumuzu belirtmek isterim. Bu nedenle Eğitim Sendikalarını ziyaret etme kararı aldık. Bugün Eğitim Sen olarak sizi ziyaret ediyoruz.

Biz eğitimi sizin kadar bilemeyiz. Siz eğitim emekçileri olarak, çok önemli bir görev yapıyorsunuz. Atatürk, çağdaş, laik, karma eğitim sistemi ile sürekli kendisini yenileyen, bilim, akıl ve üretime, yeni icatlara açık bir Milli Eğitim sistemi kurmuştur. Bu sistem sayesinde Türkiye Cumhuriyeti kısa sürede çok büyük atılımlar yapmıştır. Bu sayede birçok engellemelere, duraksamalara rağmen Bugün geldiğimiz noktaya ulaşabildik.

Ancak son zamanlarda üzüntüyle görüyoruz ki, eğitimde geriye doğru bir gidiş var. Eğitimde cinsiyet ayırımı var, özel eğitim ile eğitimde fırsat eğitliği ortadan kalkmış durumdadır. Sosyal devlet en çok Eğitimde kendisini göstermeli, herkese eğitim verme imkânı sağlamak zorundadır. Ancak, özellikle 2002 sonrası 6 bakan değişmiş, her bakan Milli Eğitim sistemimize bir tuğla koyacağına, bir tuğlasını yıkmış, yerine koymak istediğini de koyamayarak tahrip etmiştir. Atatürk bu dönemde adım adım müfredattan çıkarılmıştır. Biz sendika olarak sizin bu konudaki düşüncenizi öğrenmek, eğitim ile ilgili konuşmak için buradayız.”dedi.

Eğitim Sen Artvin Şube Başkanı Köksal Gümüş, Atatürkçü Düşünce Derneği Artvin Şubesi’nin böyle bir ziyaret programı yapmasından dolayı büyük memnuniyet duyduklarını, kendilerinin böyle bir düşüncesinin bulunduğunu anlatarak,”Öncelikle ADD Artvin Şubesi Başkanı Ayla Varan ve Yönetim kuruluna teşekkür ediyorum.

Aslında bizim böyle bir projemiz vardı. STK’ları ziyaret edip bu konu ile ilgili görüş alışverişinde bulunma programımız var. Siz önce başlattınız. Teşekkür ediyoruz. Eğitim müfredatından Atatürk’ün çıkarılmasına karşıyız. Çünkü Atatürk, cumhuriyetçi, laik, karma eğitim sistemini getirmiştir. Bu müfredat ile bu kazanımları ortadan kaldırmanın hesapları yapılıyor. Bakın biz nasıl bir eğitim istiyoruz. Eğitim Sen bu konuda bir rapor hazırladı. Sizinle onu paylaşmak istiyorum.

“MEB tarafından açıklanan 2016-2017 örgün eğitim yılsonu istatistikleri, sendikamızın yıllardır ısrarla vurguladığı temel sorunların büyük bir bölümünü içermemesine rağmen, özellikle eğitimde 4+4+4 dayatmasının kamusal eğitimde yarattığı tahribatın somut sonuçlarının daha net görülebilmesi açısından, eğitim sisteminin nasıl tehlikeli bir uçuruma doğru sürüklediğini göstermektedir.

Eğitim Sen’in tespit ettiği sorunlar “Özel okul oranının artışı”, “eğitimi dinselleştirme sorunu”, “karma eğitime karşı yaklaşımlar”, “İmam hatip okullarının iktidar ve MEB desteğinin artışı”, “Okul öncesi eğitime gereken önemin verilmemesi”, “MEB bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan payın her geçen yıl düşürülmesi” başlıklarda toplandı. Eğitim Sen eğitim politikasını “eğitim hakkı ve eğitime erişimde piyasacı, rekabetçi ve ayrıştırıcı” olarak niteliyor.

Eğitimin Genel Durumu

Siyasi iktidar, eğitim sistemini kendi siyasal-ideolojik hedeflerine uygun olarak biçimlendirmeye devam etmektedir. Eğitimde yaşanan ticarileştirme ve ‘tek din, tek mezhep’ anlayışına dayanan dinselleştirme politika ve uygulamaları hız kesmeden sürmüştür. v 2016-2017 eğitim yılına eğitime yönelik ağır saldırı ve tehditlerle, hukuksuz ihraçlar ve açığa alma uygulamaları damgasını vurmuştur. v Eğitimcilerin ne ile suçlandıklarını bile bilmeden, savunma hakkı tanınmadan kamu görevinden ihraç edilmesi, eğitimi olumsuz etkilemiştir. OHAL KHK’ları ile 33 bin 128 öğretmen, 5 bin 318 akademisyen ve 1194 idari personel tamamen siyasi ve idari tasarruflarla ihraç edilmiştir. v Sadece ihraç edilen eğitimciler değil, öğretmenleri hukuksuzca ihraç edilen öğrenciler ve veliler ciddi mağduriyetler yaşamıştır. Eğitimdeki kitlesel ihraçlar ve açığa almalardan 1,5 milyonu aşkın öğrenci etkilenmiş, eğitim öğretim faaliyetleri ciddi anlamda aksamıştır. v İdari ve siyasi tasarruflarla yapılan hukuksuz ihraçlar, öğrencilerin öğretmensiz, öğretmenlerin öğrencisiz bırakılmasına neden olmuştur. En büyük travmayı öğretmenleri, anne-babaları haksız ve hukuksuz bir şekilde ihraç edilen çocuklar yaşamıştır. v Özellikle ebeveynleri kamudan ihraç edilen çocukların yaşadığı travma, çocuklarda telafisi olmayan ağır psikolojik hasarlara neden olmuştur. Yüz binlerce çocuk, yaşananlarda hiçbir sorumlulukları olmadığı halde, hukuksuz ihraçlar sonucunda resmen cezalandırılmıştır.

Yoksul, emekçi ailelerin çocukları, kız çocukları, kırsal kesimde, bölge illerinde yaşayan çocukların eğitime erişimindeki sorunlar artarak sürüyor… v MEB, eğitim biliminin temel ilkelerine ve laik-bilimsel eğitim anlayışına meydan okuyan politika ve uygulamaları hayata geçirildi… Bölgesel, cinsel, sınıfsal vb. eşitsizlikler, anadil sorunu gibi en temel sorunlara mülteci çocukların eğitim sorunları da eklendi… v Eğitim politikalarının belirlenmesinde sadece yandaşların fikri alınırken, yıllardır ısrarla sürdürülen tekçi ve dayatmacı anlayış sürdü… ‘Sınav merkezli’, ‘rekabetçi’ ve ‘yarışmacı’ eğitim anlayışının sürdürülmesi nedeniyle PISA 2015 gibi uluslararası sınavlarda başarısız sonuçlar alındı… Çocuk yaşta evlenmenin önünü açan düzenlemeler yapıldı, çocuk işçiler sorunu büyümüş, yurtlarda, kurslarda çocuklar istismar edildi, yasa dışı yurtlarca çıkan yangınlarda yaşamlarını yitirdiler… v Benimsenen eğitim politikaları toplumdaki sınıfsal eşitsizlik ve çelişkilerin daha da belirgin hale gelmesine neden oldu… MEB’in yeni müfredat çalışmaları, laik-bilimsel eğitimi dışlamış, dini referansları, milliyetçiliği ve tekçi anlayışı temel almış, Türkiye’de halklar, inançlar, kültürler açısından var olan çok renklilik eğitim müfredatlarında karşılığını bulmamıştır…

Eğitimi dinselleştirme uygulamaları!

Türkiye’de iktidarın bilinçli politikalarıyla günlük yaşamı sarıp sarmalayan yoğun dinselleşme eğitim sürecine de yansımış, okullarda ‘tek din, tek mezhep’ anlayışı üzerinden inanç istismarına dayanan pratik uygulama ve söylemler belirgin bir şekilde yaygınlaşmıştır… Türkiye’nin eğitim sistemi en temel bilimsel ilkelerden hızla uzaklaşırken, okullarda dinselleşme hızla artarak kaygı verici boyuta ulaşmıştır… v Eğitimde bilimden çok dini referanslara göre düzenlemeler belirgin bir şekilde artarak hayata geçirilmiş, laik-bilimsel eğitim düşmanlığı daha da artmış, başta imam hatip okulları olmak üzere, bazı okullarda karma eğitim karşıtı uygulamalar hayata geçirilmeye çalışılmıştır… Din Dersinin, Türkçe, Matematik, Yabancı Dil dersleri gibi zorunlu sayılması, TEOG, YGS ve LYS gibi sınavlarda sorulması, bilimsel eğitimle açıkça çelişmektedir… Eğitim politikalarının oluşturulması ve uygulanması sürecinde Diyanet’in, dini vakıf ve cemaatlerin belirleyiciliği ve etkinliği artmıştır. MEB, Diyanetle, dini vakıf ve derneklerle protokoller imzalayarak, eğitimi dinselleştirme sürecinde cemaatlere ‘özel görevler’ vermiştir! Eğitim müfredatında sürekli bireyci ve dini değerlere vurgu yapılmış, ‘tek din, tek kimlik, tek mezhep’ üzerinden “milli değerler” temel alınmıştır. 2016/2017 eğitim yılında siyasi iktidarın eğitime, toplumun yaşam tarzına yönelik dayatmacı ve baskıcı uygulamaları, özellikle eğitim alanında yaşanan dinselleştirme uygulamalarıyla birlikte zirve yapmıştır…

Karma Eğitim Karşıtlığı

Kız ve erkek öğrencilerin küçük yaşlardan itibaren bir arada okutulması, farklı cinslerin birbirini tanıması, farklılıklarına saygı göstermesi ve kadın erkek eşitliğinin okul çağlarından itibaren bilince çıkarılması açısından önemlidir… Karma eğitim sadece eğitim alanı ile ilgili olmayan, toplumsal, sosyolojik ve pedagojik açıdan çok yönlü özellikleri olan bir uygulamadır… Kız ve erkek öğrencilerin önce ayrı sınıflarda, daha sonra ayrı ayrı okullarda öğrenim görmesinin arkasında yatan asıl unsur güçlü olan karşısında itaat edecek, iktidara her koşulda biat edecek “dindar nesiller” yetiştirmektir.

Bunlar sendikamızın raporunda yer alıyor. Gerek genel merkezimizin sitesinde gerekse şubemizin sitesinde yer alıyor.”dedi.

ADD Artvin Şube Başkanı Varan ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Atatürk’ü önce meclisten çıkarmaya başladılar. Okullarımızdan, müfredattan çıkarıyorlar. Buna karşı hep birlikte sesimizi yükseltmek zorundayız.” İfadelerine yer verdiler. ADD’nin eğitim sendikalarına ziyaretleri devam edecek.

Eğitim Ticarileşti

Rapordaki eğitimi ticarileştirme bulguları şöyle: “Türkiye’de özel okulların resmi okullara oranı 2016/’17 eğitim öğretim yılı itibariyle yüzde 20 gibi yüksek bir seviyeye çıktı… Kamu kaynakları çeşitli teşvikler üzerinden özel okullara aktarıldı…

Devlet okulları kendi kaderine terk edilirken, özel okullar her açıdan teşvik edildi. Toplumda giderek artan sınıfsal eşitsizlik, eğitim sistemi üzerinden daha da belirgin hale getirildi. Eğitimde 4+4+4 düzenlemesi sonrasında özel okul sayısı 10 kat, öğrenci sayısı ise 12 kat arttı… Sadece son beş yılda özel lise sayısı 2,9 kat, öğrenci sayısı 3,6 kat arttı… Benimsenen piyasa merkezli politikaların sonucu olarak MEB’in resmi sloganı ‘Paran kadar eğitim’ oldu…

4+4+4 sonrasında İHO’larda okuyan öğrenci sayısı 94 bin 467 iken, 2016/’17 eğitim öğretim yılında 7 kat artarak 651 bin 954 oldu…

Türkiye’de imam hatip okullarında okuyan (İHO, İHL, açık öğretim İHL) öğrenci sayısı 1 milyon 436 bin 74 olarak açıklandı.

“MEB, yıllardır yaptığı değişikliklerle eğitim sistemini yap-boz tahtasına çevirmiş, son olarak açıklanan yeni müfredat üzerinden öğrenci ve velilerin kafasını karıştırmak dışında eğitimde somut ve çözüme dayalı politikalar geliştirememiştir. “Okulöncesi eğitimden başlayarak eğitim yatırımlarına, ders kitaplarının hazırlanmasından eğitim yöneticilerinin belirlenmesine; sınıf mevcutlarından eğitimin laik, bilimsel ilkeler doğrultusunda verilmesine, demokratik ve kamusal yönünün geliştirilmesine özen gösterilmelidir. “Derslik, okul, öğretmen açıklarından eğitimin genel bütçe içindeki payına kadar, eğitimin hemen her alanında köklü bir değişime gereksinim vardır.

“Kamusal, parasız, demokratik, nitelikli, bilimsel ve anadilinde eğitimin önündeki engellerin kaldırılması için somut adımlar atılmalı, eğitimde ticarileştirme ve eğitimi dinselleştirme adımlarına derhal son verilmelidir.”