‘Ağaç tarımı’ yapılarak ormanları korumak mümkün

0
49

Ağaç ürünlerine yönelik artan küresel talebi karşılamak için kurulan endüstriyel plantasyonlar; tüm dünyada giderek büyüyen bir endüstriye dönüşüyor.

Endüstriyel plantasyon uygulaması hem orman ürünler ihtiyacını daha verimli bir şekilde karşılıyor hem de doğal ormanların sürdürülebilirliğine destek oluyor. Türkiye’den daha az orman alanına sahip olan Finlandiya, bu yöntemle 500 milyar euroluk bir orman sanayisi oluşturdu ve yılda 50 milyar dolarlık ihracata imza atıyor.

Dünyadaki ormanlar hem artan nüfusun yarattığı talep hem de iklim değişikliği nedeniyle büyük tehdit altında. WWF verilerine göre; 2020’de tropik bölgeler 12 milyon hektardan fazla ağaç örtüsünü kaybetti. Öte yandan kötü orman yönetimi uygulamaları, yangınlar, ülkelerin artan talebi karşılamak için ekolojik ormanlardaki kesimi ağaç üretiminden daha fazla yapması, kaçak kesimler gibi nedenlerle tüm dünyada ormanlar tehlike altında.

2020 verilerine göre ülkemizde 22 milyon 933 bin hektar orman alanımız var. Bu orman alanlarında 1 milyar 697 milyon metreküp servet yani ağaç hacmi var. Orman Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre, bu ağaçların yıllık artımı ise 47 milyon 400 metreküp. Yani Türkiye’de her yıl var olan ağaç hacmini sadece yüzde 0.03 metreküp oranında artıyor.

Yine Orman Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre Türkiye yılda yaklaşık 50 milyon metreküp odun tüketiyor. Bu rakamın 23 milyonu ekolojik ormanlardan karşılanıyor, kalan miktarı ise ithal ediliyor. Son yıllarda özellikle kağıt üretiminde kullanılan selülozun da büyük bir kısmı yine ithalat yoluyla karşılanıyor

Ancak endüstriyel plantasyon ormanları yaratarak hem ithalatı önlemek hem de maliyetleri düşürmek mümkün. Bu noktada Finlandiya örneğini veren Artvin Çoruh Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Güner, Türkiye’den daha az orman alanına sahip olan Finlandiya, ‘ağaç tarımı’ yani endüstriyel plantasyon yaparak yılda 50 milyar dolarlık ihracat yapıyor, sektörün büyüklüğü ise 500 milyar euro’yu ulaştı. Ülkemizde de Ege, Akdeniz ve Marmara’daki ormanlık alanlarımızın yüzde 15-20’si endüstriyel plantasyona uygun. Bu bölgelerde ağaç tarımı yani ekonomik ormanlar oluşturarak hem ithalatı önlemiş oluruz hem de doğal ormanlarımızı azalma tehdidinden kurtarırız” diyor.

Endüstriyel plantasyon yöntemiyle sanayinin odun ihtiyacını 15-20 yıllık kısa bir periyotta kereste üreterek karşılamanın mümkün olduğunu belirten Güner, “Dünya ormanlık alanının sadece yüzde 7-8’i endüstriyel ormanlardan oluşuyor. Buna karşın bu alanlar dünya odun üretiminin yüzde 35’inden fazlasını karşılıyor. Bu da ekolojik ormanlarımızın korunmasındaki önemini ortaya koyuyor” şeklinde konuştu

Endüstriyel plantasyon alanları için verimli bir toprak yapısı, uygun iklim koşulları ve düz ve ortalama yüzde 30 eğime sahip arazilerin kullanılabileceğini belirten Güner, “Bu koşullara bakarsa Karadeniz uygun bir alan değil. Marmara, Akdeniz ve Ege bölgeleri uygun görülüyor. Hatta Orman Genel Müdürlüğü’nün İstanbul, Muğla gibi illerde projeleri var ve oldukça başarılı sonuçlar alındı. Türkiye’deki orman hacminin yüzde 15-20’si endüstriyel plantasyon alanı olabilecek nitelikte” dedi.

Güner, farklı bölgelerde farklı ağaç türlerinin plantasyon alanlarında yetiştirilebildiğini ancak Türkiye’de kızılçam, sahil çamı, okaliptüs, dişbudak, kavak gibi ağaçların tercih edilebileceğini söyledi. Örneğin; 2019 yılında Türkiye’de toplam 22 milyon metreküp olan endüstriyel odun üretiminin 7 milyon metreküpü (yüzde 33) kızılçam ormanlarından üretilmiş.