Milli parkı tehdit eden HES’e ikinci kez onay

0
32
Milli parka olan yakınlığı ve heyelan tehlikesi nedeniyle mahkeme tarafından ÇED’i iptal edilen Şavşat’taki Armutlu HES için 3 yıl sonra yeniden onay verildi. Yeni ÇED’e göre ‘eksikler giderildi’ ama milli park da yerinde duruyor, afet durumu da sürüyor.

Artvin Şavşat’a bağlı Veliköy’de kurulması planlanan hidroelektrik santralı (HES) için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen ÇED olumlu kararı tepkiye sebep oldu. Üstelik şirket daha önce de aynı yerde aynı projeyi geliştirmiş ve aldığı ÇED onayı halkın mücadelesi sonucu 2015 yılında Rize idari mahkemesi tarafından iptal edilmişti.

Danıştay’ın da onadığı iptal kararı ardından yeniden verilen ÇED onayı şaşkınlık yarattı. Veliköy, Nanep ve Mansurat dereleri üzerinde planlanan projeye karşı yeniden Rize İdari Mahkemesi’ne yürütmeyi durdurma talebiyle açıldı. Bir kısmı, Karagöl-Sahara Milli Parkı sınırlarında kalan HES, yakınındaki dereleri de tehdit ediyor. Proje Veliköy başta olmak üzere, Meşeli, Köprülü, Cirit Düzü, Aşağı Koyunlu ve Pınarlı köylerini etkiliyor.

Yerel mahkemenin iptal ettiği ÇED dosyasında, projeyle ilgili hiçbir çevresel etki değerlendirmesinin yapılmadığı, bütünsel incelemelerin olmadığı, bölgenin heyelan riski altında olması ve Bakanlar Kurulunca “Afete Maruz Bölge” olarak isimlendirilmesi sebebiyle kazı faaliyetlerinin yapılamayacağı gibi gerekçeler yer alıyor. İptal kararında dikkat çeken diğer gerekçe ise Karagöl-Sahara Milli Parkı’na ilişkin değerlendirmeler oldu. Değerlendirmede gerekçe “Projenin Karagöl-Sahara Milli Parkı içerisine denk gelen kısmı için milli parkın ekosistemine ve biyoçeşitliliğine olan etkisi yönünden ayrıntılı inceleme ve çalışma yapılmadığı” ifadeleriyle kaydedildi.

Arten Üretim Makine San. Tic. Ltd. Şti. tarafından hazırlanan ve “Armutlu 1 – 2 Regülatörleri ve HES” ismi verilen projenin yeni ÇED dosyasında ise iptal edilen eski ÇED dosyasındaki ‘eksikliklerin giderildiği’ kaydedildi. Oysaki, HES’in yapılacağı bölgenin hâlâ “Afete Maruz Bölge” kategorisinde olması ve bir kısmının Karagöl-Sahara Milli Parkı sınırlarında kalması, bir değişiklik olmadığını ortaya koyuyor. Köy halkının avukatlarından Halis Yıldırım, “Dosyada hiçbir hukuka aykırılık giderilmemiş ve projenin çevreye olumsuz etkilerine herhangi bir çözüm getirilmemiş” diyerek bu durumu doğruluyor.

Heyelan etkisini az gösterme oyunu!
HES’in yapılmasının büyük tehlike arz ettiğini söyleyen Yıldırım, proje etki alanının tümünde heyelanlı alan mevcutken sadece 10 metre ötedeki cebri boru hattının incelendiğini kaydetti. Yıldırım, tüm alanın incelenmemesinin hem hukuka aykırılık hem de eksiklik olduğunu da sözlerine ekledi. Açılacak iletim tünellerinde yapılacak patlatmalar için 2016 yılında KTÜ tarafından ‘Heyelan İnceleme Raporu’ hazırlandığını, patlatmaların etkilerinin daha detaylı jeolojik ve jeoteknik etüt raporuna göre hazırlanacağının belirtildiğini söyleyen Yıldırım, yeni raporda bunun da hazırlanmadığını ifade etti.

Şavşat Dernekleri Federasyonu girişimiyle köy halkı adına, tekrar yürütmeyi durdurma istemiyle ve ÇED olumlu kararının iptali için dava açtıklarını söyleyen Yıldırım dosyadaki diğer eksiklikleri de özetleyerek sözlerini şöyle sonlandırdı: “Bu projenin ilk yapıldığı 2013 yılında Halkın Katılımı Toplantısı yapılmamış. Su yükleme havuzlarının yer küre üzerinde yarattığı basıncın depremselliği nasıl etkileyeceği raporda tartışılmamış. Raporda bir deprem durumunda bu tesislerin dayanacağı bir deprem senaryosu yok. 1992 verilerine göre fay haritalarına bakılmış ve güncellenmemiş. Derelere yakın olan projede herhangi bir sel felaketine ilişkin hiçbir çalışma yapılmamış. Durum özetle böyleyken bu rapora “Olumlu” kararı verilmesinin ne kadar hukuka aykırı olduğuna dair çok fazla lafa gerek yok.”

***

‘Çaldıkları boğazlarında kalacak’

Konu hakkında konuştuğumuz bir diğer isim olan Şavşat Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi ve Veliköylü Fuat Yüksek “Doğamıza göz diktiler. Dağlarımızı, derelerimizi, ağaçlarımızı yok ederek kazandıkları paralar bir gün boğazlarında kalacak” dedi. Bölgelerinde birçok HES ve baraj faaliyetinin olduğunu ve bunların olumsuz etkilerini gördüklerini söyleyen Yüksek sözlerine şöyle devam etti: “Domatesimiz kızarmadan düşüyor, eriğimiz bozuluyor. Ladin ağaçlarımız kuruyor. Doğanın dengesini altüst ettiler. Biz bu derelerden sulama yapıyoruz, tarım yapıyoruz, hayvanlarımız içiyor, iklimimizi düzenliyor. Bu dereler olmasa biz burada yaşayamayız. Daha önceden mücadele ettik ve kazandık. Projenin ÇED dosyası iptal edildi. Heyelan var dediler, milli parka yakın dediler. Şimdi ‘düzelttik’ diyorlar. Heyelan da duruyor milli park da. Bu nasıl düzenleme.”

Birgün / Demet Sargın